Looking

Looking-HBO

En kısa tanımıyla HBO’un vakti zamanında yayınlanan Sex and the City’nin gay versiyonu olarak tanımı yapılıyor ortalıkta.Gerçi o dönem izlememiştim Sex and the City’i, ama pişman da değilim.Hem onun upuzun bölümleri olduğu herkesin malumunda, Looking ise ilk sezonu 20 dakikalık bölümler halimde ve sadece 8 bölümcük, bu nasıl haksızlıktır bahsetmek bile istemiyorum.Aslında ilk yayınlanmaya başladığında izlemedim, her hafta 20 dakika bir şey izleyeceğim diye meraklara girecek bir insan değilim ben, onun için ilk sezon bitti kendimi ekran karşısına fırlattım.Looking, adı üstünde arayış içinde olan üç yakın arkadaşın hayatını, arkadaşlıklarını ve aşklarını anlatıyor.

Bu üç arkadaştan Patrick benim ve birçoklarının favorisi durumunda.Ve esasında dizinin sadece onun için çekildiğini düşünmeden edemiyorum, ikinci sezonda sadece onun sahnelerine yer versinler, arada sırada renk katsın diye bir iki Dom sahne görelim yeterli olur.Tabi benimkisi gibi böyle sipariş üzerine dizi yapmadıkları için, umut etmekten başka bir şey yapamıyorum.Patrick, uzun yıllar birlikte olduğu erkek arkadaşı ondan ayrıldıktan kısa bir süre başkasıyla evleneceğini öğreniyor ve onun davetine yalnız gitmemek için ecupid sitelerinden kendine eşlik edecek birini aramaya başlıyor.İlk randevusu pek başarılı geçmese de, sonrasında hayatına yön verecek daha sağlam insanlarla tanışıyor.Açıkcası benim ona yakıştırdığım kişi diziye ilerleyen bölümlerde dahil olarak, gönlümüzü o İngiliz aksanıyla fetheden patronu.

hbo-looking-review-jonathan-groff

Neyse bu tanıtım yazısı iyice diziyi anlatmaya dönmeden diğer karakterlere bakalım.Dom benim ikinci favorim, 40’lı yaşlarına az bir zaman kalmış ama hala o “erkek güzelliğinden” hiç bir şey kaybetmemiş bir garson.Kendi lokantasını açmak istiyor ve bu arada o da geçmişten gelenlerle savaş içinde, aslında daha çok kendisiyle.Patrick için arayış diğer insanlarda olurken, Dom için daha çok kendi hayatında ve yön vereceği çizgide.Ve tabi bu diziyi izleyen büyük bir çoğunluğun sevmediğini “düşündüğüm” Agustin.Zira pek öyle bir sevilesi tarafı yok, spoiler olacak ama hayattan ne istediğini bilmeyen şımarık zengin bir çocuk gibi davranma konusunda uzman oldu bu 8 bölümde diyebilirim.Dizinin başında bu üçü arasında hayatı en yerinde olan karakter onunkiydi; bir sevgilisi, iyi bir işi ve güzel diyebileceği bir yaşamı vardı.Gerisinde ne olacağını yukarıda onu tanımlamak için kullandığım kelimelerden
anlayabilirsiniz.

Tabi en güzel tarafı da türkçe altyazısının bulunması, çevirenin ellerine sağlık, pek bir makbule geçti.Patrick karakterini canlandıran oyuncuyu Glee’den hatırlayabilirsiniz; Jonathan Groff.Kendisi gerçek hayatta belli bir süre Zachary Quinto ile birlikteydi, ayrılmışlardı diye okumuştum bir yerde, emin de değilim gerçi.Dedikodu kısmı bu kadar, kısaca ilginizi çektiyse izleyin derim ve kaçarım..

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s