The İnbetweeners…

Geçenlerde belli bir dönem internetimiz yine gitmişti; yok modemdendir, yok bağlantı eksikliğidir derken bir kaç hafta sinir küpü şeklinde gezinmiştim evin içinde.İşte o dönemde kardeşimin zamanında indirip izlediği, benim de yokluktan dolayı seyretmeye başladığım bir diziden bahsetmek istiyorum; The İnbetweeners.Biraz wikipedia araştırması içine girdim ve dizinin 2008’de yayınlandığını öğrendim; benim keşfim tabi bu hesap göz önüne alınırsa biraz geç bir zaman oluyor.Üç sezon ve toplamda on sekiz bölüm, zaten bir İngiliz dizisi olduğu için bölümler olabildiğince kısa..İzleyeli baya oldu ama yakın zamanda bir de filmi çıkınca oturdum onu da kahkahalar eşliğinde seyrettim; hal böyle olunca hakkında bir iki cümle kurmak farz oldu artık.

Liseye giden dört arkadaşın hikayesi üzerine kurulu dizi.Ama hikaye dediysem de öyle büyük beklentiler içine girmemek gerek; zira adamların dertleri ne okul, ne aileleri, ne gelecekleri ne de yaşam sıkıntıları.Onların tek derdi kız tavlamak, havalı görünmek ve havalı görünmelerini sağlayacak eylemlere girmek.Will adlı karakterin liseye transferi ile başlıyor ilk bölüm ve tabi onun bakış açısından anlatılıyor olanlar.Babası annesini terk ettiği için, annesiyle birlikte önceki yaşam standratlarına kıyasla daha düşük bir seviyeye iniyorlar.Sıradan bir devlet okula yazılmak zorunda kalıyor ama eski özel okulunu geride bıraktığı için o kadar da pişman değil.Tip ve davranışlarına bakan hemen onu ezmek ister zaten; o derece bariz bir insan.

İlk gününde ortam yapıp, en kral arkadaş grubunun içine girmek istiyor doğal olarak ama onun bahtına düşe düşe okulun en “abaza” grubu düşüyor.Tabi kendisi de her ne kadar onları eleştirmeye bayılsa da o da onlardan biri, inkar bünyesine yakışmaz.Yine içlerinde en mantıklı düşünen ama yine de en rezil hallerde kendini bulan o.Bu kadar bahtsız bir insan olabilir mi; resmen bela mıknatısı gibi.Okulun kabadayısı da peşinde, çocuğun eski kız arkadaşı sırf kıskandırmak için bizimkine yüz verirse zavallı Will’in daha çok çekeceği var tabi.Bir de annesi arkadaş çevresi ergen gençlerin tabiriyle “tam bir fıstık” olunca bir de annesiyle ilgili yapılan imalara katlanmak zorunda.

Diğerleri ise; Simon en iflah olmaz romantikleri.Çocukluk arkadaşı kıza delice aşık ama ne zaman bir şeyler için adım atsa sonu göz yaşlarıyla bitiyor.Tabi bu hali onu grup içinde en fazla dalga geçilen elemanı yapıyor.Neil; o kadar seviyorum ki şu çocuğu anlatamam, en saf ama en yüzü gülen o.Tabi arkadaşları babası -olmadığı halde- gay diye dalga geçtiklerinde çıldırmıyor da değil.En uzak durulası insan ise Jay; onun kadar sallayabilen, tek ayak üstünde kırk yalan atabilen ve yeri geldiğinde rahatsız edici olabilen başka kimse yok.Ama bir süre sonra bakmışsınız Jay bile gözünüze sevimli gelmeye başlayabilir.Pek öyle tahammül edilesi bir dizi değil; sonuçta ortada en gıcık olduğumuz konu baş tacı yapılmış; ergen gençlerin kız peşinde koşmaları.Ancak ne kadar kaçınsam da izlemeyeceğim diye, bir süre sonra kendimi üç sezonu da bitirmiş şekilde buldum.

Hatta filmini bile kardeşimden önce indirip deli gibi kahkahalar atarak onu biraz kıskandırdım.Dizimiz ayrıca ödüllüymüş de, wiki’nin verdiği onca veri arasında bu bilgi yıldız gibi parlıyor.Ne diyebilirim; hepsi salak ve sonuna kadar umutsuz.Diziyi izleyecekseniz bu çocuklar içi geleceğe dair umutlanmayın, hatta bırakın geleceği en basit bir okul gezisinde bile onca kişinin arasında seçilmiş gibi bir tek bunların başlarının belaya girmesi ne kadar iflah olmaz olduklarının bir göstergesi.Tabi ailelerie bakarsak içinde bulundukları durum gayet mantıklı.Ve son itiraf; o kadar şeye rağmen ben hhala ve hala inatla sevdim bu diziyi, güzeldi işte.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s