Ortaya karışık dizi ve filmler…

Her güncellemenin dolu dolu bir içeriği barındırmasına gerek yok diyen mantığım bugün biraz hovardalık yapmak istiyor ve başı boş bir “resim” içerikli güncelleme yapmanın sınırında dolaşıyor.Evet yapacağım artık, dayanamıyorum, zamanı gelmişti işte diye kendimi salıyorum, tutana aşk olsun.Resimler toplu halde tumblr eseri olup, hiç biri bana ait değildir – ki yapamam zaten, yapana saygı sonsuz-O zaman başlayalım artık..

İlk resmimiz Breaking Bad’e ait, hazır yeni sezon için gün saymaya başlamışken artık kafamı çevirdiği her yerde bu diziyle ilgili resimler görüyorum.Takdir edilir ki bu durumda bekleme sürecini biraz çekilmez hale getiriyor.Şu resme bakın şimdi,yani o nasıl bir bakıştır, insanoğlu neler hissetmelidir o bakış karşısında.Bu adamın dönüşümü hala mükemmeliyetini koruyor benim gözümde; sıradan bir lise öğremeninden ülkenin en çok satılan uyuşturucu üreticisi haline dönüşüyor ve bunu karakterine öyle bir yansıtabiliyor ki, sadece dönüp ilk bölümleri izlemek bile insanı aradaki farkla sarsabiliyor.Bakalım bu süreç bizi nerelere götürecek.Ne diyor posterde ” 17 Temmuz”; heyecanla bekliyoruz bakalım..

Ve sırada hiç bir zaman dilimden düşmeyecek Supernatural klasiği var; bu dizi için o kadar güzel, kaliteli resimler dolanıyor ki ortada – özellikle Dean için- sadece bakıp kendimi kaybetmem artık sıradan bir eylem haline geldi.Şimdi bile o kadar kararsız kaldım ki hangi resmi koyacağım diye, büyük ihtimal uzun bir süre dolanıp duracağım en güzeli bulabilmek için.Biz lisedeyken yoktu böyle şeyler tabi; sadece diziyi izler yorumu da kendi aramızda yapıp heyecanla bir sonraki haftayı beklerdik.Şimdi ise, bölüm ertesi dolu dolu yorumlar, her bir kareden rüya gibi resimler, videolar; kısacası paylaşım aldı başını gitti.Bu da dizilerin popüleritesini arttırıyor haliyle; özellikle Supernatural için sadece resimleri bile yeter reklamını yapmaya.Bakınız şu aşağıdaki resim; zamanında Castiel ve Dean’in ne kadar güzel ve uyumlu bir ilişkisi oolduğunu anlatıyor en saf haliyle.Castiel’deki teslimiyeti görünce şimdilere içim acımıyor değil.

Bölümleri izlerken bu kadar duygulanmıyorum yemin ederim ama arkasında tumblr’ı açıp şöyle bir beş dakika dolandığımda kendimi kaybediyorum.Önceden wallpaper falan toplardık diziler için, şimdi bu toplamanın bir değişik versiyonunu yapıyoruz.Kaç yaşına geldim ama pişman değilim, bir Dean Winchestar güzelliğine bakıp iç çekmeyen bayan varsa beri gelsin, alnından öpeceğim..

Gelelim Glee’ye; bir sezon daha bitirdi ve ben hala “neden” izliyorum diye sorguluyorum.Valla bilmiyorum, ne peşinden sürükleyen bir öyküsü, ne her hafta heyecanla izlemek için sabırsızlandıran bir karakteri var.Üstüne üstük gıcık olduğum yegane konuyu işliyorlar; kendini ve ne istediğini bilmeyen maymun iştahlı, bencil lise klasiklerini.Bu eleştirilere rağmen 2 sezonu da izledim mi evet izledim.Hatta sezon finaliyle içimde bir boşluk bile oluştu.En nefret edilesi özellikleri içinde barındırıp da hala kendini izlettirebildiği için artık şapka çıkartıp “başarılı bir dizi” demek gerek ama dilim varmıyor hala; kabullenemiyorum dostlar.Bu dizinin en güzel tarafı şu yukarda gördüğünüz çift.Hatta hayır en güzel tarafı Blaine..İkisinin de yolu açık olsun, en pon pon kız kıvamımda el sallıyorum onlara.

