Sherlock iz peşinde…

Yine bir İngiliz dizisiyle devam edelim; Sherlock Holmes…1854 yılında oluşturulmuş hayali dedektif kahraman için çekilen filmlerin dizilerin haddi hesabı yoktur.Hatta daha geçenlerde yeni bir filmi yapıldı, her ne kadar daha seyretmesem de izleyen herkesin beğeniyle bahsetmesi kulaklara geliyor.Bende işte son dönem çekilen dizisinden bahsedeceğim, ilk sezonu sadece 3 bölüm olmasına rağmen doyum açısından uzun bir sezon izlettirmiş hissi veren, her bölüm bir film kıvamında ilerleyen bu muhteşem diziden.Başlarken sadece 3 bölümden ibaret olduğunu bilmiyordum hatta devamını da kardeşime indirtmeyi düşünüyordum..Ama her ne kadar sayı olarak tatmin eden bir rakam veremese de, nitelik olarak alkışı hak ediyor muhakkak..

Bir bölüm 90 dakikadan oluşuyor, böyle olunca benim “film izliyormuşuz gibi” benzetmem, kendine bir dayanak daha bulmuş oluyor.Bu adamın hikayesini bilmeyen yoktur veya az çok kim olduğunu..İnanılmaz bir gözlem yeteneğine sahip karakterimiz, şöyle dişe dokunur bulmaca kıvamında bir suçla karşı karşıya gelmedikçe hayatın ne kadar “sıkıcı” olduğunu düşünen; işine ve dehasına aşık bir sosyopat.Kimileri onu “psikopat” olarak değerlendirse de, onun sadece canı sıkılıyor ve insanların düşünememesine deli oluyor o kadar..Bir bakışta sizin bütün hayat hikayenizi yüzünüze vurabilir; duruşunuz, konuşmanız, giysileriniz, bakışlarınız sizi anlatan şeyler; ve Holmes bunu tek bakışta anlar..

Dizide bunu o kadar güzel yansıtıyorlar ki; Holmes geriye dönüp bir şeyleri nasıl çözdüğünü anlattığında, Doktor Watson gibi bizde “inanılmaz” diye çığlıklar atıyoruz..Zaten Watson gibi bir karakterin olması bizim gibi “faniler” için tam bir lüks; zira Holmes’e yaklaşıp ondan adam akıllı açıklamalar talep etme iznine bir tek o sahip.Onun sayesinde bütün bu gizemler nasıl çözülüyor, mantık bunun neresinde lafı anlam kazanıyor..Dizi günümüz İngiltere’sine göre düzenlenmiş; ama takip ettiği çizgi yayımlanan hikayelerle aynı; veya ben öyle okudum.Holmes, bir ev arkadaşı aradığında ortak bir tanıdıkları sayesinde Watson’la tanıştırılıyor.Watson, Afganistan’dan dönmüş terapi gören, tek bacağı aksayan, işsiz bir savaş gazisi..Daha ilk tanışmalarında Holmes nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu onu da bizi de şaşırtarak gösteriyor.

Holmes’un o kendine özgü davranışlarına, bazen sinir etse de çoğunlukla eğlendiren sözlerine ve kimseye benzemeyen kişiliğine hayranlık duymamak elde değil; ama asıl hayranlık tabi ki zekasına ait.Dehasını hayatını şenlendirmek için kullanıyor, suçları çözüp monotonluğa son veriyor..Bütün bu hikayenin ortasında Watson’la olan ilişkileri önemli bir yerde; zira Watson dışında “arkadaşı” yok veya onun dışında hiç kimseyi yanına yaklaştırmadığı gibi kimseye tahammülü de yok, özellikle onun dediklerini anlamayan insanlar.bu da bütün insanlık demek oluyor aslında.Daha ilk tanışmalarında Watson kendini bir cinayet gizeminin ortasında, Holmes’un peşinde buluyor.Bu arada kendisi eski askeri bir doktor, olay yerinde ceset incelemeleri için Holmes tarafından oraya buraya sürükleniyor ama Holmes’u herkesten iyi anlayıp yeri geldiğinde onu korumak için gözünü kırpmadan adam öldürebiliyor.

