Elementary – Farklı bir Sherlock…

Malumunuz BBC Sherlock’un büyük bir başarı tutturmassının ardından, yakın zamanda US versiyonlu bir Sherlock izleyeceğimizi az çok hepimiz tahmin etmiş, nitekim bu tahminlerimiz kuru düşüncelerden ibaret kalmayarak, gerçeğe dönüşmüştü.Elementary ilk iki bölümü geride bıraktı ve ben izlediken sonra bir iki cümle kurup kendi ön yargılarımı bir daha vurgulamak istedim.İlk bölüm herhalde nete erken düştü, kardeşim izledikten sonra bir hayli baskıda bulundu izlemem için ama, bendeki dirençher zamanki gibi iş başında, hemen geri çektim kendimi.Bu durumun her daim olan “kardeşim benden önce izlediyse izlemem o zaman” mantığıyla alakası yok, daha çok BBC Sherlock’a ihanet edecekmişim gibi hissettim.Nasıl bir bağlılık duyuyorum yarabbim, kendimden bile korktum bu cümleleri kurunca.

İki bölümü de üst üste seyrettikten sonra şahsi görüşüm, sadece izlemek için izledim demek olur.Daha erken bir yorum içinde olduğumun farkındayım ve haksız bir şekilde BBC versiyonu ile müthiş bir kıyaslama içine girdiğimi, sanki orjinali oymuş gibi davrandığımı göz önüne alıp bu yorumu öyle yolundan sapmış kabul etmeniz gerekir.Zira ben kendi hatamın farkındayım ancak bir yalnışın farkında olmak, onu düzeltmek için çaba sarf ettiğim manasına gelmiyor,aksine bile bile karalama içine girebilirim.Bu sefer mekan New York ve diğer saleflerinin aksine burada John Watson bir bayan ve ismi Joan Watson.Sherlock’u zamanında Eli Stone’da baş rol oynayarak beni kendine hayran bırakan, sonradan biriciğim Dexter’da koca bir sezonu kendine parselleyen Jordan Chase karakterini canlandıran Jonny Lee Miller canlandırıyor.Ve bunu yaparken Sherlock’a oldukça serseri bir görüntü çizdiğini söylemeliyim.Karakter bir kere duygusuz değil, daha nedenini öğrenemediğimiz bir şekilde Sherlock geçmişte yaşadığı bir olaydan dolayı kendini uyuşturucuya vermiş.

Zengin babası da onu bundan arındırmak için Londra’dan New York’a sürgüne -bir rehabilitasyon merkezine- gönderiyor.Ve sonrasında tedavinin devamı açısından eski bir cerrah olan, bugünün bağımlı danışmanı Joan’ı da 6 haftalık bir tedavi süreci için işe alıp, Sherlock’un zorunlu ev arkadaşı yapıyor.Sadece ev arkadaşı olmakla kalmayıp, Sherlock nereye giderse o da onun peşinden bilinmeyen maceralara atılmaya başlıyor.Londra’da olduğu gibi burada da polis için danışmanlık yapmaya başlayan Sherlock, dikkatini dağıtacak ilginç vakalarda uzman görüşü sunuyor polise.Watson ise asıl görevi gereği olay mahalinde Sherlock’la dolanıp bir süre sonra ona bu vakalarda yardım etmeye başlıyor.Ve asıl hikaye zemini kurulduktan sonra gerisinde sanırım her bölüm bir cinayetin çözülmesi, arka planda Jaon-Sherlock arkadaşlığının kurulması Sherlock’un duygularını, korkularını açması, bu arada Joan’ın ona açılıp destek vermesi şeklinde ilerler dizi.

Bu benim en olası tahminim, zira Sherlock her ne kadar tahammülü zor bir karakter olsa da, şimdiye kadar izlediğim en serseri kılıklı ve en fazla duygu gösteren Sherlock portresi sunuyor.Bir kere Lee Miller’ın gözlerinden fışkırıyor o duyguların hepsi, bilinen bir Sherlock acımasızlığı baskın değil.Evet insanların üstüne gidip zayıf noktalarına basarak hala onların canını yakabiliyor ama sonrasında bu davanışından pişman olur bir yaklaşım içine girebiliyor.Joan için diyecek bir şeyim yok, onu canlandıran Lucy Liu’nun göz dolduran performansından başka.Bu kadar yazıdan sonra hala kendimi dizginlemeye çalışıyorum; “kıyaslama yapma” diye bağıran iç sesimle..Bir kaç bölüm daha izleyelim, belki sonrasında kendimi engellemem yaparım.Son bir cümle, ortalama bir dizi başlangıcındayız, devamı güzel ve kaliteli olmaya devam eder umarım.

Reklamlar

2 thoughts on “Elementary – Farklı bir Sherlock…

  1. hım hım ne zaman görülmüş us versiyonlarının bbc serilerinden daha iyi oldugu 🙂 bilemedim . bu versiyonu merak etmekle beraber (hatta ben de abartıp sherlock a ihanet edecekmişim gibi hissediyorum) seyredilesi bir durumu var. -en azından begenmezsem rahat rahat çemkirebilirim- sherlock dedin aklıma düşürdün iyisi mi ben gideyim eve, biraz eski bölümlere bakınayım.

  2. @ depresan

    Bende bunu yazdıktan sora nete baktım daha bir tane olumlu yorum okuyamadım.Sonuçta bana çok US versiyon tadında geldi, bilindik bir şey gibi.Veya daha başlangıçtan beklentileri büyük tuttuk, ama yine de Sherlock Holmes’dan bahseden bir yapım varsa insan belli bir beklenti içine giriyor.

    Bir de Watson bayan olduğu için – her ne kadar onlar arkadaş kalacaklar diye açıklama yapılsa da- artık bir Sherlock-Watson romantizmi görürüz gibime geliyor.Yine de BBC kardeşinin yanında şimdilik sönük, gerisi ne olur bilemem.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s