Galaksinin Koruyucuları

tumblr_nbpcxdfd1R1qzdglao1_500

Marvel filmlerini severim, hatta imkan bulursam gidip sinemada izlemeye özen gösteririm; ne de olsa büyük ekran ve ses sistemiyle seyredilmesi gereken filmler olur bunlar.Thor, Captain America, İron Man ve nihayet Avengers derken bunların kendi içinde devam filmleri dahil hepsini izlemişimdir.Herkesin malumu olan filmler olduğu için özellikle tanıtım yazısı yazmayı veya ne bileyim yorum yapıp kendi kendime konuşmayı istemediğim için onlar hakkında şimdiye kadar hiç yazı yazmadım.Ama öyle bir gün gelir ki bu filmleri bir tarafa,diğerini bir tarafa koyacağımız zamanlarda buluruz kendimizi.Diğerleri hep iç içe geçerken Galaksinin Koruyucuları kendi başına “buradayım” der gibi hayran kitlesi yarattı.Gerçi belli olmaz, aynı stüdyodan çıktıkları için gün gelir bizim çeteyi Avengers’ların içinde bile görebiliriz.

Açıkçası bu filmi gidip sinemada seyretmek gelmemişti içimden, hatta Marvel ile tamamen alakasız,burun kıvıran kardeşim beni zorla götürdü bu filme.Şaşılacak bir şey gerçekten; onun bu kararının arkasında ki sırrı ifşa ediyorum tamamen baş roldeki adam yüzünden; Chris Pratt.Kendisi Parks and Recreation’daki Andy Dwyer rolünde olduğu için bizimkinin ve hatta bu diziyi seven herkesin göz bebeği konumunda.Dizide saf ve iyi huylu bir karakteri canlandırdığı için onu sevmemek imkansız.Hatta özel hayatında bile karısına olan aşkı ve bağlılığını yüzünden takdir topluyor gözümüzde.

tumblr_ncjzyhkPTk1qh402go1_500

Bir de tumblr’da öyle resimleri var ki, hani filmi seyretmemiş olsam bile severdim bu adamı; o alçak gönüllüğü sayesinde kendisi hakkına kötü konuşan birini bulamazsınız.Aynı şey Loki’yi canlandıran Tom Hiddleston için bile söylenebilir; zira o da tam bir İngiliz centilmeni gibi dolanıyor ortalıkta.Ne diyebilirim hani lise yıllarımda bir ergen olsam fena sarardım ben bu ekibe herhalde; gerçi bu durum benim fanfiction okumamı da engellemiyor.

Konuya dönelim yani Galaksinin Koruyucularına.Böyle uzayda geçen, dünyayı kurtaran karakterlerle dolu bir dünya film vardır ve artık bizlere yeni bir şey sunamazlar herhalde derken, insanı hoş bir şaşkınlığa sürükleyen bir şey yaptılar ve ve hoş bir müzik eşliğinde bizlere ne kadar da toy olabileceğimizi gösterdiler.Film çok acıklı başladı, hatta bir ara dedim tamam dram ağırlıklı da gideceğiz ama filme dair üzüleceğiniz tek sahne o en başta göreceğimiz hastanesi sahnesidir.

tumblr_ncewo3QVAR1r2mn23o1_500

Çocuğun annesi kanser hastasıdır ve ölüm yatağındadır, babası ise ortada yoktur.Annesinin son gecesinde hastane bahçesinden bilinmeyen uzaylılar tarafından gemilerine alınarak kaçırılan ana karakterimiz -kendisine Star Lord dememizi istiyor- yıllar sonra büyümüş ve kendisini kaçıranların arasında onlar gibi uzay hırsızı olmuştur.Bağımsız bir iş yaparken bir küreyi bulur ve cebe atar, ancak bu kürenin ne kadar değerli olduğu tüm galaksinin en korkunç liderinin peşine takılmasıyla ortaya çıkar.

