Attack The Block

Bu sabah erken kalktım, baktım evde yine herkes kırkıncı uykuda bende açtım bilgisayarı, kardeşimin önceden “diretmek”” tarzıyla önerdiği bu filmi seyretmeye başladım.Her zaman bu konuma sokuyorum kendimi; sanki inadına yapmamam gerekirmiş gibi dediği şeyleri izlemekten kaçınıyorum, sonra bir anlık peş edişte seyredip” ya çok güzeldi bu ama” diyerek karşına geçiyorum.Kız da haklı bir “ben en iyisini bildim egosuyla” saldırıyor bana.Hani daha ilk önerdiği seferde seyretsem böyle olmayacak.Bu tabi işin kardeşler arası rekabet kısmına dayanıyor, yoksa evin içinde elime hazır film verip seyret diye baskı yapanın bulunması güzel bir şey.

Son zamanlarda İngiliz yapımlarına sardığı için bende onun izinden aheste aheste ilerliyorum.Ama özellikle bu filmle birlikte gözümde iyice yükselmiş vaziyetteler.Geçen sinema dergisinde tek yaprak reklamı vardı filmin, o kadar övülmüş ki, hani afişin başına yıldız koyarlar beğenildiğini belirtmek için; yeminle afiş görünmüyordu yıldızdan.O anda gözüm korktu tabi, ne yapmış bu elemanlar dedim.Herhalde dünya kadar para harcanmış, en ünlüsüden oyuncular toplanmış kadrosuna diye düşünmek bir sonraki eylemim oldu.Ancak bunların tam tersini düşünün; az para ve belki de sağda solda küçük rollerde karşınıza çıkan karakterler o kadar.Hatta kurgu bile o kadar iyi olmayabilir.Ama geneli toplayıp bir araya getirdiğinizde ortaya çıkan kompozisyon muhteşem.Bir kere çok eğlenceli bir film, nasıl başlayıp nasıl bitiyor anlamıyorsunuz bile.

Bunlar işin hep övgü kısmı, çokça da yapmaya devam ederim.Fakat daha filmin konusundan bile bahsetmemişim; hemen söyleyelim o zaman bu bir “uzaylı” filmi.Ne kadar orjinal değil mi, hatta bazı yerlerde filmi Türkçe’ye “Uzaylıların Şafağı” olarak çevirmişler.Orjinal ismiyle aradaki bağlantıyı bende kuramadım zaten.İngiltere’nin varoş semtlerinden birinde geçiyor film, kocaman binaların, bit kadar oda şeklinde dairlerin olduğu bir kısımda.Aynı binada oturan beş ergen genç – 15 yaşında oluyorlar- bir çeşlit bisiklet çetesi gibi geceleri ortalarda geziniyorlar.İşe daha yeni başlamış taze hemşire Sam, vardiyası bitip eve dönerken bunlarla karşılaşıyor ve baya bir korkarak gaspa uğruyor.Ancak tam o sırada gökten bir arabanın üstüne meteor gibi bir şey düşüyor.

Bizim yeniyetmeler bunun maymuna benzer acayip bir yaratık olduğunu görüp onu takip ediyor ve öldürüyorlar.Bundan sonrası ise, diğer uzaylıların gelip bu gruptan inntikam alması şeklinde ilerliyor.Biliyorum, biliyorum böyle anlatınca çok bilindik ve sıradan bir konu, neden izleyelim ki diyebilir, başta benim yaptığım gibi burun kıvırabilirsiniz.Ama bir Misfits izleyen grup, işin içinde belalı İngiliz gençlerinin geçtiği bir yapımın neler yapabileceğini de tahmin edebilir.Sıradan ergen tiripleri yok, doğruyu yapmak gibi bir gayeleri de yok.Tamamen kendilerini eyleme kaptırmış bir grup onlar ve beraberinde bolca eğlence ev adrenalin garantisi veriyorlar.

Meraklandırdım mı bilmiyorum, ama denk düştüğünüz an mutlaka seyredip eğlenmenizi tavsiye ediyorum.Bir de ben bütün oyuncuları sevdim ya, kendime bile şaşırıyorum; film tam anlamıyla büyüledi beni.Mutlaka seyredin derim, daha da bir şey demem.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s