We Need to Talk about Kevin…

Az önce çok enteresan bir film izledim, ağzım açık bakınıyorum hala.Aslında geçen gece indirmiştim, kardeşimde önceden izlemiş biraz bahsetmişti filmden ama bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim.Ben tek kişi odaklı veya içinde az konuşma bol görsellik geçen filmlere karşı her zaman bir adım geriden yaklaşmışımdır.Buna da öyle başladım, hatta sıkılırsam kimse izlemem için para ödemiyor ya, kapatırım olur dedim kendi kendime.Ancak an itibariyle bitirmiş ve içimdeki zehri atmak için bilgisayarın başına geçmiş bulunuyorum.Dramlardan, özellikle hafif psikopat aile dramlarından uzak durmakta yarar vardır,ya çok seversiniz ya da nefret edebilirsiniz.Bu filmde işte iki keskin çizgide gezinip duruyor aldırmadan.

Film aslında tamamen Kevin hakkında kouşmayı içeriyor; Kevin ve ona katlanan, büyüten eli öpülesi annesi hakkında.Kevin’ın lisede gerçekleştirdiği toplu katliam türevi eyleminden dolayı onun hapiste oluşu ve geride kalan annesinin hem çevresinde onu suçlayan insanlarla hemde geçmişiyle hesaplaşması üzerine başlayan film, annenin geriye dönüşleriyle devam ediyor.Kevin’a hamile kalması ve onun doğumuyla başlayan süreç kadının çekilecek çilesi diyerek Kevin’ın sırf annesine inat davranışlarıyla şekilleniyor.Bir bebek sırf gıcıklık olsun diye annesinin yanında sabah akşam ağlar mı; ve yine sırf inadına babasını gördüğü gibi gülücükler atmaya başlar mı.Ve bu durum böyle devam ediyor; yer yer şiddeti artarak, yer yer azalarak.Gıcıklığına tuvalet eğitimini reddeden, annesinin çalışma odasını boyalarla mahveden bir çocuk bu.

Tamam bu tip anne ile yapılan çatışmalar o kadar da anormal değil ama bunun bile bir yaşı vardır.Gelirsin ergenliğe başlarsın kavga etmeye, fakat sinir etmek için kadına özellikle “anne” demekten kaçınmak, hatta bunu 2-3 yaşında yapmak, Kevin’ın ne kadar sorunlu bir çocuk olduğunu gösterir herhalde.Bunu gören de sadece annesi, çünkü dışarıya karşı o normal bir çocuk.Babası hiç bir hata gömüyor onda, çünkü ona göre bunlar annesinin abartması.Böyle derken yıllar geçiyor ve bir her zaman dilimi için farklı bir Kevin görüyoruz.Bebeği de sayarsak herhalde Kevin’ı oynayan dört farklı aktör vardır; tabi benzerlikleri tutturdukları için tebrik etmek gerek.Şahsen öyle bir çocuğum olsa arkamı döner kaçarım, o kadar rahatsız edici yani.

Filmin finali itibariyle bir baş yapıt tamamalanmış gibi hissediyorum.Ve artık o noktadan sonra Kevin’ın bunca kişi içinde sadece annesine önem verdiğini düşünmeden edemiyorum.Biliyorum yukarda söylediklerime kıyasla çok çelişkili bir ifade bu ama filmi izledikten sonra benimle aynı fikirde olacaksınız veya aklınızda en azından bir soru işareti oluşacaktır.Anne ise bunca yaşanan şeye rağmen hala oğlundan vazgeçebilmiş değil.Son dönem filmlerin özelliği bu olsa gerek, düz anlatım yok onun yerine hangi zamanda olduğunu bile kestiremediğiniz geriye dönüşler var.Ve bu durum filmi inanılmaz bir kompozisyon içine sokuyor; hani dersiniz film değil de sadece sanat.Abartı da benim işim ne de olsa; layıkıyla yerine getirmek gerek.Herkese hitap etmez, hatta bana nasıl hitap etti onu hala çözeilmiş değilim ama şans verilip izlenmesi gereken filmlerden.

Reklamlar

11 thoughts on “We Need to Talk about Kevin…

  1. ne kadar oldu bilmiyorum da bir dergide okumuştum bu film hakkında bir yazı.. festivallerden birinde oynayacaktı merak etmiştim ama fırsat olmamıştı.. unutmuşum şimdi sen yazınca hatırladım hemen indireyim de izleyeyim bende..