Bu uğurda peşine takılıp küreyi ele geçirmek isteyen yeşil kadın Gamora’dan kaçarken, silahlı konuşan bir sert adam olan rakun Roket ve onun yakın arkadaşı türünün son örneği ağaç adam Groot’un hedefine de takılır.Ve ekibin en son üyesi de bizimkilerle hapishanede tanışıp yeşil kadın Gamora’yı öldürmek için fırsat kollayan Yokedici Drax olur.Bu birbirinden oldukça farklı ve tek amaçları kendi çıkarlarına göre çalışmak olan beşli bir araya gelir ve galaksiyi kurtarmaya soyunur.Artık seyreyleyin siz cümbüşü.

tumblr_nckbpoScLg1rwh85uo1_500

Para ve ün peşinde olan mı dersin, intikam için her şeyi yapabilecek olan mı yoksa sadece arkadaşını takip edecek olan mı.Bu ekip kadar alakasız kahramanlar topluluğu olamaz.Zaten birbirleriyle anlaşıp ortak bir amaç için hareket etmeleri de bir hayli güç oluyor.Hepsi için ortak olarak söyleyebileceğim yegane özellikleri; sempatik bir salaklık içinde oldukları olur.Ve filmi izleyen herkesin en sevdiği karakter Groot olur tabi ki.

Kendisi dediğim gibi yürüyen ve az buçuk konuşabilen bir ağaç; Bradley Cooper tarafından can buluyor, ama tabi filmde ağacı canlandırdığı için kendisinin varlığını daha sonra kadroya baktığımızda öğreniyoruz.”Ben Groot” demesiyle gönüllere taht kurmuştur, en yakın dostu Roket ile bence en sempatik ikili olarak ortada dolanmaktadır.Heyecan var, muhteşem oyuncular var, görsellik var ve tabi ki harika bir soundtrack’ı var.İzlemeyen kaldıysa çok şey kaybediyor,2 saat kadar bir şey, hemen başlıyor ve bitiyor işte.Seyredilmesi şiddetle tavsiye edilir.

Reklamlar

4 thoughts on “Galaksinin Koruyucuları

  1. Sonunda gelmişsiniz : )
    Bir ara sürekli girip yeni yazılar var mı diye girip bakıyordum,sanırım sonradan pes etmiş olmalıyım ki şimdi girip bir sürü yeni yazı ile karşılaşınca çok sevindim : )
    Film için söylediklerinize tamamıyle katılıyorum.Hele ki şu yorumunuz özet niteliği taşıyor adeta ; ”Hepsi için ortak olarak söyleyebileceğim yegane özellikleri; sempatik bir salaklık içinde oldukları olur.” : )
    Şunu da söylemeden geçmeyeyim,Groot karakterini Vin Diesel seslendiriyor. Bradley Cooper ise Rocket Raccoon ‘u.
    Yazılarınızı okumayı seviyorum.Naif ve içten bir tarzınız var.Güzel yazılarınızı benim gibi okurlarınızdan esirgemeyin e mi : )

  2. @serafina

    Öncellikle özür dilerim nöbette olduğum için bu yorumu baya gecikmeli bir şekilde okudum, ama okurken yüzümde güller açtı birden, çok mutlu oldum o son yazdıkların için, baya bir motivasyon oldu benim için.

    Bir süre yıllık izindeydim, o ara yazdım biriktirdiklerimi, iyi de oldu benim için, kendime geldim valla.Sonra bir bakmışım yazacak bir şey kalmamış.İşten geldiğimde devamlı yorgun olduğumdan yazmak bile gözümde büyüyor bazen, bu tembelliğimin asıl sebebi bu zaten, neyse arada sırada ses çıkarmakta güzel.

