Coriolanus…

Ralph Fiennes, çok sevdiğim ve oyunculuğuyla takdir ettiğim bir oyuncudur.İngiliz Hasta’dan sonra sanırım dünyanın geri kalan diğer kısmı da benimle aynı fikirde.Kendi egom gözlerimi yaşartıyor yeminle.Geçenlerde nette şuursuz gezintilerim esnasında karşılaştım bu filmle, sırf merakımdan indirdim ve bugün nihayet izledim.Afişini gördüğümde; şöyle vurdulu kırdılı savaş sahneleri bekliyordum, ama konusunu okumadığım için gördüklerim-duyduklarım benim için tamamen süpriz oldu.Evet bir savaş anlatıyor ama daha çok insanın kendi içinde inandıklarına dair savaşa değiniyor desem daha iyi olur.Bir de film William Shakespeare’ın kaleme aldığı aynı adlı trajik bir hikayesini anlatıyor(muş) , daha sonradan öğrendim.

Zaman günümüz zamanı; aynı teknoloji hala insanların elinde, kameralar, telefonlar, muhteşem silahlar.Ancak filmin geçtiği mekan Roma diye adlandırılıyor ve halk yine senato’nun buyruğunda.Günümüz şartları kullanılarak sahneye dökülmüş bir M.Ö savaş ve barış sahnesi gibi her yer.Caius Martius, Roma adına savaşam muazzam askerlerden biri, herkesin takdir ettiği ve bir o kadar da korktuğu bir komutan.16 yaşından beri elinden silahı düşmemiş, sayısız savaş görüp Roma’yı düşmanlarına karşı korumuş.bunca meziyetine rağmen en büyük kusuru; kibir.Kendisi soylular arasında yer aldığından halkı sevmiyor ve bunu her seferinde onların yüzüne vurmkatan çekinmiyor.Hani dilini azcık tutsa oldukça iyi bir portre sunacak.Halk da onu sevmiyor, her seferinde onunla çatışma içine giriyor herkes.

Şanlı bir zaferin ardından yeni yaralarla evine dönen Martius, bu başarılarından dolayı ünvanı arttırılmak isteniyor.Yalnız alacağı ünvan için soyluların onayı kadar halkın da kabul etmesi gerek.Halka gittiğinde bazı senato üyelerinin de kışkırtmasıyla, halk onu hain ilan ediyor ve sürgüne yollama kararı alıyor.Martius; gururlu bir adam, hain sözünü kendisine yediremiyor ve halka türlü lanetlerle şehri terk ediyor.Bunca yıl onlar için çarpıştığını fark etmeyen bu nankör halkı cezalandırmak adına ebedi düşmanı Aufidius’a giderek onun emrinde savşmak istediğini söylüyor; o halktan kendi elleriyle intikam almak için.Ve düşmanıyla el ele verip tankları Roma’nın kapısına sürüyor.Bütün bu süreç içerisinde şahit olduğumuz tek aksiyon sahnesi filmin başında 5 dakikalık bir iç çatışma o kadar.Diğer kısımlar konuşmalar ve bunun getirileri üzerine kurulu.

Cümleler o kadar uzun geliyor ki bazen; zaten lirik olan yapılarında anlamlandırmak zorken, çoğu yerde cümlenin başı ve sonu birbirine girebiliyor.Bu tarza alışkın olmayan benim gibiler için film başta biraz anlam açısından sıkıntı yaratabilir, ama sonlara doğru -nihayet- açılıyor.Türkçe alt yazılı halinden bahsediyorum, yoksa ben kim İngilizce bunu izleyip anlamlandırmak kim.Epik bir film, çok beğendim ve izlerken etkilendim.Gözünüze iliştiğinde bir şans verin derim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s