  2. @nilü

    Öyle miymiş, bende bilmiyordum bak senden öğrendim, belki ödül bile almıştır hak ediyor sonuçta.Mutlaka izle arkadaşım, yer yer tahammülü zorlayan bir yapıda ama film bitince değdiğini hissediyorsun..

  3. Ben Tilda Swinton’ı narnia günlüklerinde bir cadı olarak ,Constantine filminde bir melek ve brad pitt ‘in başrolünü oynadıgı Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi filminde de Elizabeth Abbott olarak izledim 🙂 . Ama bu filmini izlemedi henüz . Güzel bir post olmuş izlemek görmek lazım kevin hakkında konuşmalıyız filmini .

  4. @wasabi

    Bu kadının o “farklı” yüz ifadelerine bayılıyorum; her rol yakışıyor sanki.Bu filmde ise , sabrına sonsuz hayran kaldığım anne rolünde beni kendine yine hayran bıraktı.Dediğin gibi izlemelisin ve birlikte Kevin’ı çekiştirmeliyiz..

  5. ah kevin ah… gerçekten feci merak ettim. çok güzel bir filme benziyor. gittikçe benim liste kabarıyor. 🙂

  6. @külkedisi

    Kevin’dan hoşlanmak gibi bir durum söz konusu değil, sadece annesinin acısını anlayıp anlamamak mesele.Allah düşmanıma bile öyle çocuk vermesin, resmen kadının ömür törpüsü oldu.

  7. önce “doğuştan psikopat bu çocuk! vicdanını kaybetmiş.”diye düşündüm ama zamanla kararımı değiştirmeye başladım. filmi izlediğim yerde filmin konusu verilmişti. orada şöyle bir şey geçiyordu. “Çocukluk çağlarında oldukça şımarık büyüyen Kevin, aynı zamanda sevgiden uzak yetişmiştir.” Evet istediği her şey yapılmış olan bir çocuk var karşımızda. yaptıkları karşısında suçlanmayan, kızılmayan bu çocuk, büyük ihtimalle bu kadar kayıtsız olunmasını sadece ebeveynlerinin ona alışık olmasında yattığını sanıyor. çünkü o sıralar bir çocuk ve sevilmediğini sanıyor, sevginin sonuçlarını tanımlayamıyor.. daha sonrasında bir gün bir kardeşi oluyor ve o güne kadar her dakikasını ona adayıp onunla geçiren, hayatını ona göre ayarlayan, gerçek kimliğini bilen tek kişi olan annesi, başka birisiyle daha uğraşmaya başlıyor. karşısında iki rakip var. biri babası diğeri kardeşi. annesini fazlasıyla seven bu çocuk, sadece onunla uğraşıyor, çünkü onu sevgi gösteriyle yanında tutabileceğine inanmıyor.”ne kadar çok sorunlu olursa annesi onunla o kadar çok oynar ve babasıyla uğraşmaz.annesi hep onunla kalır.”şeklinde düşünüyor. bu çocuk kendini yanlız hissederek büyüyor,kişiliğini ,gerçek benliğini bulamıyor , yapmacık bir yaşantı geçiriyor,sevilmediğini sanıyor…bu onu büyük iç patlamalara sürüklüyor ve bizim psikopatımız doğuyor. gerçekten iyi bir filmdi. her ne olursa olsun anneye acımamak elde değil. oyuncular harikaydı. zamanda gidiş gelişleri zaten seviyordum, daha çok sevdim. herkes izlemeli. çok iyi bir psikolojik film.

  8. böyle iyi bir tanıtım yapıp izlememe vesile olduğun için teşekkürler Ofori 🙂

  9. @külkedisi

    Ben teşekkür ederim, bana da kardeşim göstermişti, gerçi bitirdikten sonra ben ona dudak büzmüştüm, eli yüzü düzgün bir film yok mu diye..Kevin hala ve hala itici geliyor bana..

  10. sanırım benim kevin’a karşı hissettiğim hiç bir duygu yok. ne nefretim var ne de sevgim. sanırım onun karışık hali bana böyle hissettiriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s