Kazoku Geemu

The_Family_Game-p2

Japon dizileriyle pek alakam yoktur, bana nedense çok yapay gelen bir halleri var.Uçuk insanlar oldukları için olabilir, ama yine de arada sırada denk geldiğim dizilerini de severek seyretmişimdir.Sadece özellikle izlemeliyim diye aramam, sormam.Bu diziye ise neden başladığımı hatırlamıyorum bile, sadece bir gece vakti öylesine seyretmeye başlayıp, aynı gece içinde bitirdiğimi biliyorum o kadar.2013 yılında yayınlanan 10 bölümlük bir dizi, ve kendini öyle rahat rahatta izlettiren bir şey de değil.

Numata ailesi, küçük oğulları nedensiz bir şekilde okula gitmeyi bırakınca ona internetten özel bir öğretmen tutarlar. Amaçları oğullarının en az abisi kadar başarılı olmasıdır.Bunun için buldukları öğretmen ise, onu tuttuklarına sonradan pişman ettirecek Yoshimoto adınada bir adamdır.Valla daha sahnede ilk göründüğü anda, ben bu adamda bir iş var, ne manyak manyak bakıyor demiştim..Zaten daha ikinci dakikada bakımından sorumlu öğrencisine anne ve babasının yanında okkalı bir tokat atınca az çok rengini belli etmişti.

Kazoku-Game-Ep-07-000

Böyle anlatınca, cani bir öğretmenin çocuğa ve aileye eziyeti şeklinde bir dizi özeti çıkıyor ortaya ama bundan daha fazla derinliğe sahip bir konusu var.Tabi az çok aşağı yukarı da böyle.Bu Yoshimoto kimdir, neden bu aileye bela olmuştur, neden koruması gereken öğrencisinin başına belalar açmaktadır ve asıl önemlisi derdi nedir bu adamın yahu.Valla ben cevapları alana kadar az karın ağrıları yaşamadım, tabi bir Numata ailesinin dramı kadar olamaz benimkisi.

Dizi dram gerilim bence. Ama ağırlıklı olarak dram diyebilirim.Bu öğretmen her ne kadar ortalığı biraz gerse, ve yöntemleri oldukça tartışmaya açık olsa da, asıl başarmak istediği şeyin yanında mantıklı kararlar aldığını da görebiliyoruz.Bir aile veya daha da ötesi bir toplum özeleştirisi sunan bir dizi bu; birlikte yaşayan kan bağları olan ama birbirlerini tanımayan insanların aslında ne kadar maskeyle dolandıklarını ve yalnız olduklarını gösteriyor.En küçük çocukla başlayan çözülme olayı; anne, baba ve nihayetinde büyük oğulla son buluyor.Ve hayatta hiçbir şey için mücadeleye girmeyen bu insanlar Yoshimoto öğretmene inat bir aile olmayı başarabiliyorlar.

Ben çok beğendim ve sevdim, sonuçta her gün bu tarz şeyler izleme imkanımız olamıyor.Kendini bu diziyi kaptıranlar için gayet güzel mesajları var aile olabilmek adına.1982 yılında yayımlanan “Kazoku Gemu” isimli bir romanın uyarlaması, hatta o dönem filmi bile çekilmiş; kendimize not bunu bulup izlemek lazım.bu arada keşke 2. Sezonu olsa dedirtecek cinsten.Denk düşerseniz aklınızda olsun derim…

Sweet Rain Shinigami no Seido

Bugün boş günüm, ve planlarım dahilinde bugünü güncelleme günü yapmaya karar verdim, bakalım ne kadar başarılı olacağım.Ruzigar’ın kendi blogunda bahsettiği bu filmi ilk okuduğumda yalan yok, nasıl bir şey acaba diyerek çok merak ettim ve indirdim.Sonrasında –elimin altında ya- izlemek o kadar kolay olmadı.Devamlı erteledim de erteledim, ama sonunda dün akşam oturup sonuna kadar izledim.Filmi izlerken sanki, yaptığım şey film izlemek değil de, onun yeri seri şeklinde devam eden bir manga okumak gibiydi..Açıp sağa sola bakınmadım ama eminin bu film mutlaka bir mangadan esinlenerek yapılmıştır..

Zalim hasatçı dediğimiz bir nevi ölüm meleği olan ana karakterimiz; kendisine konu olarak verilen insanların ölme veya “erteleme” kararlarını alma gibi bir mesleğe sahip.Yanında bir köpek – ki köpek de sadece onunla konuşabiliyor- bu insanların hayatlarına dahil oluyor; onlarla konuşup vakit geçiriyor ve en can alıcı soruyu sorup kararını veriyor; “ölüm hakkında ne düşünüyorsun”..Aldığı cevaba uygun –genellikle ölüm kararı çıkmakla birlikte- yoluna ve yeni görevlerine kaldığı yerden devam ediyor.Ama öyle bir özelliği var ki; kendisi hiç mavi bir gökyüzü görmemiş, zira ne zaman birinin ölüm kararını vermek için dünyaya gelse onu karşılayan tek şey kapalı bir gökyüzü ve hiç durmayacakmış gibi görünen yağmur.

