Detachment …

Dün akşam seyrettim arkasına kötü kötü rüyalar gördüm bütün gece.Aslında film boyunca hakim olan o karamsar havadan kaynaklandı hepsi; bilseydim izlemeden önce bir kere daha düşünürdüm.Kardeşim öğretmen olduğu için onun anlattıkları da eklendi ve büyük bir karamsarlık bulutu beni bile sardı.Öğretmenler, değişmeyen düzen, sorumsuz öğrenci ve her şeyi kurumdan bekleyen bir o kadar sorumsuz veliler derken bütün okulun içe kapanık yaşadığı bir mekanda geçiyor film.Geçici öğretmenlik yapan ana karakterimiz; çok iyi bir eğitimci, işinin erbabı ama kendini işine vermeyi uzun zaman önce bırakmış.Yeni başladığı okulu ise, aynı kendi gibi gerçeklere bir adım uzak mesafede.

Annesi küçükken intihar etmiş, dedesi bakım evinde hastalık ve unutkanlığıyla baş ediyor; Henry de hayatta kalan tek yakının yaklaşan kaybıyla baş etmeye çalışıyor.Arka planda bunu yaparken, bilmiyorum belki ön planda bu vardır, okulda yaşadıkları ve bütün bunlara yorumu sunuluyor arada.Film başlarken bu adam kiminle konuşuyor diyebilirsiniz; sanırım yarı belgesel kıvamında tutmak istemişler filmi.Arka planda devamlı olan biteni ve hissettirdiklerini anlatan bir Henry daha var.Ağırlık olarak okul hayatına veya Henry’nin ailesiyle olan ilişkisine odaklanma yok; ağırlık adı üstünde tamamen Henry’nin hayatı.O nereye gidiyorsa bizde kamerayla onu takip ediyoruz.

Ama artık görmezden gelinen, devamlı farklı öğrencilerin aynı sorunlarıyla uğraşıp bir fark yaratamayan öğretmenler ve onların umutsuzlukları o kadar çok kendini hissettiriyor ki aynı depresyon duygusuna sürüklenmemek elde değil.Zaten bence filmin adını “Depresyon” koysunlar, herkes ne izlediğini daha iyi bilir.Mesleki doyumun para ve çalışma saatleriyle yakınen ilişkili olduğunun farkındayım ama bunların yanında en olmazın yaptığımız işin değerinin bilinmesi ve takdir duygusunun doyurulması olduğunu düşünüyorum.Ben hemşireyim ve bunu yaşıyorum, alıyorum o teşekkür duygusunu ve evime daha mutlu, huzurlu geliyorum.Ama öğretmenlerin bu duyguyu neyden sağladıklarını inanın hiç kestiremiyorum, hele bu filmden sonra daha bir karamsar oldum zaten.

Bir de Henry’nin sokakta karşılaşıp evine aldığı o çocuk-genç kız kıvamında karakter var.Adamın ne olursa olsun, ne denli sıkıntılar yaşarsa yaşasın diğerlerine karşı her daim böyle açık ve “farkında” olması onun karakterini daha eşsiz kılıyor izleyenin gözünde.Henry; kibar, farkında ve çok güçlü bir karaktere sahip; ve onu canlandıran Adrien Brody oyunculuğuyla adeta parlıyor gene.Bu adamın kaşları veriyor bütün mimiklerini ortaya döküyor, ama bu filmde o kadar da gözüme batmadı.Sistem eleştirisi sevenleri davet edebilirim, yoksa depresif filmlerden uzak kalanlar bir adım daha gerilesinler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s