Bridgerton

Net ortamına sunulmasının üzerinden baya zaman geçmiş olmasına rağmen benim yazma isteğimin yeni yeni ortaya çıktığı bu günleri bu dizi ile bloga bir dönüş yapmak için değerlendirmek istedim.Gençlik yılları dönem kitapları okumakla geçen her geç kızın, o dönem hissettiği duyguları ilerleyen yaşlarda da kovalamasının bir sonucu olarak, bu dizi vahada susuz kalmış heyecanları tekrar ortaya çıkardı.


Zamanında hatırlıyorum da elimizde artık kütüphaneden mi aldık yoksa kardeşimin bir arkadaşından mı bilmiyorum; Jane Eyre’nin kitabı geçti elimize.Tek bir kitap ve onu okumak isteyen iki kız kardeş, ay Allahım nasıl kavgalar etmiştik, okuma sırası kimde, kim bir saatini doldurdu kitap kimin eline geçti diye. Hatta ben o zamanın gözü dönmüşlüğü ile kendimi odaya kilitlemiştim az daha fazla okuyayım diye, tabi kardeşim de kapıyı yumruklamakla meşguldü o anlarda. Şimdi böyle bir şey yaparsam başıma neler geleceğini anlayacak kadar hayatta kardeşimle yol aldım; beni mahvolmaktan beter eder.


Jane Eyre, Uğultulu Tepeler derken daha bir sürü kitapla devam etti bu maceralar.Tabi aynı anda bu kitapların farklı zaman ve ekiplerle çekilen filmleri de hayatımıza renk katmaya devam etti.Bridgerton ise, bir kitap serisiymiş esasında, ancak Netflix dizisini yayınlayana kadar tabi ki benim bundan haberim olmadı.Artık bir şeylerin peşinde koşan ve kavga etme pahasına o heyecanları kovalayan gençlik kalmadığı için, elde hazırda tüketime ne sunuluyorsa bizde ona yönelir olduk.


Bridgerton, 1880’lü yıllar İngiltere’sinde, aynı isimli ailenin en büyük kızının düğün sezonu açılmasıyla, önce sosyeteye taktimi , sonra da damar namzetlerine sunumu ile başlıyor.Elit kesimin en büyük olaylarından biri, yani düğün sezonu bakalım neler yaşanacak ve beraberinde ne gibi dedikodular sosyetenin altını üstüne getirecek.Anlatım tarzı ve hikayenin gidişatı çok eğlenceli. Yani şöyle dönüp baktığımda sevmediğim pek fazla karakter de yok.


Şaşalı kıyafetler, havalı balolar ve bitmez bilmeyen danslar; kur yapma taktikleri, sosyete kuralları ve duellolar. Bridgerton ailesinin her bir üyesine ayrı bayıldım. Dizi o kadar çok izlenmiş ki, ikinci sezon onayını almış bile, hatta geçenlerde çekimlerden kareler sızmıştı net ortamına.Hele bir çıksın bakalım, ilk sıradan ikinci sezon için bilgisayar karşısına geçmiş olacağım. Tabi başta gösterilen cinsellik uyarısının hakkını verecek şekilde sahneler de mevcut, bunu da belirtmeden geçmeleylim.Benim aklıma Matthew Macfadyen’li Aşk ve Gurur filmi geliyor hemen, kızın elini tuttuğu sahne var, öyle ki adam gururundan sonra elini açıp kapatmıştı da o duygu akşını biz fanilere geçirebilmişti. Demem o ki bazı şeyleri anlatabilmek için soft porn takılmaya da pek fazla gerek yok, olmasa da olur aslında.


Yine de bir daha belirtiyorum, dönem yapımlarını sevenler için oldukça eğlenceli bir dizi.Karantina günlerinde mutlu olmak isteyenler için şiddetle önerilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s