Limitless..

Sonunda geri döndüm, o kadar uzun zamandır yokmuşum gibi geliyor ki, bilgisayarıma sarılıp duruyorum hala.Asıl sorun bilgisayardan kaynaklansa bu kadar kahretmezdim herhalde, ama internet yüzünden bu kadar beklemek koyuyor insana.Bir ara çektiğim çileleri anlatırım, tabi önce sakinleşmem lazım.Bunun yerine bir iki güncelleme yapıp bünyeyi rahatlatmak istiyorum.

Limitless, o kadar güzel bir filmi ki büyük ihtimal bütün yazı onun muhteşemliğini anlatmakla geçecek.Kediler ve Kitaplarda okumasaydım yazısını, hayatta açıp izlemezdim herhalde.Belirgin bir özelliği olmayan veya ne bileyim tanıtımından beni kandırmayan, ödülü olmayan filmlere bugünlerde pek fazla ilgi gösteremiyorum.Beni itecek bir güç lazım ki “neden ben izlemedim” diyeyim ve kendimi deli gibi filmi ararken bulayım.İşte bu film için bütün serüven böyle başladı, bir anda kendimi harika bir filmi seyrederken buldum.Hatta utanmadım, bir daha seyrettim.Konusu mu desem, hikayenin akıcılığı mı desem yoksa hepsini bir kenara koyup sadece görselliği mi desem bilemedim.En iyisi biz hepsini bir bütün olarak değerlendirip sinemanın etkileyiciliği diyelim.Hani zamanında izlediğmiz Altıncı His kıvamında filmler vardır ya, işte ben bu filmi o kategoriye koyuyorum gözüm kapalı.

Tamam iddalı cümleler olabilir belki, yine de yazarken heyecanımdan ortaya her şey çıkabilir.Şimdi ana karakterimiz kitap anlaşması olan ama kitabı için tek bir cümle bile ortaya koyamayan; kendi ifadesiyle uyuşturucu ve alkol tüketmediği halde dışardan bakıldığında tam bir bağımlı izlenimi veren, kısaca hayatta kaybetmeye mahkum bir kişilik.Ev kirasını ödemeyemiyor, ilham olarak tam bir tıkanmışlık içinde ve nihayetinde kız arkadaşı tarafından terk edilmiş vaziyette; bütün bunların üstüne bir de eski eşinin kardeşiyle en olmadık zamanda karşılaşıyor.Aslında bunları anlatmam da yanlış, zira kendisi filmmin başından itibaren içinde bulunduğu durumu çok güzel anlatıyor.

Film bu yönüyle de bir artı sağlıyor; öykümüzü anlatan kişi öyküyü yaşayan kişi ve öykü de bir o kadar ilginç.Eski kayınbiraderi bizimkine öyle bir hap veriyor ki, bütün dünya anında saygıyla eğiliyor önünde.İnsan beyninin tam kapasite çalıştığını düşünün; bir gördüğünüzü bir daha unutmuyor, en küçük bir bilgi bile en değerliymiş gibi güncel kalıyor,renkler bile bir başka parlıyor gözünüzde.İşte bu aldığı haplar adamımızda aynen bu etkiyi yaratıyor.Kitabını çok kısa bir sürede bitirebiliyor, yıllar öncesinden öylesine edindiği bir bilgi gözlerinin önüne geliyor anında.Ve ben bir basit izleyici olarak o kadar kıskançlık duyuyorum ki öyle bir hap olsa edinmek içn elimden geleni yapabileceğimi hissediyorum.Mistik biir güçle süper bir zekaya sahip olmuyor, sadece kendinde olanı tam kapasite kullanabiliyor.

Tek bir gün için bende öyle olsam, neler neler öğrenirdim, dünya bir anlam kazanırdı belki de.Neyse benden filme geri dönelim; bu küçük hapla hayatının nasıl değiştiğini, nasıl fırsatlar yakaladığını anlatıyor ama hapı kullanmak isteyen diğer kişilerin varlığıyla ve peşine düşmeleriyle ivme kazanan hikayesinde soluk almayı unutturuyor izleyene.Açıkcası filmi bitirene kadar bilgisayarın başından kalkamadım, hani daha önce sağda solda sıklıkla bahsedilse güzel bir film diye, o zaman bu kadar beğenmezdim herhalde, ama bu benim için tamamen süpriz oldu.Şöyle güzel bir film keyfi yapmak istiyorsanız, ilk önerebileceğim film bu olur mutlaka, seyredim sonrasında bana hak vereceksiniz.

Reklamlar

4 comments

  1. Woww diyorum söze başlarken ne övmüssün bu filmi o bahsettigin ne hapıysa ondan bende istiyorum ofori 😀 uzun zamadır yoktun sonunda dönüş yaptın netine kavuşmana çok sevindim bu arada dönüşün muhteşem bi etki yaratmış sende bir döndün pir döndün 😀 blogun temasınıda yenilemissin hayırlı olsun çok güzel olmuş arada degişiklik iyidir bende kendi blogumunkini degiştim ^^ yazını okuduktan sonra filme kesinlikle bakmalıyım. Bakılım sende yarattıgı etkiyi bende de yaratacakmı ?

  2. @ kang yong

    Hehehe, o haptan en azından bir günlüğüne bende istiyorum o kadar çok öğrenmek istediğim şeyler var ki, bir bakışta otursun istiyorum hepsi..Mutlaka seyret arkadaşım, çok beğeneceksin..Net yüzü görünce yolunu kaybetmişe döndüm, bende kendimi blog işlerine verdim hemencecik.Şimdi nöbete gidiyorum, yoksa bu akşam evde olsaydım, daha aklımda çok güncelleme konusu vardı ama sonraki günlere artık..

  3. İlk defa yazını okumadan bir şeyler yazacağım.
    Bu filmi bilmeyen yoktur her halde. Ama ben bir kere dahi oturup izleyemedim. 😦 Çok üzücü değil mi? 🙂 Neyse şöyle bir bakınırken bu yazıyı fark ettim. Şimdi izlemeye koşuyorum. Filmi bitirince yazıyı okuyacağım 🙂

  4. Evet filmi hayırlısıyla izleyip bitirdim. 🙂
    Görüntü, efektler, kalite ve hikayenin temel merkezi açısından kesinlikle sorgulanamayacak kadar iyi bir film olduğunu söyleyebilirim. Ancak belli bir noktadan sonra gerçekçiliğini yitirmiş hissi yarattı bende. Başrolün güç istenci , bunun için birilerini öldürmesi ve zerre kadar vicdan azabı duymamasını ilacın bir etkisi olmasına bağladım. Ancak tam anlamıyla bu sonucum beni tatmin etmedi. Aynı zamanda bu kadar büyük bir güce sahip olunmanın hayatı tamamiyle anlamsızlaştıracağı fikrindeyim. Sonuçta insan ulaşacağı şeyleri hayal ederek , tam bir zıtlıklar birlikteliğinin içinde yaşar . Eğer her şey sahip olabilecekse ve bunun bilincindeyse -ki kahramanımız öyle- ne anlamı var ki yaptıklarının ? Kısacası çok tatmin olmadım. Bu ilaca ve getirdiklerine oldukça saplantılı bir biçimde insanlığı ikinci plana iten bir filmdi bence. Ama izlediğim için de hiç pişman olmadığımı söylemeliyim çünkü oldukça düşündürücüydü.
    Teşekkürler Ofori

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s