Ve artık “yeter bu ayrılık” diye isyanlarda gezindiğim Misfits..Zaten kötü haberi duyduğumdan beri kendimi toparlayabilmiş değilim; diziyi ayakta tutan, hatta o kadar iddalı konuşuyorum diziyi “dizi” yapan Nathan karakteri yeni sezonda yer almayacakmış kadroda.Valla bir yerden okumadım, sadece kardeşimden duyduklarım, ama gerçeklik payı yüksekse bu dizi nasıl bir hale gelir bilmiyorum.Tamam tek bir karaktere bel bağlamak yalnış ama kendime engel olamıyorum; Nathan diyorum başka bir şey demiyorum.Misfits bir klasiktir ve tez zamanında başlaması gerekir; işte o kadar.

Gelelim tamamen ayrı bir post olması gereken – tez zamanda yazılacaktır- Games of Thrones güncelerine.Stark kabilesini ne kadar çok seversem seveyim, başlarına gelen her kötü şeyde içim bin parça oluyor; yani ne olurdu az çakal olsalar, bende azcık içim rahat izleyebilsem.Bir de dayanamadım açtım okudum spoiler’ları; hatta öyle ki daha diziyi izlemeden kimler ölecek, kimler kalacak, taht kimin olacak gibi en elzem şeyleri bile ucundan bucağından biliyorum.Ve pişman değilim, yoksa bu dizi adamı çatlatır.Bu yukarda ki sarı kızancığın başına gelecekler, savaşta neler olacak, Kuzey tarafında ne işler dönecek az çok biliyorum.Ve bu açıdan yaşasın kitap uyarlamaları demeden geçmiyorum.Az kaldı zaten sezon finaline, ne çabuk geçti azizim..

Ve birileri Harry Potter mı dedi.Kimse neden benim bu heyecanımı paylaşmıyor, neden ortada çığlık çığlığa dolaşmıyoruz; ne de olsa bir efsanenin son filmine sayılı günler kalmış.Ama yok, ortada tek bir ses yok, nerdeyse çıt çıkmıyor.Artık biraz ortalığı velveleye vermenin zamanı geldi de geçiyor bile, bu bir başlangıç yazısı olsun; “Aman Allah’ım Harry Potter bitiyor, son filmini mi izleyeceğiz şimdi” başlıklı yazıların bir ilki olsun.Şaka bir tarafa bitiyor işte, yıllar geçti onlar büyüdü biz büyüdük; ve böyle bir efsane MTV ödüllerinde Twilight gibi bir saçmalık karşısında ciddi bir ödül alamıyor.İşte bunu duyduğum an çılgına döndüm azizim; bu insanların nesi var böyle nasıl bir mantıktır bu; dünya bu kadar mı farklı görünüyor gözlerine.Dışarda parlayan vampirler ha, hala yazdıkça sinirleniyorum.Bakınız konu nerelere kaydı; çünkü şimdiye kadar bunu hiç kusmadım, hep içimde sakladım sinirlendim.Artık söylüyorum işte; ben bu insanları anlamıyorum..

Son günlerde yeniden Queer as Folk izlemeye başladım, önceden youtube üzerinden izlemiştim, şimdi arşiv olsun niyetinde indirip izliyorum.Şimdiye kadar dört sezonu indirdim, geriye sadece son sezon kaldı.İlk sezonun türkçe alt yazısı da var, bakalım bir heyecan ilerliyorum.Ama her ne kadar ikinci defa izlesem de, yok azizim ilk defa izliyormuş gibiyim.Aman kimse duymasın, “izliyorum işte”; aramızda kalsın..

