♪The special love I had for you, my baby blue♪

tumblr_mrbucbAVGW1s15cveo1_1280

Breaking Bad o kadar heyecan ve beklentinin ardından nihayet bizim için bugün bitmiş oldu.Son üç bölüm için yönetmenin daha önceden yapmış olduğu “yokuş aşağı ineceksiniz” açıklaması gerçek olup, şanına yakışır bir final ile yollarını ayırdı.İlk bölümden itibaren her hafta düzenli bekleyip izleyen bir seyirci olmadım, hatta aksine 3 sezon toplu izleyip haftalık karın ağrılarına geçişim son iki sezonda oldu.Zaten şöyle genel bir değerlendirme yapıldığında ivmenin son sezonlarda hızlandığını söylemek yersiz olmaz, hal böyle olunca bendeniz ile Breaking Bad arasındaki ilişki daha çok karın ağrıları şeklinde vuku buldu.

Tüm zamanların en çok beğenilen, en kaliteli dizisi olarak zikrediliyor çoğu yerde.Ve kalite açısından buna hak vermeden duramıyorum.Oyuncuları, o uçuk başlangıç hikayesi ve gidişatı derken ağzımız açık izledik çoğu yerde. Walter White sıradan bir lise öğretmeninden ülkenin en çok aranan met imparatoruna dönüştü gözlerimizin önünde.Ve onun yaveri Jesse Pinkman; hayatı sadece eğlence ve takılmak olarak yaşıyorken giderek boş bir kabuğa dönüştü acı içinde.İlk bölümleri hatırlıyorum da bu ikisinin beceriksiz halleri, ite kaka iş yapmaları ve birbirlerine devamlı laf sokmaları.Ne kadar masum zamanlarıymış onların.

tumblr_mbv96nTMoA1rz3kcko1_1280

Dizi açık renklerle başladı ve giderek rengini koyulaştırdı; nihayetinde griliğin ortasında neyi seçebiliyorsak onu izledik.Birçokları Walter’ı başta desteklerken sırf kendi egosunu tatmin etmek için aldığı kararlar yüzünden onu terk edip, son anlarda Walter artık ölmeli diyen oğlu gibi beklenti içine girmeye başladı.Evet Walter mükemmel bir final için ya ölmeli ya da kendinden beklenmeyen bir fedakarlık yapıp ailesi için hapse girmeliydi.Ve o yine, en akıllıca, en kestirme olanı yapmayı göze aldı.Neden Walter’ı sevdik; ölmek üzereydi, hamile bir karısı, özürlü bir oğlu, bir dünya borcu ve bütün hayatı boyunca diğer insanların ona devamlı hissettirdiği o eziklik duygusu vardı üzerinde. Walter, ölmeden en azından ailesini garantiye almalıydı; bu met üretip satmak olsa da amaç uğruna gidilen yollar mübahdı.

Ve peki  neden Walter’ı sevmedik, hatta ölmesini istedik; çünkü Walter bırakması gereken yerde bırakmadı, hep biraz daha biraz daha diyerek bizleri oyaladı.Walter amacın dışına çıktı ve oyunun haklı kurallarını bozdu.Artık bütün o güç ve etik dışı işler devamlı Skyler’a söylediği gibi “ailesi için” olmaktan çıktı.Artık bu bahane yaptıklarına ağır geldi ve bunca zaman herkesin gördüğü, Skyler’ın içsel çığlıklarıyla kulaklarımıza gelen gerekçeleri yalan oldu.Ve işte o noktada Walter izleyen açısından bir dönüm noktasına geldi.Artık Walter sevilmemeliydi, Jesse’nin eline silahı verip kendisi için masum bir adamı öldürmesini istediğinde ya da sektörde kalmak adına, sırf Jesse’yi yanında tutmak için masum bir çocuğu zehirlediğinde Walter artık gözden çıkartılacak bir noktadaydı.Bunca sezon, bir o kadar bölüm izledik ve nihayet Walter “ailem için yaptım” bahanesini bir kenara bırakıp ölüme gitmeden önce itiraf etti.Herkesin bildiği ama onun inatla zikretmekten kaçındığı o cümleyi kurdu; “kendim için yaptım”..