    Bu arada Groot bilgisi için saol, valla ben tamamen karıştırmışım herhalde, öğrenmem iyi oldu.Var mı başka film önerinin, açlık derecesinde açığım öneriye.Tekrar saol yorumun için, mutlu ettin beni:D

  3. Açıkçası bu aralar filmden ziyade daha çok dizi peşindeyim.Sanırım zamana yayılan bir şeyler izlemek beğendiğim karakterlerin rüzgarı ile oradan oraya savrulmak ve bunu filmlerin aksine bir buçuk iki saate sığdırmak zorunda olmamak istiyorum.Bu benim dizi izleme mazeretim oluyor.Bazen vakit kaybı dizi veya dizi bölümleri ile zamanımı öldürürsem kendimi böyle teselli ediyorum : )
    Neyse ki geçen gün yine bu mazerete bir dayanak ararken Outlander’a denk geldim.Dizi kaba tabirle kız dizisi olarak adlandırılabilir ama beni İskoçya tarihini,klanlarını,Jacobite isyanlarını araştırmaya kadar götürdü.Dizi/film/kitap üçlemesinin bu tarafını seviyorum işte,insanı bambaşka şeylere sürükleyebiliyor.Duymamış isen hakkında fazla şey söylemeyip canın biraz eski dönemleri biraz aşkı biraz tarihi dokuyu çekiyorsa seni şöyle bir bu diziyi göz atmaya davet edeyim.Bir de nedense hakkında yazılanları okurken bazen acaba ofori bu diziyi yorumlasa neler yazar dediğim Masters of Sex var.Sanırım bunun nedeni de dizinin içerisinde senin seveceğin tarzda çıkmazları olan ama bir yolunu bulmaya çalışan karakterlerin olması.Özellikle Libby’i seversin gibi geliyor bana : )
    Son zamanlarda izleyip beğendiğim birkaç filmi de ekleyip sorunun asıl cevabını da vermiş olayım : )
    * Silenced-Gong Yoo faktörü ile başına oturduğum bir film olduğundan seninde Gong Yoo sever biri olduğunu bildiğimden izlememiş olmana pek ihtimal vermedim ama buna dair bir yazı yazmadığından buraya eklemek istedim.Tabi her izlediğini yazmıyor olman gibi de bir gerçek var : )
    *Kontroll-Baya sevdiğim bir film oldu bu benim,neden bilmem.
    *The Book Thief – Şu bir ara ülkeyi vuran şiddetli soğuklarda izlemek için bulduğum içinde kar olan anlatıcısının Azrail olduğu,Rudy’sini çokça seveceğine inandığım bir film.
    Blogunu işgal etmiş gibi oldum resmen.O yüzden artık sadece isim verip geçsem iyi olacak : )
    Eskilerden sevip tavsiyede bulunabileceklerim ;
    * Eastern Promises * Secretary * The Red Violin * Stand By Me * The Book Thief
    * Fantastic Planet * Caramel ve yine aynı yönetmenden Where Do We Go Now ?
    * Le tableau * In the mouth of madness
    Hatırladığım kadarı ile blogunda konu etmediğini düşündüklerimi yazmaya çalıştım.Olur da izler,üstüne bir de beğenir isen ne mutlu bana : )

  4. Ooo çok uzun bir liste olmuş, ellerine sağlık.Outlander’ı ben de çok gördüm sağda solda, herkes hakkında güzel yorumlarda bulunmuş,bayramda boş olursam eğer -işe çağırmazlarsa- bunu yazdım kafaya, izleyeceğim bende.Diğer filmler ve dizilerin ise bir kısmını duydum ama çoğunluğunu ilk defa duyuyorum, sırayla seyredip aradan çıkaracağım bu boşluğu söz:D

    Silenced’ı tam olarak izlemedim, kardeşim takmış seyrediyordu en son sahneye denk gelmişim meğer “aa bu Gong” dedim ve filmin en can alıcı kısmını da arada görmüş oldum.Ama adam akıllı oturup seyredeceğim hala, kaçırmak söz konusu olmaz.

    Master of Sex’i merak ediyordum, ama şimdi elimde Orphan Black’in 2. sezonu izlemek için beni bekliyor, o bitsin arkasına bu diziye de bir bakış atmak gerekir artık.Zaten Ekim ayındayız, artık sırasıyla Suernatural ve Walking Dead için geriye sayım başladı, heyecan içindeyim.

    Bu güzel liste için tekrar çok teşekkürler; ne izlesem krizine girdiğimde dönüp dönüp bakacağım bir klavuz oldu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s