Bir tabak daha, Yoo…

Heyecanla beklediğim yeni bölüm sonunda üç gün önce yayılandı ama bir türlü vakit bulup yorumunu yazamadım.Son günlerde üst üste işe gidip geri kalan zamanda uyumaktan başka bir şey yapamadığım için, bölümü bile nöbet çıkışı sersem bir halde izledim.Ama o kadar bekledikten sonra havada karada şartlar ne olursa olsun mutlaka izlerdim zaten; özellikle bitiş sahnesi aklıma geldikçe kalbim güm güm ettikten sonra.İlk önce bu diziyi neden seviyorum diyen bir özet içine girmem gerek, zira olayın anlam ve öneminden bahsetmezsek ayıp olur.Çok ama çok yavaş ilerleyen, artık günümüz şartlarında şaşkınlığa düşüren bir hikaye başlangıcına bile sahip değil, ama o gidişat varya, işte her şeyi mükemmel kılan şey orada saklı..Değişen şartların ve bunun beraberinde getirdiği karakter dönüşümleri.

Masumiyetin, doğruluğun yerini ne şartta olursa olsun yaşama içgüdüsüne dönüştüğü ve bunun için göz kırpmadan insanların feda edilebildiği bir evrim süreci bu.Şimdiye kadar hep Walter’ın değişimini izledik, veya ön planda hep onu takip edip gördük.Ama yeni sezonun daha ilk bölümünde hatta ilk saniyesinde öyle bir bakış aldık ki Jesse’den, “dönüşüm benim” diye bağırdı adeta.Bu kadar etkilendiğim bir oyunculuk olmamıştı uzun zamandır, adam orada öyle bir ikilem yaşıyor ki, yapmak zorunda olduğu eylemin gerçekliğinde eziliyor adeta.O gözler öyle bir çığlık atıyor ki, “istemiyorum” diye yeri göğü inletiyor aslında.Walter bu yolda çoktan masumiyetini kaybetti, daha ilk sezondan itibaren kaç kişiyi feda etti hatırlamıyorum bile.Jesse, her daim onun yanında, onun eylemlerini takip etmiş olsa da, şimdiye kadar hiç bu kadar bıçak ucunda var olma savaşı vermek zorunda bırakılmamıştı.

Bu ikisi arasında asla bozulmayacak bir ilmek daha attı anlaşmalarına.Önceleri bir araya gelmelerinin tek amacı para kazanmaktı, birbirlerinin hayatına dahil olmak, hele ki müdahale etmek söz konusu bile değildi.Sonra öyle yollardan geçtiler ki, Walter kabul etmese bile yeri geldi onu oğlu gibi sevip sahiplendi, Jesse kimseyi dinlemezken bir tek Walter’ı dinledi.Ve şimdi biri var olurken diğerinin yok olması gibi bir düşünceyi dahi tolere edemeyeceklerini gösterdiler herkese.Jesse zaten çoktan ölümü kabullenip öyle davranmaya başlamıştı ama Walter’ın var olma savaşında onun yanında yer almak için öyle bir şey yaptı ki; bu saaten itibaren artık eski Jesse’yi kolay kolay görmeyeceğiz gibi.Özellikle o son sahnede karşılıklı yemek yedikleri bölüm ve Jesse’nin “aydınlanmış” hali belki de bölüm içinde en rahatsız edici kısımdı.

Sessiz patronun sakin sinir krizleri veya örnek üzerinde intikam anlatışı değil – ki hala şok içindeyim- ama Jesse’nin o anda sakince adamın direk gözlerinin içine bakışı etkiliydi sahnede.Transa geçmiş gibi izlemek ise seyirciye bırakılmış tek tek dışa vurum şekliydi belki de.Bu diziyi ne zaman izlesem hiç bir şey eskisi gibi olmayacak derken buluyorum kendimi ama zaten hayatın kendsi öyle değil mi diye dürtüyor sonra bir şey.Değişimdir esas olan ve onlarda bunu öyle sakin bir şekilde yansıtıyorlar ki, susup izlemekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden..Dört dörtlük bir geriye dönüş bölümüydü; ilk bölüm böyleyse sezon bölümü nelere gebe hiç bilemiyorum ve ister istemez korkmaktan kendimi alamıyorum.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s