Tales From The Loop

Daha 2020’in başlarındayız, bir hastalık çıkmış, herkes evlerine kapanmış ben acılar içinde işe gidiyorum. Daha o dönemden ilk vakalar açıklanıyor, ben daha bir değil iki temasımı birden almış ,evin bir odasına kapanmış kendimi duvarlara bakarken buldum. Gerçi o zamandan bu zamana pek bir şey de değişmedi, ben hala temaslar içinde kedimi odalara kapatmaya devam ediyorum. Neyse efendim, işte o ilk kapanmalarda bu diziye denk gelmiştim. Zaten kafam karışık, anksiyete tavan yapmış, bir de belirsiz geleceklerin kara deliklerine sürüklemişim kendimi, psikolojimle paralel olarak.


8 bölümlük bir kara gelecek dizisi. Orjinali İsveçli bir sanatçının resim çalışmalarından ilham alınmış; ki kendisi böyle kartpostal kıvamında içinde çeşitli makinaların yer aldığı gelecek tasvirlerini barındırıyor. Ama öyle teknolojinin her yeri sardığı ortamın gri karanlık olduğu tasvirler değil. Bir kasaba ortamında uçsuz bucaksız ağaçlar, çimenlerin arasında çocukların terk edilmiş makinalara, robotlara selam çaktığı tasvirlerden.


Gerçekten ilham alınmayacak gibi değil; adamlar bir iki resme bakıp dizi yapmışlar gerçekten. Tema da aynı bu şekilde; “Loop” adı verilen bir teknolojinin üstünde yaşamını devam ettiren bir kasaba var. Bu bilinmeyen teknoloji kasaba halkının geçim kaynağını sağlayan bir fabrika görünümlü yapı içinde bulunmakta. Daha tam olarak nasıl işlediği, çalıştığı belli değil; ancak insanı hayretlere sürükleyen olaylar meydana getirdiği, izledikçe ortaya çıkıyor.


Belli bir karakter üzerinden dizi ilerlemiyor; daha çok kasaba ahalisinin etrafında birbirleri ile küçük bağlantıları olsa da genellikle bağımsız bölümler şeklimde ilerleyen hikayeleri var. Öyle soğuk bir gelecek tasfiri yok; aksine her bir hikaye büyük dramlar barındırıyor bence. Bütün o arka plan sahipsiz robotların arasında insanı insan yapan; acı, çaresizlik, terk edilme ve kaybetme duyguları daha baskın kendini gösteriyor.


Belki bir anneyi, belki bir çocuğu veya en önemlisi kendini kaybetme hikayeleri izliyoruz bu dizide. Her ne kadar döngünün sebep olduğu çıkmazlar sonucu olsa da bunlar; dizi hem dram hem de bilim kurgu ayağını çok güzel yansıtıyor. Her izleyen aynı düşünce de olmuyor tabi; “bu ne biçim dizi, ne izledik şimdi biz” diyenlerin sayısı da az değil. Ancak bilim kurgu sevdiğinizi düşünüyorsanız bu es geçilmeyecek bir fırsattır diyebilirim.


Black Mirror’dan ne eksiği varmış Allah aşkına, diyerek bu yazımı da burada bitiririm, iyi seyirler efendim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s