Bu dizi aslında tamamen hırs ve açgözlülük duyguları üzerine kurulmuş bir dizi.Bütün bu heyecanın ortasında bunu fark etmek biraz güç oldu ama fark edince içine çekilmek, en az o karakterler gibi dizi için açgözlülük içine girmek kadar kolayı da yoktu.Walter güç istedi, Walter yaşamak istedi ve bu uğurda herkesi öldürdü.Gerçekten öldürdüklerini söylemiyorum, arkasında bıraktığı nefes alan ölülerden bahsediyorum.Artık sadece oğlu ve kızı için ayakta durmak zorunda kalan ve bunu her gün kendine hatırlatacak olan  bir Skyler, kocası için her gün yas tutup, yine her gün Walter’a lanetler savuracak bir Marie, mezarı bile olmayan bir Hank ve hala inatla niçin canına kıymıyor diye sorduğum bir Jesse..

tumblr_m9gvoqPkfP1qb3e6ho1_1280

Hepsine çok üzüldüm ama içlerinde bu diziyi izleyen ve herkesin istisnasız bir sempatiyle sahip çıktığı bir Jesse var ki, onun yaşadıklarını, acılarını kimseyle değişemem.Son bölümde bir geriye dönüş sahnesi yaşadılar, Jesse’nin masum hallerinden birine.Aslında hayatının ne kadar güzel olduğunu fark etmediği bir ana.İşte o an, gerçeklerde yüzleştiğimizde Jesse için “artık ölsün ve kurtulsun” demek geldi içimden.Zaten yaşasa da nasıl bir amacı olacak ki.Evet seviniyorum, sonunda kurtardı kendini ve bilemediğimiz bir geleceğe doğru yol aldı ağlayarak, ama yine de onun için üzülmeden yapamıyorum hala.Walter White sıradan bir adamın güç karşısında devleşerek değişimini anlatıyorken bizlere, Jesse Pinkman o gücün gölgesinde sönen ve kaybolan bir adamı anlatıyor.Biri kazandıkça diğeri hep kaybetti.

Jesse masumiyetini ve inancını kaybetti ama bir şekilde tutunduğu insanlar buldu çevresinde.Son sezonda Walter’ı yok etmek istedi yaptıklarından dolayı, ondan nefret etti, sadece ölmesini değil, en az onun çektiği kadar acı çekmesini istedi.Aslında Jesse bizleri temsil eden bir karakterdi.Walter’ı sevmeyen ama ne olursa olsun ona karşı hep bir zayıflık besleyen kişi oldu.O son sahnede bakıştıklarında, hepimiz o bakışlarda yitip giden acıları ve pes edişleri gördük.Belki vurmalıydı Walter’ı ama orada bile artık son sözün Walter’ın değil, “kendisinin” olması gerektiğini haykırdı.Bu dizinin en kayıp karakteridir; büyük ihtimal yakalanıp hapse girecek ya da yüksek doz uyuşturucudan intihar edecektir ama yine de an itibariyle senaristler onu bu kareden çıkıp gidebilen tek karakter olarak göstermeyi tercih ettiler.

Herkes dondu kaldı o karede; Skyler küçük bir mutfakta elinde bitmek bileyen sigaralarıyla uzaklara dalarken, Marie  asla affetmeyeceği ama bir şekilde hep yanında yer almak isteyeceği ablasına seslenişiyle, Jr. Walter artık hep karamsar bakacağı ve kendini saklayacağı bakışlarıyla, Walter başladığı yerde kanlar içinde herkesi bir kere de terk edişiyle.Bir tek Jesse çıktı o resimden, herkes adına ama daha çok kendi insanlığı adına ağlayarak uzaklaştı.Mükemmel bir dizi, ve mükemmel bir final ile hak ettiği yeri aldı gönlümüzde.

tumblr_mpkvkzZaBX1qa5jymo1_500

Evet izlemesi kolay bir dizi değil; bol heyecan ve aksiyon içinde geçmiyor sahneler, mükemmel entrikalar veya romantizm de yok belki.Ama kendi dinginliğinde devleşen bir hikayesi var; ödüllere doymayan bir oyuncu ekibi sırtlarını çok sağlam bir senarist grubu ve yönetmene dayayarak varlığını cümle aleme duyurdu.Ve yine daha da devleşerek yollarını ayırdılar.Geçen hafta Dexter bu hafta Breaking Bad derken içimde biz hüzün bıraktılar geride.Şimdi ben ne izleyeceğim diye ağlanırken buluyorum kendimi hala.Umarım bundan sonra en az bu dizi kadar kaliteli yapımlar sunmaya devam ederler .Ancak inkar edilmeyecek bir gerçek varsa o da Breaking Bad’in yerinin asla doldurulamayacağıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s