Childhood’s End

öm

Bilim kurgu izlemeyi severim, hatta günümüz yapımlarının bazılarını biz küçükken seyretseydik şu an benim için kült olmuş birçok dizi, film veya kitap olurdu.Childhood’s End ise işte tam bu kategoriye giriyor; kimilerinin çocukluğuna heyecan katmış ve nihayet uzun yıllar sonra kitap sayfalarından çıkıp ekranlarda seyredilme imkanı bulunmuş.Kitabı okuyarak büyüyenler için ne kadar çok eleştirilecek kısım olursa olsun -kendim yaptığım için diyorum- sonunda gözü kapalı diziyi kabul edip sevmekten başka çareniz kalmıyor.Ama benim gibi böyle bir kitabın varlığından ilk defa haberdar olan birisi izlerken sadece gördüklerine ve aynı esnada hissettiklerine göre yorum yapar.Şu uzun uzun yazdığım satırların kısaca anlatmak istediği; ne gördüysem odur gerisi boştur.

Dün gece bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izlediğim Childhood’s End için dizi bittikten sonra bir araştırma yaptım; kim ne demiş nasıl bulmuşlar.Ve bir tane olumsuz eleştiri bulamadım.Hal böyle olunca üstümde ki “ben fazla beğenmedim” diyebilme baskısını varın siz düşünün.Konu çok güzel başlıyor hatta ilk bölüm çok heyecanlı bir ivmeyle tırmanıyor,tırmanıyor derken ikinci bölümde sanki tamamen başka bir şeye dönüşürken buluyorsunuz diziyi.Aldım başımı gittim yine, önce biraz konusundan bahsedip eleştiri kısmına geçmek güzel bir kompozisyonun ilk şartıdır; ben yine giriş kısmının yapmadan sonuca ulaştım, gelişme kısmına da selam olsun buradan.

tumblr_nzdjsrKesW1v1tbsao2_1280

Şimdi efendim dizimiz 2015 yapımı 3 bölümlük bir mini dizi.Her bölüm yaklaşık 80 dakikadan oluştuğu için peş peşe 3 film izliyormuş gibi hissettirebilir.Aynı isimli kitaptan uyarlanmış, kitap ise ilk olarak 1953 yılında ortaya çıkmış, yazarı ise Arthur C.Clarke isimli bir İngiliz.O zamandan beri peşine bir sürü hayran takmış, nesiller deyim yerindeyse bu kitapla büyümüş.Yaklaşık yarım yüzyıllık bir ağrlığı olan bu kitabın yayımlandığı yıllarda zamanını aşan bir kitap olduğu da ortada.

Uzaylı istilasını anlatıyor en kısa özetiyle.Zaten son yıllarda dünyamıza bir şekilde ulaşıp da bizim gibi işe yaramaz fanileri istila etmeyen uzaylı da kalmamıştı artık.Böyle deyince kendimi Fox Mulder gibi hissettim; “The Truth is out there” .Hatta bir nesili büyüten Roswell olayından sonra -benim için dizisi- böyle paranoyalara girmemek baya bir irade gerektiriyor.Geçenlerde bir dergide okumuştum, ciddi ciddi emeğini ve yıllarını uzaylı aramaya vermiş inanlar varmış; gerçi bizim milletten çıkmaz öyle şeyler, bahsini ettiğim ulus tabi ki Amerikan ahalisi.Adamlar seviyorlar dünya dışı varlık düşüncesini, ben ise içime dönüp baktığımda varlıklarına dair neden olmasın ki diyorum, ama ömrüm yettiği sürece onları görebileceğimi de düşünmüyorum.Açıkçası bilinmeyene karşı hissedilen korkunun desibeli bende bir ton daha arttığı için endişeden ölmemek adına onların varlığını bilmemeyi tercih ederim, bu iş cesurların işi, benim değil.

tumblr_nz66vac8zO1uxt93vo1_1280

Dünyada kimi şehirlerin üzerine kocaman uzay gemileri yerleşir günün birinde, insanlığın kullandığı bütün uçmaya dair araçlar da aynı esnada ağır ağır yere indirilir.Tam neler oluyor diye bir panik havası ortaya çıkacakken insanlar birden yıllar önce ölmüş sevdiklerini karşılarında görmeye başlarlar, görüntü ve ses onlara ait olmasına rağmen söyledikleri sözler bu uzaylı ahalisinin insan ırkına mesajıdır; ” Barış ve adalet sağlamak için geldik, bizden korkmanıza gerek yok, artık ne savaş ne de açlık olacak, refah içinde bir yaşam sizi bekliyor”.Ne güzel bir düşünce değil mi,dizide buna insanlar iki şekilde tepki veriyor; ya mutlak bir kabullenme yada bizi kandırıyorlar diyerek baş kaldırma.İzlerken ister istemez sizde empati kurup bir taraf seçiyorsunuz; ben refah kısmını tercih ederdim,yeteri kadar sorgulamadan sonra çıkacak en uygun sonuç bu olurdu benim için.Ve dediklerini de yapıyorlar, savaşlar sona erip haksızlıklar son bulunca tam anlamıyla ütopya dedikleri altın çağ başlıyor insan ırkı için.

