District 9…

Cümle alem izledi, hakkında o kadar güzel yorumlar yazıldı ki bir ben kaldım geride sanki.Daha ilk çıktığı – veya çıkacağı- zamanlarda her yerde yazılarını okumuştum, ama her zamanki gibi izlemek baya bir sonraya kısmet oldu.”Öteki” üzerine yapılmış muhteşem bir film; uzaktan yakına girerek ötekinin aslında biz olduğunu gösteren, bir taş vurayım derken onlarca taş götüren bir yapım.Diğerlerinin bakış açısını sunan filmler arasında, benim gözümde kendinde sağlam bir yer edinmiş vaziyette.Hep merak ederiz; uzaylılar gerçek mi, bizimle iletişim içindeler mi.İşte film bunun cevabıyla başlıyor; keşfetmek için can attığımız “yabancılar” bir gün gemileriyle gelirler, semada asılı kalırlar ve biz kahraman insanlar onları kurtarmaya gideriz..

Geminin içine girdiklerinde nerdeyse ölüme sürüklenen bir ulus bulur insanlar; sonradan da adlandıracakları gibi “İstakoz” görüntüsüne sahip bu uzaylılar, ellerinde hiç bir şeyleri olmayıp bir sığınak olarak seçmişlerdir dünyayı.Gemiden kurtarılan istakozlar hemen geminin altıda geçici barakalara yerleştirilirler, ancak zaman geçtikçe uzay gemisinde hiç bir değişikliğin olmaması, onların da artık bu dünyanın bir parçası olmaya iter.Çalışmayan, topluma katkıda bulunmayan, üstüne üstük kargaşaya ve yağmaya davetiye çıkarn bu “grup” bir süre sonra misafir insanoğlunun canına tak etmeye başlar ve onlardan kurtulmak için bir çözüm yolu aranır.Bütün dünyanın gözü önünde katliamlar yapılamayacağına göre onları şehir dışına, oldukça tecrit edilmiş bir alana, kapmlara sürmek isterler ve bu noktada filmin ana karakteri kendini gösterir.

Kendisi tahliye biriminin başında; yaptığı işin doğruluğuna sonuna kadar inanan birisi, İstakozlar onun gözünde sadece yapılması gerreken birer “iş” o kadar.Hatta bu konuda kendisini bir uzman olarak adlandırabiliriz.Tahliye öncesi ev ev dolaşıp onlara onay belgesi imzalattırmaya çalışırken, bir evde ne olduğunu bilmediği bir sıvının yüzüne bulaşmasıyla bütün dünyası değişiveriyor.Empati için ; kendini diğerinin yerine koyup öyle düşünmek denir galiba, adamımız ise empatiin babasını yaşıyor.Kendini onların yerine koymaktan ziyade, bir süre zamanla aynı onlara benzemeye ve insanlık için “öteki” olmaya başlıyor.Bir dakika önce onları yok etmek isteyen tarafta yer alırken diğer dakikada yok olmamak için savaşan tarafın yanında buluyor kendini.Hayat ve cilvesi adlı konuşma işte burada devreye giriyor.

Bu basit bir insanlık ve insan dışı varlık meselesi değil; sadece anlatılmak istenen konu bunun üzerinden işlenmiş o kadar.Asıl mesele, hep birbirimize yaptığımız kendimizden olmayanı dışlama ve kabullenmeme meselesi.Kazanan tarafta yer alırken bir de kaybeden tarafın ortasına düşme hikayesi onun ki.Bende ilk izlemeye başladığımda uzaylı filmi seyredeceğiz, ucundan bucağından bilim kurgu göreceğiz sanmıştım ama onun yerinde bambaşka bir şeyle karşılaştım işte.Ve gördüğüm şeyden o kadar memnun kaldım ki, hakkında yazılan bütün o övgü dolu cümleleri hak ettiğini düşünüyorum sonunda.Yasak bölgeye girenlerle yasak bölgede yaşayanların ne kadar ince bir çizgide birbirlerine benzediklerinin filmidir, merak edene önerilir.

Reklamlar

4 thoughts on “District 9…

  1. vay, ilginç bir şeye benziyor… her zamanki gibi merek ettiğimi de eklemeliyim. bunu da listeye ekliyorum 🙂

  2. merek 🙂 bir zamanlar “merak”tı. işte benim parmaklarım onu bu hale soktu. 🙂

  3. @külkedisi

    Çok güzel bir filmdir, ötekileştirme üzerine parmakla gösterilecek bir film, mutlaka seyret..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s