Yüzyıllardır bu işi yapmasına rağmen, insan yaşantısını, onların duygularını her zaman merak eden, öğrenmek için can atan birisi; bu arada müziğe de bayılıyor; aynı diğer zalim hasatçılar gibi..24 yaşlarında tek başına yaşayan umutsuz bir kızın ölüm kararını almak için onun peşine takılıyor; birlikte vakit geçirip yemek yiyorlar ve aslında hiç öyle bir niyeti olmamasına karşın kıza hayatının iyiliğini yapıyor.Başlangıçta – her film zihniyetinde olduğu gibi- bunların arasında kesin bir şeyler gelişecek, oğlan kız aşık olup onun canını almaktan vazgeçecek diyen bir “ Melekler Şehri” zihniyetinde bir şeyler bekledim ancak burada yaptığımız majör hata bunun bir Japon yapımı olduğunu unutmak olsa gerek.Büyük bir genelleme içinde olmak istemiyorum ama Japon işi olunca konu aşk meşkten farklı konulara gayet rahat bir şekilde kayabiliyor..

Hasatçının sadece kızın hayatına etkilerini değil; ondan başka diğer görevlerine olan etkisini de izliyoruz.Sadece tek bir hikaye içinde sıkışıp kalmıyoruz yani..O aynı kalırken, onun “erteleme” kararı aldığı diğer hikayeler, aynı heyecan içinde izlettiriyor kendini.Şahsım özellikle hasatçının o merak dolu ifadesini ve en heyecanlı sahnelerde bile sanki olayın ortasında değil de dışından seyrediyormuş gibi duran tavrını beğendi.Adam, duygu belirtisi göstermeden duyguyu yansıtan bir oyunculuk içinde.Evet evet biliyorum, sırf aktörü sevdiğimden dolayı arsızca filmi de büyük bir sevgiyle kucaklıyor olabilirim, ama adamın varlığı olmasa bile film kendi içinde güzel olmaya devam edebiliyor..Ama tek eksik yanı,film gibi başlayıp film gibi bitememesi.Sanki takip ettiğimiz bir dizinin herhangi bir bölümünü izliyormuşuz gibi bir his veriyor insana, valla devamını bekliyorum ben..

Ölüm olması gereken bir şey; bu onun için üstünde düşünülmesi gereken bir şey değil, bu sadece bir “iş”..Gidecek veya kalacak olanı o ayırt eder; bunu yaparken insanlara kendini asla belli etmez; arkadaşları gibi ölüm hakkında ki düşüncelerini öğrenir, yaşamdaki amaçlarına bakar ve karar verir.Bu işte böylesine bir film, bir bakın derim seveceksiniz..

Nobuta wo Produce ~ Proje tamamlandı..

aufrqq

Geçenlerde Kimi Wa Pet dizisini ararken karşıma birden bu dizi çıkıverdi..Gayet masum bir şekilde “ bir bakayım nasıl bir şeymiş “diyerek başladım izlemeye; ki kendimi iyi bildiğimi düşünürdüm; büyük ihtimalle kapatıp bir daha yüzüne bakmayacaktım ama nasıl oldu bende anlamış değilim, diziyi bitirmiş bulundum.Aslında Japon dizilerine pek alışkın değilim, tam olarak “sevmem” diyemiyorum ama ne zaman izlesem hala bir şekilde garip geliyor gözüme..Özellikle ilk bölümlerinde kapatmamak için biraz cebelleniyorum, ama son bölümlere geldiğimde iyi ki devam etmişim, “iyi ki izlemişim” demeye başlıyorum..Sanırım Japon yapımları bende hep böyle hissettirmeye devam edecek..

Bu anlatacağım dizi 10 bölümlük olup başına oturup izlemeye başladığında anında bitiveren bir özelliğe sahip. Hikaye lisede geçiyor –hala lise temalı yapımları izlemekten bıkmadınız mı derseniz, hala kendini izletebilenler var derim- .Üç ana karakterimiz var; kızımız “Nobuta”, şöyle dışarıdan bakıldığında – ki bakmak da kolay değil- yüzünü kapatan uzun siyah saçları, kambur profili, kelimeleri ağzından kerpetenle çıkarıyormuşsun gibi zar zor konuşması ve güleceğim diyerek suratını daha korkunç bir şekle sokması ile; yaşıtlarının aksine içine kapanık, yalnız bir karakter.Bu hallerinden dolayı okulda diğer kızlara kabadayılık taslamaları için tam bir açık hedef haline gelebiliyor..Dizimizde zaten ismini bu kızdan almakta, manasını daha sonra açıklayacağım..

