Yazı Tura…

Yazı Tura, bu sabah izlediğimde bütün günümü etkileyeceğini bilemediğim, hatta bırak günü uzun vade hayatımı etkileyecek filmlerden.Hep bildiğimiz, bildiğimizi zannettiğimiz konuları öyle net bir ifadeyle sunuyor ki, insan sonunda film için “dram” bile diyemiyor, sadece görmezden gelinen gerçekler.Ama gördüğünde acı çekeceğini bildiğin şeylerden kaçınmak gibi en korkak insan tepkisine sığınıyoruz belki de.Doğu’da askerlik yapan iki gencin hikayesi gibi görünse de başlangıçta; bu ne bir savaş filmi ne bir göç, ne bir deprem ne de bir arkadaş kazığı.Bu sadece bir “insanlık” filmi, kendi kendimize yaptığımız ve her seferinde kendimizi haklı bulduğumuz dramların hikayesi..

Biri köyüne, diğeri İstanbul’a dönen iki asker, geriye dönüşlerle yaşananları anlatmasa da, savaşın onlarda bıraktıklarıyla kendi yıkımlarında savaşmaya devam ediyorlar.Biri bacağından olmuş, diğeri tek kulağının işitme yetisinden.Ama asıl kaybettikleri şey yaşamın kendisi olmuş belki de.Bacağından olan köyüne döndüğünde arkadaşı bildiklerinden, artık nişanlısı olmak istemeyen sevdiğinden, yaşadıklarına önem vermeyen insanlardan ve kabuslarından örülü bir yaşamda hayatta kalmaya çalışıyor.Kulağından olan ise, kendi boşluk duygusunda, geleceğin belirsizliği içinde babası ve hiç tanımadığı abisini düşman ilan ederek kendi savaşını yaratıyor.Film, olatylara öyle çıplak bir gözle anlatıyor ki, az buçuk izleyene acıyın hafifletin demek bile yersiz kalıyor.

Boş yere ödül almamış,bu film.Zamanında sinema salonlarında beklenen ilgiyi görmediği için filmin yönetmeni Uğur Yücel’i finansal açıdan baya bir zorluğa sokmuştu.Biz böyle anlatmak istediğini sert ve yalın bir dille sunmak isteyen filmlere karşı direnç gösteriyoruz belki de; hani acı olanı bilelim ama o kadar da saplamasın bıçaklarını üstümüze, arada bir zırh olsun yeri geldiğinde gülelim de istiyoruz.En azından benim yaklaşımım öyle; hal böyle olunca filmi duyan çok, bilen çok ama izleyip sahiplenen az oluyor.Kahramanlık öyküsü yok, umut vaad eden gelişmeler yok; bu bir ölmek için doğduğun dünyada, ölüme ve yıkıma ilerleyişin öyküsü.Bu her şeyin “tamam” olduğu ülkemizde, pürüzsüz cildin üstünde çıkan çıbanın hikayesi..

Böyle de karamsar cümleler kurdurur işte.Yazı veya tura ne fark eder; ikisi de aynı sonal bitiriyor öyküyü..

Reklamlar

One thought on “Yazı Tura…

  1. ben bu filmi ilk 2005 te izlediğimde hiç beğenmemiştim amatör kamerayla çekilmişti sanırım k.bakma ama ben beğenemedim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s