Wilfred

Elijah Wood denildiğinde akla gelen ilk şey o büyük kocaman hüzünlü mavi gözler oluyor.Bu adamı nerde ne zaman izlemesem hep o gözlerdeki hüzün vuruyor beni; öyle kedi gibi acıklı bakabiliyor ki, fazla rol kesmesine de gerek kalmıyor aslında.Malumunuz yaz geldi, bütün sevdiğim diziler teker teker sezon finali yaptı; bende böyle başı önde ortada kaldığım için yeni dizi önerilerine açık hale geldim.Hal böyle olunca daha ilk bölümleri yayınlanmış, hatta yeniden çevrim bir dizi olan Wilfred’a bbir göz atayım dedim.Sebebi ise sadece yukarda bahsettiğim şahıs ve gözleridir.

Absurd komedi tarzı yapımlarla pek sıkı fıkı ilişkim yoktur, hatta bunlar daha çok kardeşimin ilgi alanı içine girer.Ama bu sefer dayanamadım ve gördüğüm şeyden çok da memnun kaldım.Dizi 2007 Avustralya yapımı; o kadar beğenilmiş ki Amerikalı’lar olaya el atıp birde kendilerine göre yapmak istemişler.Aslında doğru olan orjinal versiyonu indirip izlemek ama ben şimdilik bununla devam edecekmişim gibi geliyor.Aslında sadece ilk bölümü izlediğim için anlatacak pek fazla bir şey yok gibi; ama yine de bir iki cümle kurup cümle alemi meraklandırmak lazım.Ryan, “işler biraz karışık” diye tabir ettiği bir avukat.Şu an işsiz olup hayattan da bir beklentisi yok.

Hatta onunla ilk tanışma anımızda kendisi bilgisayarda heyecan içinde bir şeyler yazmakla meşgul.Başta benim gibi roman falan yazdığını sanabilir, hatta içmek için hazırladığı karışımla ne kadar sağlığına düşkün bir insan olduğunu düşünebilirsiniz.Ama hayır aldanmayın, sadece saniyeler sonra yazdığı şeyin bir intihar notu olduğunu ve hazırladığı karışımın içinde aşırı doz sakinleştirici olduğunu göreceksiniz.Artık beklenen şey sadece ölümün kapıyı çalmasıyken ölüm bir türlü gelmez, bizimki bu durum karşısında öncekinden daha fazla depresyona sürüklenir.Bu kadar umutsuz bir vakayken, sabah kapısını çalan yeni komşusu işee gideceği için köpeğini ona bırakmak istediğinde, dizi anlatmak istediği asıl noktaya parmak basmış olur.

Resimde de gördüğünüz gibi Ryan, köpeği insan kılığında görmekte, saolsun köpek Wilfred’da bunu doğrular gibi gün boyunca onunla oturup muhabbet etmiş, birlikte öğle yemeği için dışarı çıkmış ve hatta onu hayata bakış açısı için küçümseyip gaza getirmeye çalışmıştır.Dizi budur işte; insan kılığında esas karaktere görünen bir köpek.Tabi arada patlayan esprilerden, gülmekten yerlere yatmaktan bahsetmiyorum.Hep düz mantık şeyler seyretmek zorunda değiliz değil mi; Wilfred peşinden sürüklesin bakalım bizi..

Reklamlar

2 thoughts on “Wilfred

  1. slm ofori, sanırım bu benim ilk yorumum bloğunda 🙂
    yazının başında ilk fotoya dikkatle bakmıştım ama hiç böyle ilginç bir şey çıkacağını tahmin etmemiştim :)ilginç bir diziymiş cidden, tavsiyen için teşekkürler, listeye kattım hemen.

  2. @ makinosev

    O zaman bende hoşgeldin diyeyim, yorumunla mutlu ettin beni 😀 Bende resmi ilgimi çektiği için izlemeye başlamıştım, gerçi daha tek bölüm izledim ama olsun.Şimdilik beğendim, bakalım gidişat nasıl olacak..Ama orjinal versiyonu tuttuğuna göre, bunda da bir gelecek görüyorum..

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s