La Delicatesse…

Geçenlerde sinema dergisinde görüp tanışmıştık ilk defa kendisiyle.O zaman “mutlaka bulup izlenmeli” diyen bir düşünce içerisinde değildim ama denk geldiğimde de indirmeden duramadım.Bir heyecan seyrettim ancak yazının başından gidişatı vermiş gibi olacak ama filmi pek beğenmedim.Beğenmek ağır oldu belki de, sadece sanki tam yapamamışlar filmi, ortasındayken bir anda nereye gideceklerini bilememişler de filmi bitirivermişler gibi; gayet yarım kalmışlık hissini sundular.Çok güzel bir kadın vardır, eşiyle masal gibi tanışmış,o günden sonra mutlu bir birliktelikleri ve evlilikleri olmuş,hayat onun için muhteşem geçmektedir.Ancak bir gün eşi koşuya gittiğinde, eve bir telefon gelir; kazada eşini kaybetmiştir.

Filmin ilk kısımları nasıl tanıştıkları ve devam eden mutlulukları şeklinde, ortasında kadının onun ölümüyle başa çıkması, hayatını yeninden yola koymasıyla alakalı.Ve anlatılmak istenen en önemli kısım olan kadının yeninden aşık olması olayı, sanki bir köşeye sığdırılmış gibi.Bir de bunların üstüne yeni adamın fiziki olarak kadının yanında oldukça sönük kaldığının devamlı altı çiziliyor ya, filmi daha çekilmez hale getiriyor bu durum.Ne anlatılmak isteniyor ki şimdi; aşkın her daim fizikselliğe bakmadığını mı; onu zaten biliyoruz.Ama bilinen bir şeyin doğru düzgün bir sunumu dahi yapılmamış gibi.Kadın eşini kaybettikten sonra kendini işe veriyor ve emrinde çalışan bir göçmenle ilgilenmeye başlıyor.

Adam başta şaşırıyor tabi, “nasıl olur” diyerek bir çelişkiye düşüyor ama sonrasında işin peşini bırakmayan yine kendisi oluyor.Kadın belki yıllar sonra ilk defa bu kadar rahat ve mutlu hissediyor kendini.Bu mutluluğunu herkes anlasın istiyor ama arkadaş grubu dahil herkes onun adama olan ilgisinden hoşnut değil.Bir de her yerde gözü olan patronunda işin içine girmesiyle kadın iyice gerilmeye başlıyor ve sonunda adamla birlikte kendini yollara atıyor.bundan sonrası için anlatacak bir şeyim yok, zira bundan sonra olan başka bir şey de yok.Tam bir şeyler izlemeye başlayacağız dediğimiz anda, sen filmi bitir; ağzım açık kalakaldım.Farklı bir yol çizmek istemişler herhalde, ama yolun yarısında vazgeçmişler anlatmaktan.Yine bu kadar olumsuzluğa rağmen bir iki sahne benim gönlümü almayı bildi.

Kadının adamın ilgisini çekmeye çalıştığı, adamın bu iş zaten olmaz beni daha fazla acılara sürükleme diyerek kendini geri plana attığı sahneler iyiydi.Tabi bir de tam anlatılsaydı olan biten o zaman eli yüzü düzgün bir film olurdu ve ben burada heyecan içinde anlatırdım olan biteni.Benden yorumu bu kadar, umarım beğeneni çıkar diyerek bitirelim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s