Fish Tank…

Fish Tank, 2009 yılında yayınlanmış bir İngiliz filmi.Zaten kendisinden bahsedildiğini o kadar uzun zamandır duyuyordum ki, bulup izlemek her daim aklımın köşesinde yer edinmişti.Nihayet geçen gece izledim ve yorumunu yapmadan önce biraz ara verme gereği hissettim.Mia adında, 15 yaşında bir genç kızın hikayesini anlatıyor film; annesi ve kız kardeşiyle sıkış pıkış sosyal konutlarda kalan, hayatı da yaşadığı ortam gibi renksiz ve gri olan asi bir genç kız Mia.Annesi bilinen “anne” tanımından oldukça uzak; saırsın evin asi ergen kızı kendisi; kız kardeş ise tam bir ağzı bozuk velet.Mia yanlarında melek gibi kalmıyor tabi, o da mahallede kızlarla kavga çıkartacak, her şeye isyan edip, sosyal hizmet görevlilerinden kaçacak bir kız.Her şeye karşı öfkeli; annesine, kardeşine, içinde yaşadığı ortama ve tabi bunların kendisinde hissettirdiği sıkışmışlık duygusuna.

İyi bir rap dansçısı olmak istiyor, bunun için terk edilmiş bir apartman dairesinde denemeler yapıyor.Bu kızgınlık içindeyken bir gün annesinin yeni sevgilisiyle karşılaşıyor evde.Adam, sanki onların yaşamına gökden düşmüş gibi, bu dağınık resimde uygunsuz bir parça gibi.Onlar ne kadar parçalanmışsa, adam da o kaadr bütünlük hissi sağlıyor hayatlarına.Mia için, oldukça sıradışı bi karakter; o adamı ittikçe adam bildiğin sabır ve iyilikle bunlara yaklaşıyor.Mia içiin, oldukça kafa karıştırıcı olduğu ortada.Belki de hiç hissetmedikleri aile duygsunu yaşıyorlar.Her şey yoluna girmişken bir gece Mia ve adam arasında yaşanan yakınlaşma o resmi yine param parça ediyor.Film oldukça sert bir zemine yerleşmiş, o zeminden kopup azcık havalanmaya dahi müsade etmiyor.

Bu noktadan sonra bizleri devamlı o zemine vuracak olaylar izlemeye başlıyoruz.Mia’nın kaybolmuşluk hissi, bir yerde bizi de çekiyor içine.Bu film her şeyin daha iyi olacağını umut eden filmlerden değil, aksine olan bu ve bizler bu şekilde yaşıyoruz diyerek çıplak gerçekliği sunan filmlerden.Dram etkisi kendini hissettirse dahi, onu bile arka plana atabilecek sert çizgileri var.Mia sanki bir refleks geliştirmiş hayata karşı, haklı bir şekilde devamlı iğnelerini çıkartıyor.Bu soğuk ortamla pararlel filmlerin renklei daha gri; veya ben artık öyle hatırlıyorum sahneleri.Aynı yönetmen geçenlerde “Uğultulu Tepeler’in” yeninden çevrim bir filmini yaptı, daha izlemedim onu ama kardeşimin dediğine göre, olduğundan daha ağır bir filmmiş.Onun yorumu tabi, ama Fish Tank’ı izledikten sonra yönetmeninin tavrına şaşırmam artık.

Net gerçeklik isteyenler için, alışılmışın dışında bir film.Ayrıca Cannes film festivalinde özel jüri ödülüne layık görülmüş, Bafta dahil olamk üzere 18 adet ödülü bulunan bir film.Bundan daha iyi bir reklam da olamazdı sanırım.

Reklamlar

3 thoughts on “Fish Tank…

  1. evet çok iyi bir reklam oldu 🙂 bu asi kızı baya merak ettim. bir de sen bu asi kızın hayatından bahsederken aklıma başka bir film geldi “Leon” diye. o filmde de yaşadığı ortamdan bıkmış küçük bir asi kız vardı , güzel filmdi. merak ettim, izleyeceğim! teşekkürler 🙂

  2. @külkedisi

    Leon’da kızın çıkış yolu vardı veya ona öyle geliyordu ve bir yerde o bile bir masaldı.Ama bu filmde pek masallık bir hal yok, olsa olsa kötü bir rüya olur Mia için.Karamsar bir yorum oldu biliyorum ama film de aynen böyle hissettiriyor.

  3. tanıtımdan o karamsarlığı gayet hissettim. Leon’da bir romantizim vardı. pembe gözlükler içinde değildi. ama benim için mutlu sondu. evet olabilecek en iyi sondu. burada fazlasıyla realist bir yaklaşım var gibi. izleyipte görmem lazım 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s