Uzun hikaye…

Görsel

 

Uzun zamandır izlediğim bir Türk filminden bu kadar zevk almamıştım, ve aslını söylemek gerekirse hiç bir fikrim olmadan girip seyrettiğim bir film oldu.Adı üzerinde “Uzun hikaye” belli bir yol filmi haberciliğini yapıyordu ismiyle o kadar.Ama oyuncu kadrosunun ağırlığı ve dönem filmi olmasının getirdiği heyecan ve beklenti daha sinema salonuna girmeden bende belli bir heyecan yaratmaya yetmişti bile.Yine de o koltuğa oturduğumda dolu dolu bir dramın tam ortasına düşmüşüz gibi hissettim; bunda yanılmak ve aksi yönde dramın yanında dozu tam oturtulmuş komedi de bulmak çok iyi geldi.Artık dönem filmi deyince yaşanan o zorlukları ve haksızlıkları bir daha, bir daha görüp içten içe kızıyor ve hiç bir şey yapamıyor olmanın ezikliği içinden ekran başından kalkıyorduk.Bu filmde de aynı şeyden bahsedebiliriz ama garanti vererek söyleyebilirim ki, gülerek oturduğunuz sinema koltuğundan kalkacaksınız.

 

Görsel

Sonrasında bu filmi düşündüğünüzde aklınıza gelecek ilk duygu, genel bir memnuiyet hissi olacak.Bu tür mezularda genelleme yaparak konuşmak yalnış belki ama örneğiniz ben olursam, şahsımda vuku bulan duygular bu şekildedir.Uzun Hikaye, gerçekten sizlere uzun bir hayat hikayesini, uzun yollarda, bitmek bilmeyen bir yaşam mücadelesi içinde farklı farklı kasabalarda tek bir aileyi merkeze alarak anlatıyor.Kenan İmirzalıoğlu’nun canlandırdığı Bulgar Ali karakteri yanında küçük oğlu ve dünyalar tatlısı karısıyla şehirden şehire gezinmektedir.Aslında amaç devamlı yer değişikliği yapmak değil, imkan olsa düzen kurdukları bir kasabaya tamamen yerleşmek.Ama Ali’nin aslında çok değerli olmasına rağmen insanlar tarafından farklı bir şekilde yorumlanan çok kötü bir huyu var; adam hak ve adaletten yana.Bir haksızlık gördüğünde sessiz kalamıyor ve bu huyu onun başını devamlı belaya sokuyor.

Belli bir mürekkep yalamışlığı var, bu da onu diğerlerinin gözünde daha kudretli ve tehlikeli yapıyor.Hal böyle olunca küçük bir haksızlıkta Ali ayağa kalkıyor, diğerleri de ondan fazla korkarak daha sert tedbirler alıyorlar ona karşı.Adamın lakabı “Sosyalist” olmasına rağmen, aslında bütün sosyalistiği adaletten yana olması o kadar.Ali bu yolculukta şehirden şehire gezerken, ailesi de yıllar içinde büyüyor ve başka başka hikayeler yaratıyor kendine.Görüldüğü üzere gayet dram ve sömürüye müsait bir zemin, ama yönetmen Osman Sınav, bunu bir aşçı edasıyla tam kıvamında tutturup önümüze servis ediyor.Filmin büyük bir kısmında güldüğümü inkar edemiyorum.Tabi ki bazı yerlerde hınçlanıp Ali ile yumruk sıktım ama genel olarak çok güzel bir hikaye seyredip ekran başından kalkmış oldum.

Basit bir anlatımla, o kadar dolu bir film çıkarmışlar ki ortaya, bunu takdir edip hakkını teslim etmemek yalnışlık olur.İki saat gibi sabredilmesi sıkıntılı bir süreyi izlerken iki dakikada olup bitiyormuş hissi verebilen bu film, Türk sinemasının yüz aklarından biri oldu artık.Denk düşerseniz veya imkanlar sizi bu filmle karşılaştırırsa, mutlaka bir göz atıp içindeki güzellikleri keşfedin derim.

Reklamlar

One thought on “Uzun hikaye…

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s