Tabi her şey bu kadar basit olamaz, dizi işte bundan sonra uzaylıların oldukça nazik bir şekilde insan ırkını yok edip dünyayı yerle bir etmesini anlatıyor.İlk bölüm onların gelişi ve bu altın çağa ulaşılması, ikinci bölüm overlord dediklerini efendi uzaylının kendini göstermesiyle daha mistik ve dini konuların tartışılması ve son bölüm ise kabullenişmiş kayıpların verilmesiyle dizi son buluyor.Heyecanı yer yer artıp azalıyor ama benim için ilk bölüm en güzeliydi, daha sonrasında izlerken sıkıldığım yerlerde oldu, hatta gereksiz uzatılan kısımlar vardı bence.Overlord’un seçtiği mavi yakalı peygamberin ölen eşiyle alakalı otel odası kısmını sil at,hatta bana seçilen bu adamın neden illa bir Amerikalı olduğu izahını da ver; tabi bu adamın beyaz, mavi gözlü, sarı saçlı oluşunu da açıkla, ben de bu dizi bir muhteşem dostum diyeyim.Tabi haklı olarak diziyi yapan USA olduğu için başrolde de onlardan biri olacak ama yinede zihinleri yakacak genişlikte bir hayal gücüne verilecek cevap standart kalıplı oyuncu seçimi olmamalı.

tumblr_nzt0f5fvPz1sgf8qno9_1280

Tatilde rüya gibi yaşamlar süren insan ırkının çocuklarını gözü yaşlı uğurlaması da bana pek dokunmadı,daha çarpıcı bir sahne olabilirdi orası.Ve insanlığın tabiatında yer alan kızgınlık hissi yoktu bu dizide.Ya da ne bileyim çaresizlik duygusu rahat yaşam düşüncesi içinde yutulup yok olmuş da,uyuşmuşluk hali dizinin tamamına yayılmış gibiydi.Ben bir izleyen olarak kızacak birilerini ararken Overlord’ları bile sempatik gösterip onların da emir kulu olduğu düşüncesinin altını çizmek diziyi gözümde yapay bir hale sokmak için yeterliydi.

Tamam bu bir bilim kurgu ve tabi ki insan draması izleyecek değildik ama, yinede insanın var olduğu yerde duyguların ve hele böyle bir ortamda çaresizliğin de vurgusu yapılmalıydı.Sadece eski ve yeni eşi arasında kalmış bir adamla değil, yada ailesini kaybetme korkusu yaşayan bir baba ile de.Gerçi bu dizide o sıkışmışlık duygusunu veren tek karakterde o babaydı, hakkını yemeyeyim.Eğer bir bilim kurgu izleyene bu gibi teferruatları unutturmak istiyorsa olayı o kadar heyecanlı bir hale getirmeli ki izleyen sıkıldığı noktalarda böyle düşüncelere dalacak kadar kendini izlediği şeyin dışına çekip ahkam kesecek noktalara gelmemeli.

tumblr_nzt0f5fvPz1sgf8qno2_1280

En başta sonuç kısmını vermiştim aslında, kitabı bilip onunla büyüyenler için güzel bir dizi ama benim gibi sadece gördüklerine göre konuşan birisi için ortalama.Yinede 3 bölüme sığdırılmış haliyle ne demek istediğini anlatabilmiş, bilimkurgu sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapım.Kim bilir belki sizler daha çok seversiniz, ne de olsa hiç eskimeyecek bir konuya sahip; uzaylı istilası…

Reklamlar

2 thoughts on “Childhood’s End

  1. Güzel bir yazı olmuş, bende yakın zamanda izledim ama sanki daha iyi de olabilirmiş gibi.Yine de türü için güzel bir örnek, eline sağlık güzel yorumlamışsın…

  2. Teşekkür ederim uzun bir aradan sonra yazdım bu yazıyı beğenmene sevindim😏

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s