Arrival

tumblr_olfq2iwi9f1s80h8lo1_500

Bilim kurgu hakkı verildiğinde insanın ufkunu genişleten ve sıkışıp kaldığımız hayatımızda anlık dahi olsa bizi başka gezegenlere, zamanlara sürükleyen bir araç gibi gelir her zaman bana.Sinema da tercih ettiğim ilk çeşittir,şimdiye kadar içten içe sevip sahiplendiğim filmler hep bu türe mahsus olmuştur.En iyi örneği Terminatör serisidir benim gözümde.Ama son zamanlarda özellikle uzaylıların varlığı ve onlarla temas içerikli yapımlar daha da artmaya başladı.Zira aldığım kitaplar için bile içinde uzaylı teması varsa satın alma hızı bir tık daha ivme kazanıyor.Hadi Amerika gibi bu uzaylılara kafayı takan bir yerde yaşıyor olsaydık, belki de ben bile kendimi kaybedebilirdim.

Ne de olsa benim kuşağın insanları Fox Mulder gibi saplantılı bir deliyle büyüdü, biraz etkileşim içine girmemiz artık kaçınılmazdı.Ama kendi toplumum içinde uzaylı gördüm, yok efendim beni dün gece uzaylılar kaçırdı tarzında hiç bir konuşma geçmediği için, hatta uzaylıyla alakalı geçen cümlelerin taşla kovalamakla biteceği sanatsal yansımalarda dünya dışı varlık düşüncesi hiç bir zaman ciddiye alınmadı.Şimdi eleştirmek kolay tabi, kendime dönerek soruyorum o zaman “ben ciddiye alıyor muyum?”, cevabı maalesef hayır olur.Yine de yüzsüzlük yaparak diyorum ki iki gün sonra biz geldik efendim diye kapıyı tıklatan dünya dışı canlı formları olursa “ben zaten biliyorum varlıklarını” diyerek zılgıt çalanlaran biri de ben olurum.

tumblr_oknyfl6ygq1u4kolmo1_500

Geçenlerde Yıldız Gemisi Askerleri diye bir kitap okudum, hatta bir 6 ay falan olmuştur herhalde.O dönem kardeşim Şırnak’ta askerliğini yaptığı için böyle askerlik, fedakarlık tarzında şeylere ilgim bir hayli yüksekti.Orada da böcek şeklinde ki uzaylılarla savaşan askerler ve onların nasıl bir eğitim sürecinden geçtikten sonra başlarına gelen olaylar anlatılıyordu.Daha çok bilim kurgu olacağını düşündüğüm kitap beni yanılatarak askerlik psikolojisi ve askerliği yücelten bir hal almaya başladı.Sanırım kitap 1959 yılında yazılmış ve hatta o dönem yazarı askerliği altını çize çize övdüğü için bir hayli eleştirilmiş, keza bu eleştiriler günümüzde de devam etmekte.İdeolojik ve politik olarak “tartışmalı”kitapların arasına giriyormuş.

Güvenli bir coğrafyada yaşamadığımız, korunmaya ve güvenliğe ihtiyacımızın olduğu bir ortamda askerliğin var olmasını destekleyen bir düşüncede olduğum için ben kitabı beğenmiş ve hatta şu an içinde bulunduğumuz böcek şeklinde ki düşmanları sık sık kitapta bahsi geçen uzaylılarla bağdaştırmıştım.Konu nerden nereye geldi, asıl anlatmak istediğim uzaylılarla iletişim temalı bir filmken ruh halimizin bizi sürüklediği konulara doğru kayıp duruyorum gene.

tumblr_ol0ga1enbd1s535xbo2_500

Gelelim Arrival, yani “Geliş” filmine.Çok beğenerek ve etkilenerek izlediğim bir film oldu.Dilbilimci olarak çalışan ana karakterimizin kapısını bir gün hükümet yetkilileri çalar, dünyanın 12 farklı bölgelerine yarı kubbeye benzeyen gemilerle (?) iniş yapmış ama bir türlü iletişime geçmeyen bu uzaylılarla iletişim kurabilmektir amaçları.Ahtopota benzeyen ayak yapılarıyla karşımıza çıkan bu uzaylılardan biraz ürkmedim de değil yani.İletişim için dil gerekir,dilin en önemli var oluş aracı ise yazıdır.Dünyanın çeşitli yerlerinde konumlanmış bu canlılarla iletişime geçebilmek için hükümetler ellerinden geleni yapmakta ancak bir sonuç alınamamaktadır.

Beklemenin getirdiği güvensizlik ortamında halklar ayaklanmış, anarşi had safhaya çıkmıştır.Bir an önce bu uzaylıların nasıl dünyaamıza geldikleri ve en önemlisi neden burada oldukları,insan ırkından ne istedikleri öğrenilmeli ve ona göre hareket planları oluşturulmalıdır.insan psikolojisi işte, bilmediğin her şey hele bir de senin yaşam alanına gelip bir açıklama yapmıyorsa varlığına dair, onun adı artık “düşmandır”.Böyle baskı dolu bir ortamda ana karakterimiz onların dillerine ilişkin çalışmalar yapmakta ve bu esnada ölmüş olan kızı hakkında geriye dönüşlerle onun hayatını hatırlamaktadır.

tumblr_oktdlip0sa1rpfvalo2_r1_500

Ancak daire içine alınarak ortaya konulan bu garip dilin gizemleri çözüldükçe onun kızına dair hatırladığı şeylerin aslında geçmişte değil daha var olmamış bir gelecekten aklına düşen yansımalar olduğunu bizde onunla birlikte keşfetmeye başlıyoruz.Bu cümle bile filme dair büyük bir ayrıntıyı ortaya çıkarırken gerisini anlatmak pek de yararlı olmaz.Kendi içinde durağan giden bu film, bilinmeyeni keşfetmenin heyecanı ve iyi bir oyunculukla 10 numara bir yapım olmuştur izleyenlerin gözüne.Tabi en başında bahsettiğim gibi uzaylı temalı zaafımın da bu çıkarımı yapmamda baya bir etkisi var.Nasıl olur acaba, gerçekten var olsalar ve bizi bulsalar.Belki de kimilerinin inandığı gibi bu zeki canlılar bizi çoktan buldular ama adı üstünde işte “zeki” oldukları için bizlere hiç bulaşmadan yokmuş gibi davranmaya devam ediyorlar, ne de olsa canlıların en bencili ve dengesizi olan insanoğlu ile insanın kendi bile baş edemezken böyle bir riske girip bende varım demeye gerek duymamışlardır.

I’m not so sure I believe in beginnings and endings. There are days that define your story beyond your life. Like the day they arrived.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s