Prometheus…

Alien filminin o kadar büyük bir fanatiği değilimdir, hatta yayınlandığı dönem yaşımın küçüklüğü ve biraz tırsak yapımdan olsa gerek o yaratıklardan baya bir korkmuştum, sonra dönüp bir kere daha izlemek aklıma gelmedi açıkcası.Sonnra günlerden bir gün kardeşim Alien’ın bir dönem alt filmi çekiliyor, sinemada izleyelim mi dediğinde tamamen bilim kurgu adına evet dedim.Türü sevenler, türün hayranı olup filmi izlemeden dahi az çok olacakları bilenler varken, şahsım hiç bir şeyden habersiz sadece “insanlığın başlangıcını” öğrenmek adına bir merak içine girdi.Ve tabi uzay teması her daim cazip gelmeyi başarabilmiştir.Oldukça karanlık bir atmosferde, tekinsizliğin ortasında, yalandan kaçınarak diyebilirim ki, gerilim denen şeyden eser yoktu azizim.Dünyadan bilmem kaç mefase uzaklıkta, bilinmeyen bir gezegende yaşam formuna denk geliyorlar, üstelik ellerinde kanıt da var ama buna yönelik sevinç çığlıkları atıp heyecan içine giren sadece bir iki kişi var.

Tamam heyecanı geçtim, biraz gerilim, biraz ne çıkacağını bilememe duygusu bizi yerimizden oynatsa ne iyi olurdu, onun yerine sinema koltuğuna nasıl oturduysam o şekilde kalktım.Son dönem filmlerin benzerlikleri, aynı klişe üzerine çekilmeleri artık insanı sıkmaya başladı, tamam klişe dediğin iyi bir şeydir ama belli bir yorum farkı olmalı ki, insan “farklı bir tat” diye adlandırsın izlediğini.Büyük bir beklentim yoktu zaten, ama yine de o arka plan ekibiyle insan farklı şeyler hayal ediyor.Hiç mi yoktu gerilim; arada sırada kendini gösteren cinste, bir vardı bir yoktu misali.Örneğin, o sezeryan sahnesi ve tabi filmin en sonunda gösterilen bir takım aksiyonlar.Bakınız aksiyonlar diyorum, yoksa gayet durgun bir sorgulama içine girdik.Beklediğimiz cevapları alabildik mi, hayır.O insanlığın atası uynadı, şöyle bir çevreye baktı ve en sevdiğimiz aile robotumuzun kafasını kopardıktan sonra bizimkileri tek kelime etmeden heba etmeye başladı.

Amaç nedir, neden belli cevaplar alamadık.Tamam suskunluk büyük erdem ve beraberinde daha büyük heyecanlar getiriyor, ama o heyecan kıpırtısını bende sağlayamadı.Hiç mi güzel yanı yoktu, haksızlık yapmak istemem görselliği muhteşemdi.Özellikle David’in geminin kumanda odasına girip o tuşları kurcaladığı kısım, ağzım açık izledim.Bir de tabi David’e de yazık oldu, ondan büyük beklentilerim vardı sanki bütün cevaplar onda saklıymış gibi.Neyse işte, olmayınca olmuyor.Bitirmeden bir söylenme de daha bulunayım, Charlize Theron’un orada ne işi vardı; ne gibi bir işlevi vardı onun filmde çözebilmiş değilim.Allah’tan izlemeden önce beklentim yoktu filmden, yokksa o zaman burda neler söylerim bunların üstüne kim bilir.

Reklamlar

One thought on “Prometheus…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s