Kings…

Geçen bir dönem netimiz gidip bizi mağdur bıraktığında kardeşim önceden indirip sonra da unuttuğu bir diziyi keşfetmişti; Kings..Bana da bitirdikten sonra tavsiye etti, tabi ben hemen “o benden önce nasıl izler” diye bir kıskançlığa girip gurur yapmış ve izlemekten vazgeçmiştim.- Bunlar en karanlık sırlarım kıskanıyorum onu-Neyse geçenlerde beni bir iç sıkkınlığı aldı, aslında yapacak bir çok şeyim olmasına rağmen hiçbir şey bulamadım güne dair.Bende taktım başladım seyretmeye.Niye bir iki bölüm izleyip tadına bakmak ve bırakmak yönündeydi.Sanırım 12 bölüm vardır ilk sezonu, tam hatırlamıyorum, sabak başladım akşam bitirdim..İlk sezon sonrası devam sezonları olsaydı muhakkak devam ederim gecenin ilerleyen saatlerinde.

Ancak bu kadar beğendiğim bir dizi olmasına rağmen, bilmem nedendir ilk sezonun arkasından başka sezon çekmemişler.Belki tutmadı, belki maliyetini karşılamadı.Bahane ne olursa olsun, istenilen sonucu elde etmediği için devamı olmadığı ortada.Ne yazık ki çok beğendim ve tek sezon dahi olsa beni bir hayranı olarak bünyesine katabildi.Kings, kurgu bir gelecekte geçiyor; uzun yıllar süren savaşın arkasından bir adam çıkar ortaya, Tanrı tarafından seçilmiş ve işaret olarak başında kelebeklerden oluşan tacıyla yıkık bir ulusu bir araya getirir, ülkeyi kalkındırır ve yıllar boyu devam edecek bir barış ortamı sağlar.Ve bunca yönetim şeklini denemiş geçmişin arkasından bir ulus tekrar kraliyete bağlığını ilan eder.

Kralın konuşmasıyla başlayan dizi, bundan yıllar sonra sınır komşusuyla yaşanan savaş arifesinde her şeyi değiştirecek bir kahramanın ortaya çıkmasıyla esas anlatmak istediği noktaya doğru ilerler.Babasını savaşta kaybetmiş yedi erkek kardeşin en küçüğü olan esas karakterimiz, savaş sırasında esir düşen yoldaşlarını kurtarmak için sınırı kimseye haber vermeden aşar ve tankın önünde meydan okuyan bir görüntü vererek esirleri kurtarır.Bilmediği şey ise, esirlerin arasında prensinde oğlu olduğudur.

Bu onu, hiç bilmediği bir dünyanın içine atar; kraliyet ve güç savaşları..Kral bunca yıllık dizi tarihinde izlediğim en karmaşık karakter; nefret ettim, sevdim, saygı duydum ve yine daha şiddetli bir şekilde nefret ettim.Onun krallığı için halkı ikna eden peder bile benimle aynı duygular içinde; bir destekliyor bir çöküşü için komplo planlarına dahil oluyor.Bizim ana karakter bir şekilde saraya adım attığında, kral onda ki kapasiteyi görüp kendine eş bir güç olarak algılıyor ve onu yok etmek için harekete geçiyor.Ancak değişen ruh hali içinde bir yandan onu yok etmek isterken diğer yandan herkesten sakladığı sırlarını ifşa edecek kadar güveniyor ona..

Bu tam bir gel gitler savaşı; gücü paylaşamayan, onun esiri olan ama arada bir vicdana gelen bir gaddarın kendi içinde yaşadığı güç savaşı.Kralın masum – ve yeri geldiğinde gayet sinir bozucu olan- kızı, tacı ele geçirmek için kendinden bile vazgeçen şımarık oğlu ve kraliyeti yaşatmak için herkesi gömecek olan karısıyla; bu küçük monarşi her şeyin en iyisini temenni eden bir adamın iyi dileklerinde sarsılıyor köküne kadar.Ve ortada bir entrika yumağı olduğu doğru, ama bu şeytani duygular içinde yaşanmıyor veya o şekilde sunulmuyor.Adeta bir masal edasında ; renkleri ve hikaye gidişatıyla kendini gösteriyor.

Her bölüm bir diğerinin çıtasını kaldırarak devam ediyor ve finalde şaha kalkış kaçınılmaz olarak yaşanıyor.Belki başka sezonları olsaydı, bu çizgiyi sürdüremeyebilirdi, bir takım aksamalar, kayışlar olurdu.Ama böyle olunca zirveye çıkıp veda etmiş gibi oldu. –Fakirin kendini avutması gibi bir şey oldu benimki de-.İrade kimde sorusunun cevabını arayan sağlam bir dizi; halk mı, halkın sınırsız gücü sunduğu kral mı, parayı sağlayan kesim veya halkı yönlendiren medya mı..Bütün bunların ötesinde gücü sınırlayan vicdan duygusu mu..Anlatmaya çalıştığım gibi karamsar değil inanın; şöyle ifade edeyim, en azından benim bir günümü aydınlattı ve sevdiğim “sağlam” diziler arasında yer edinebildi..

Denk düşerseniz, iyi bir dizi diye aklınızın bir köşesinde yer edinsin istiyorum o kadar; tabi yorum farkı sonuna kadar açık..

Reklamlar

2 thoughts on “Kings…

  1. Merhaba 🙂
    Blogunuzu birkaç yıldır fırsat buldukça takip eden biriyim.”Tam nerelerde kaldı ? Neden yazmıyor ? ” diye veryansın ediyorumdum ki bir sürü yeni yazınızla karşılaştım çok da mutlu oldum 🙂
    Hal böyle olunca artık susmak olmaz en azından bir teşekkür edeyim hem de izlemedi ise bir dizi tavsiyesinde bulunayım izledi ise de yorum alayım dedim.
    Öncelikle teşekkür ederim,bu güzel paylaşımlarınız,tanıtımlarınız için.Zira hiç unutmam I Love You Phillip Morris’i sizin sayenizde izlemiş,çok da eğlenmiştim.
    Dizi konusuna gelince (tam da dizi değil aslında klasik İngiliz dizi konseptinde 3 bölümlük mini dizi ) Black Mirror’ı izlediniz mi acaba ?
    Bir de ne zamandır bir Glee yazısına denk gelmedim blogunuzda.Hala takip ediyorsanız karakterlerin mezuniyetinden önce şöyle güzel bir inceleme yazısı görmek isterim tarafınızdan.
    Sağlıcakla kalın 🙂

  2. @serafina

    Öncellikle çok teşekkür ederim, asıl sen böyle bir yorumla beni çok mutlu ettin.Merak edildiğimi bilmiyordum; son zamanlarda iş güç derken tembellik ettim farkındayım.Ama dün nöbetteyken birden yazayım dedim ve bugünün güncellemeleri çıktı ortaya..İyi de oldu bende kendime geldim azcık..Ve tekrardan teşekkürler, asıl ben çok mutlu oldum.

    Black Mirror’ı duydum ama izlemedim, yarın boş günüm belki oturup onu izlerim, bende keşfetmiş olurum bu diziyi..Glee’yi izliyorum arada, her hafta takip etmiyorum ama biriktirip sonra maraton yapıyorum.Yayınlanan son bölümü de izledikten sonra neden olmasın..

    Kaba tabiriyle “gaza geldim” 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s