Space Sweepers

Film ilk defa Netflix’de yayınlandığında nadir bir şekilde bekletmeden hemen izlemiş ve de çok beğenmiştim. O zamandan beri aklımda, bir şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğumda ilk sırada bu film olacak diye kendime söz vermiştim. Zaten oldum olası severim bilim kurgu ve uzay temalı filmleri, ancak işin içinde bir de gençlik yıllarımı uğruna tükettiğim Kore semaları da olunca ölsem kaçırmam dediğim bir film yakalamış oldum net dünyasında.


Onların böyle güzel bir film yapması sanki kendi milletimiz yapmışçasına gururlandırıyor beni. Konuya gelecek olursak; 2092 yılında artık dünya çevre kirliliği ve iklim değişikliğinden dolayı yaşanmayacak bir hale gelmiş ve imkanı olan insanlar dünyayı terk ederek çevresinde kolinilere yerleşmiş. Tabi fakir olan grup hala dünyada yaşam mücadelesi vermekte. Uzay öyle bire hale gelmiş ki, dünyayı kirleten insanoğlu bu sefer de barınmakta olduğu uzayı atıkları ile çöp haline getirmeye başlamış.


Her açılan yeni istasyonla ortada kalan inşaat parçaları uzayda sürüklenip durmakta, bu da bu parçaların kıymetli istasyonlarına çarpma riskini de beraberinde getirmekte. Filmin ana kahramanları derme çatma bir uzay gemisi ile – ki gemi de bankaya borçlu her an hacizle ellerinden alınabilir- uzayda para edecek bu çöpleri bulup para kazanma telaşında olan birbirinden enteresan bir mürettebat grubu. Hepsinin para biriktirmek için farklı sebepleri var, hatta bir iki tanesi galaksi çapında aranan nadide insanlar.


Onların ki gibi bir çok farklı mürettebat da kendi gemileri ile birlikte bu çöp toplama yarışının içinde rekabet etmekte; ki bunun heyecanını daha ilk sahneden görmekteyiz. Bizim Kore bayraklı ekibin eline hiç olmayacak yerden “insansı” diye ifade edilen insan görünümünde çocuk şeklinde bir robot düşer. Olacak iş işte, bu insansı galaksi çapında aranan ve başına büyük bir ödül koyulan tehlikeli bir robottur. Ve film bu andan itibaren para kazanmayı odağına koymuş bu ekiple o çocuk görünümlü robot arasında bol koşturmacalı ve duygusal bir şekilde ilerlemeye başlar.

Biraz taraflı bir yaklaşım içinde olabilirim ama kocaman bağırarak söylüyorum; çok beğendim. Devamlı bir koşturmaca hali olsa da mürettebatın arka plan hikayeleri, küçük kızla kaynaşmaları, o duygusallık ve tatmin edici finali ile tekrar izlemekten keyif alacağım bir film olmuş. Hani bazı filmler kıymetlidir ya, bunu da aldım o kıymetlilerin arasına koydum. Film için yapılan yorumlara baktığımda; benim gibi çok seven de olmuş sıkılıp bırakan da. Beklenti meselesi sanırım; artık siz de ne bekliyorsanız ona göre bir puan verirsiniz. Benim tek amacım azıcık övüp bu filmi biraz daha göz önüne getirmek. Kaçırmayın derim, eğlenceli bir 2,5 saat sizleri bekliyor olacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s