NobutaPowerENTER

Diğer bir karakterimiz; Shuji..Çocuk tam bir karizma, okulun en popüler çocuğu olup herkes tarafından seviliyor, herkes ona imrenerek bakıyor.Ama özünde bütün bu popülerlik hikayesinin aldatmaca olduğunu biliyor; sevse de sevmese de “popülerlik” uğrana rol yaparak geçiriyor lise hayatını.Hatta birlikte vakit geçirmekten hoşlanmadığı , ama herkesin “mükemmel çift” olarak gördüğü okulun en güzel kızıyla çıkıyor; tabi bu durumdan pek de hoşnut değil ama yine de herkes tarafından sevilme isteği bütün davranışlarını şekillendirmiş vaziyette.Evdeki ve okulda ki hali arasında dünyalar kadar fark var.Zaten ona göre okuldaki herkes birer çocuk ve o da içlerinde yetişkin olup; çocuk gibi rol yapmak zorunda kalarak lise günlerinin geçip gitmesini bekliyor.

wiki-shujitoakira2

Ve son karakterimiz; Akira..Canım ciğerimdir o benim, o kadar seviyorum ki onu anlatamam.Aslında nefret ediyordum en başında; duygu tam olarak nefret değil ama o ortaya çıktığında bir “hoşnutsuzluk” duygusu içinde buluyordum kendimi.Sonrasında nasıl bu kadar sevdim, her sahnede nasıl gözlerim onu aramaya başladı inanın bilemiyorum.Başta o konuşma şekli, davranışları irrite ediyordu beni, sonlara doğru bir baktım bende onun yaptığı o garip hareketleri evin içinde kullanmaya başlamışım..-itiraf ediyorum kendimden utanıyorum şu an- Bu çocuğumuz, oldukça zengin olup dizinin en eğlenceli karakteridir ayrıca.Nobuta, bir gün yeni öğrenci olarak bizimkilerin sınıfına katılıyor ama daha ilk andan itibaren diğerlerinin küçümsemelerine, zorbalıklarına maruz kalıyor..

Fanwall_Nobuta_wo_produce_by_Chiribu

Bu duruma içten içe üzülen Akira ve Shuji bizim kıza yardım etmek istiyor ve Nobuta’yı popüler etme planını hayata geçirmeye karar veriyorlar.Okulun çatı katında her gün buluşan bu üçlü, kimselerin haberi olmadan –hatta hiç kimseye arkadaş olduklarını belli dahi etmeden- yeni planlar yapıp bunları uygulamaya çalışıyorlar.Tabi her seferinde birileri tarafından sabotaja uğruyorlar, ki bu da dizinin heyecan kısmını temsil ediyor.Bu süreçte, Shuji; belki de hayatında ilk defa rol yapmadan, ne düşündüğünü çekinmeden söyleyebileceği insanların arasında; gerçek “arkadaş” sahibi olmayı öğreniyor.Bu süreci izlemek o kadar güzel ki, özellikle son bölümlerde baya yoğun duygularla yaşadık bunu.İtiraf ediyorum ağlamasam da gözlerim doldu..

Akira, evet o da arkadaşlığı öğreniyor ama hayatında değer verebileceği bir şey elde etmiş oluyor; “sevmeyi” öğreniyor..Yaa, bu Akira’dan bahsetmek içimi aydınlatıyor valla, sevdim keretayı diyeceğim ama o zamanda çok yaşlıymışım gibi olacak..Neyse gelelim dizinin ismini aldığı ana karakterimize – bu arada hangi Japon dizisine baksam bu kıza baş rolde, ne kadar seviliyor o öyle- Nobura; zamanla kendini açmayı öğreniyor, arkadaş edinmeyi, diğerleri tarafından sevilmeyi ve onları sevebilmeyi..Dizinin en az konuşan karakteri ama işte baş rol kendine ait; ve çok da güzel oynamış..Bir süre sonra masum halleri ile milletin kalbine taht kuruyor zaten..

nobuta-wo-produce

Eğlenceli bir dizi, ama eğlencenin yanında bir o kadar da duygusal, yeri geldiğinde dramatik, yeri geldiğinde heyecanlı..Arkadaşlığın değerini öğrenmek adına izlenebilecek en iyi dizi bu derim herhalde; zira şu an aklıma kıyaslama yapabilecek bir dizi bile gelmiyor..Erken bitti, daha uzun olabilirdi diyen bir sitem içine dahi girebilirim, ama ne çare bitti geçti işte..Kız bir tarafa ama erkek karakterlerimiz, gözümde ayrı bir değer kazandı..Bu yorum farklı yollara sapmak üzere onun için artık bitse iyi olur diyorum ve linklerimi vererek kaçıyorum.Buradan izleyebilir, buradan indirebilirsiniz, önerilir..