Vicious…

vicious

 

Son zamanlarda içimden hiç yazmak gelmiyor ama bu diziden bahsetmezsem büyük ayıp olur diye düşünmeden duramıyorum.Aslında daha yayınlanmış 6 bölümü var ve hali hazırda devam etmekte.Ne kadar sürer veya ikinci sezon onayı alır mı bilmem -belki de almıştır bile- ama ben şimdiden çok sevdim ve çokça da kahkahalara gömüldüm.Bir İngiliz dizisi ve kadrosu hemen sayayım; 6 kişilik.Arada gelen geçen bir iki kişi oluyor ama kalıcı kadromuz için sadece 6 sayısı ve mekan için şimdiye kadar görülen ağırlıklı tek bir mekanın haricinde bir de bar sahnesi gördük o kadar.Lafı çok karıştırdığımın farkındayım, onun için en baştan alıp bu sefer daha düzgün anlatmaya başlıyorum.

Yaklaşık 40 küsür yıldır birlikte olan eşcinsel bir çiftimiz var; kendileri dizinin ana karakterleri.İlk bölümde üst katlarına taşınan genç bir adam ve yıllardır arkadaşları olan bir kadınla tanışıyoruz.İlerleyen sahnelerde iki yaşlı insan daha bizimkilerin “arkadaş” kadrosunda ortaya çıkıyorlar.Hani ekranda izliyor olmasak sanki diyeceğim bir tiyatro ortamında bizimkiler performans gösteriyorlar.İçeriği basitçe; devamlı kavga etmeleri, birbirlerine ve arkadaşlarına sataşmaları ve genç nesille aralarında ki farkı yer yer vurgulamaları oolarak özetleyebilirim.Aslında özeti buysa uzunu nedir derseniz; uzun versiyonu da bu olur.İşte dizi bütünüyle bundan ibaret.

Vicious

Peki cezp edici kısmı nedir; tabiki diyalogları.Bir çift devamlı kavga eder mi, ve bunu yaparken bunu yaşam şekli haline getirebilir mi.Devamlı bir laf sokma durumu içindeler ve onları izlerken kahkahalarıma engel olamadım.Bir ara annem “ne oluyor kızım kendine gel” diyerek uyarma gereğinde bile bulundu.Sanki şu an çevremde bunu seyrettirebileceğim birileri olsa, yeminle ekran başına bağlar ve izlemelerini sağlarım, o denli eğleceli geldi bana.Ve ne yazık ki bir bölüm ortalama 22 dakikadan ibaret, bu da demek oluyor ki bir başladığını bir de bittiğini fark ediyorsunuz o kadar.Divxplanet’te sadece ilk iki bölümün Türkçe alt yazısı var, diğerleri maalesef çevrilmemiş.Talep azlığından olmuş olabilir ama ilerleyen günlerin neyi göstereceği belli olmaz.

Ha bir de kadrodan bahsedelim, en önemli kısmı eksik kalmasın. Derek Jacobi, kendisi Stuart karakterine can vermekte; evin “hanımı” olur ve diğer yarına bolca var olmayan aktörlük yeteneği için laf sokmakta uzman olmuştur artık. Ian McKellen, Freddie karakterini canlandırır ki Allah düşmanımın başına öyle bir adam vermesin; diliyle rezil kepaze eder insanı.Hatta çoğu sahnede onay almak için anlık bağırmalarıyla ben kahkahalara boğmuştur.Ve genç komşuyu ise herkesin artık öyle böyle bir şekilde tanıdığı Iwan Rheon oynuyor; malumunuz Misfists ile tanıştık, şimdi Game Of Thrones’da kuzeyin iğrenç işkence uzmanını canlandırıyor.Kadronun daha üç elemanı var ama, uzun zaman yazmaya yazmaya parmaklarım iki klavye hareketinde yoruldu hemen.Onun için en kısa sürede yazıma son verip izleminizi şiddetle tavsiye ediyorum, görüşmek üzere…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s