Bu filmi hatırlayan var mı, lise gibi toplumun çekirdek örnek tablosunu en iyi anlatan, değeri gözümde tartışılmaz yapımı.Beni bir adaya atsınlar, yanımda götüreceğim filmleri seçmemi istesinler bu film mutlaka o listenin içinde olur.Hatta ne güzel bir fikir bu böyle; öyle bir liste yapmak gerek gerçekten, belki yaparım kim bilir.Asi, inek, şımarık, içe kapanık, gelecek vaad eden gençlik diye bir şey yoktur; böyle bir kategorilendirme onları birbirinden ayırmak ve farklılık yaratmaktır.Bu film der ki; “onlar aslında aynı, sadece diğer vasıflara saklanıp kendilerini güvene almak istiyorlar”.Kısa bir yad etme yazısı için biraz ileriye gittiğimi düşünüyor ve noktayı buraya koyuyorum.

Mad Men ne zaman başlıyor acaba; gerçi heyecanla bekliyor da değilim, o ateş söneli çok oldu.Ama başlasa da güzel olurdu, hayata bir farklılık katacağı kesin.Yeni evlilikler, beklenen bebekler ve bir şirketin geleceği.Tabi Don Draper ismini yad etmezsek ayıp olur bize; ne de olsa dizi genel olarak onun her daim dört ayak üstüne düşüşünen bahsediyor.Ama seçilen resimden de anlaşılacağı üzere ben bu dizinin bayanlarını daha çok seviyorum, her birinin farklı bir öyküsü var; ister başarı olsun ister çöküş.Ne diyelim ki başlasın artık..

Ve Lost’un benim gözümde en güzel kadını.Tabi dizi hala içimde bir yaradır; sen o kadar sezon bütün heyecanınla izle, kafanı patlat, teoriler üret yeri geldiğinde hayran kal, yeni bölüm için öl diril ve bunun karşılığında beklentileri yükseltilmiş bir sezon finali bekle ama karşılığını sadece araf al.Sinirleniyorum, hala sakinleşebilmiş değilim..

Şimdilik yoruldum, bu yazının devamı gelecektir.

Reklamlar

4 thoughts on “Ortaya karışık dizi ve filmler…

  1. yazını okuduktan sonra şu lost’a deyinmeden edemicem o ne saçma sondu öyle yaa bütün sorularıma hiçbir cevap alamadım dizi böyle bir sonla seyirci hiç tatmin etmedi bence Supernatural gelecek olursak ben sam’i daha çok seviyorum bu iki kardeşten sanırım şeytan ve cin avcısı yani kötü ruhların peşnde koşan kendini bu yolda adamış iki kardeş gerçi 2 sezon izliyebildim 2. sezonuda tamamlayamadım ya olsun 😀 oda fena bir dizi değildi paylaştığın resimlerden en çok beyendiğme gelecek olursak kuşkusuz ilk baştaki tahminimde de yanılmıyorsam ”koreli” minnik bebek fotosuu gerçekten çok şirin :))

  2. @ kang yong

    Lost’un ayıbı hala yüz kızartır bence.Yine sonunu görmezden geldiğimde – ki bunun için baya bir çabalıyorum- o dönem yaşattığı heyecan adına Lost’u sevgiyle anabilirim belki;bu da o kadar zor ki.

    Sam içinse, başlarda o kadar sevmezdim, sezonlar ilerledikçe artık alıştım, sonra sevdim şimdi bende paylaşamıyorum onu.Hele onun bu ikilemde kaldığı halleri yok mu; doğru olanı biliyor ama devamlı diğerini yapıyor, o çelişkisini izlemek bile bu adamın ne kadar iyi bir aktör olduğunu gösteriyor.O sezonları atla şimdi, 4’den itibaren izlersen çok zevk alırsın, arada olanları ben sana anlatırım 😀

    Ve o bebeği ben de yerim, nasıl tatlı şey öyle yaa..

  3. Harry bitecek mi diye dertlenen milyonlarca kişiden biriyim efenim. Biz büyüdük onlar büyüdü. Ama bir efsane bitiyor. LOSTta da böyle oldum ben. Ve şu ömrümde zamanına denk geldiğime sevindiğim bir kaş yapımdan biridir bunlar. Diğerleri için bknz: Yüzüklerin Efendisi,Karayip Korsanları

    Supernatural’a gelince. Jensen yüzünden delireceğim bir gün 😀 Ve tumblr’a sardık saralı sapıklık seviyesine doğru ilerlemekteyim. Sırf SuperNatural paylaştığımdan takipçim de yok ehe 😛

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s