Afghan Rain; Baran…

Geçenlerde keşfettiğim çok kaliteli bir site var; kalitesi içinde seçerek ve onca emek sarf ederek yer verdikleri filmlerden kaynaklanıyor.Sadece tanıtım ve yorum içerikli bir site olarak düşünmüştüm ilk etapta, ama açıp baktığımda filmleri güzel bir görüntü kalitesi ve alt yazıyla sağladıklarını gördüm.Gördüğüm gibi de sık kullanılanlara ekledim zaten; bahsettiğim site sine-göz, merak edenler tıklayarak ulaşabilirler.İşte bu sitede birbirinden kaliteli filmler arasında bir tanesi gözüme çarptı ve izlediğim gibi üstüme çöken efkar havası hala dağılmak bilmedi.İran filmlerini fırsat buldukça seyretmeye çalışıyorum ama gerçeklerden bahsedelim, olabildiğince de kaçınıyorum bir taraftan..

Can yakıyor çoğu filmler; bir yerden sonra kendi içinde yaşadığım “lüks koza” utanç duymama sebep oluyor.Sırf bu duygudan kaçınmak için Baran’ı izlemeden önce çok düşündüm, sonucunun bende muhteşem bir tesir bırakacağını bilmeme rağmen üzerime oturan ağırlığı daha izlemeden anlayabilmiştim.Nitekim beklentilerim aynen karşılandı; şimdi bana birisi “Baran” dese, ben “Canımın içi” derim, o kadar değerli, kıymetli bir film benim gözümde.Daha önceden bahsettiğim “Cennetin Çocukları” filminin yönetmeni yine çocukları merkeze alarak, sadece olanı gösterip insanın canını yakmayı yine başarabilmiş.2001 yapımı bir film, 11 sene gecikmeli bir şekilde seyretmişim ama her zamanın bir olgunluğu vardır hesabı, belki de benim belli bir olgunluğa gelmem lazımdı bu film için..

İran’da yaşayan Afgan mülteciler ve yaşam koşulları hakkında bir film talep etseler, yine de bu kadar doğrudan hedefi vuran bir film yapamazlardı.Sovyet’lerin Irak işgali, arkasından Irak ve Talabani sorunu derken birçok Afgan sadece yaşama hakkını sürdürebilmek adına İran’a sığınıyor ve küçük köyler oluşturarak en olmadık işlerde en düşük parayla geçim savaşına başlıyor.Şehrin biraz dışında bir inşaatta başlıyor film, Latif’in adımlarıyla.Latif inşaatta getir götür işlerini yapan, yemek ve çay hazırlayıp işçilere servis eden bir Azeri.Bir gün inşaatta bir Afgan düşerek ayağını kırıyor ve çalışamaz hale geliyor.Sonra ki gün Afgan’ın yakın dostu onun oğlunu da yanına alarak işe geliyor ve çocuğun bundan sonra ailenin yükünü üstüne alacağını ve iş vermelerini söylüyor.Bunca erkeğin arasında belki de daha yaşı 16-17 olan Baran, erkek kıyafetleri içinde inşaatta çalışmaya başlıyor böylece..

Bir süre sonra Latif’in işini yapmaya başlayınca, Latif önce hayatı zindan ediyor ona.Sonra onun kız olduğunu öğreniyor ve kendi içine gömeceği bir sevdaya düşüyor.Ona yardım etmek için elinden ne geliyorsa yapıyor; filmin başında ki sorumsuz çocuk gidiyor yerine tek bir bakış için her şeyini verebilecek bir adam çıkıyor.Bütün film boyunca Baran bir kere bile konuşmuyor -veya ben hatırlamıyorum-, Latif bir kere bile kızın karşısına geçip içindekileri dökmüyor.Sadece onu rahat ettirmek istiyor o kadar.Öyle ki kendi elleriyle uğurluyor bilinmeze..Bu arada arka planda mülteci sorunu, geçim sıkıntısı, kadınların bitmeyen çileleri yoğruluyor ve izleyenin üstüne salınıyor hepsi.

Sonuç benim yaşadığım iç burukluğu oluyor.Can yakan bir film, ama bir o kadar da kıymetli bir film..

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s