Bu ikili el ele verip – daha çok Holmes tarafından- cinayetler çözülüyor, büyük suç organizasyonları gün yüzüne çıkartılıyor, hükümet için milli meseleler titizlikle çözülüyor ve bütün bunların ortasında bir garip izleyici bizler hayranlıkla takip ediyoruz olanları.Dediğim gibi bu zamana kadar bir dünya Holmes karakteri canlandırılmıştır ve bende bir çoğunu izlemedim ama pek de dedektifçilik içeren yapımlara ilgim olmadığı halde bu diziyi sırf Holmes karakteri için izliyorum desem, canlandıran aktörün ne derece başarılı olduğunu vurgulamış olur muyum bilemem..Birde üç bölüm her ne kadar kaliteli olsa da yinede benim gibi aç gözlü izleyiciler için yeterli değil..İkinci sezonu çıksa da şöyle doya doya izlesek.

Ben dün gece izlemeye başladım, bir baktım bitmiş bile; ilk defa bir diziyi bu kadar hızlı bir şekilde yayınlanan son bölümüne kadar takip etmiş oldum.Merak edenler, türü sevenler ve Sherlock Holmes’un bir de bu versiyonunu izlemek isteyenlere tavsiye edilir..

Reklamlar

6 comments

  1. Bu gece ikide iki oldu IT Crowd ve Sherlock 😀

    Nedir bu İngilizlerin keyfiyeti diye şikayet ediyorum artık. 6 bölüm çekip bi sezon dizi diye yayınlarlar. Devamı gelmeyecek derler, her sezon bi 6 bölüm daha çıkarırlar. Sherlock da başladı fakat ne zaman devam edeceği belli değil (en son böyleydi durum)

    Projenin fikir babalarından biri, şu anda aynı zamanda Doctor Who serisinin de yapımcı ve yazar rolü ile tanınan Moffat, Doctor Who’dan arta kalan zamanlarında bu diziye tekrar el atacakmış.

    Diziyi çok sevmemin sebeplerinden biri de, Holmes’ün sinema filmini izlemenin akabinde merak ederek ilk kitabını okuduktan sonra izlemem olabilir. Orjinaline son derece bağlı kalmaya özen gösterip, yaptıkları değişim ve uyarlamaları da oldukça akıllıca düzenlemişler ve orjinal seriyi sevenleri de, dedektif hikayelerini sevmeyenleri de memnun edebilecek çok güzel bir denge yakalamışlar. Watson’ın orjinal hikayede anı defteri tutmasını, günümüz uyarlamasında terapist tavsiyeli 😛 blog yazma olarak uyarlamaları şahane 😀

    Dizinin asıl ilginç yanı ise karakterlein pseudo-blogları:

    Sherlock’un : http://www.thescienceofdeduction.co.uk/
    Watson’ın: http://www.johnwatsonblog.co.uk/
    Molly’nin: http://www.mollyhooper.co.uk/
    Connie Prince’in :http://www.connieprince.co.uk/

    Dizide Sherlock’un bilgisayar monitöründe yazdığını gördüğünüz her şey bu blog linklerinde mevcut. Linkler, diziyi anlamak için şart değil ama dizinin hikayesini de tamamlıyor.

  2. @ ena

    IT Crowd’ı daha izlemedim ama bak bunu izledim, o zaman ben daha ikide birdeyim 😀 Bunu çok merak ediyordum, tumblr’da çok resimleri dönüyor dizinin.Bende artık yeter dedim oturdum izledim, kardeşimde şimdi 2. bölümü izliyor her an yetişebilir bize..Bu blog olaylarını bilmiyordum valla; şimdi geziniyorum ama fikren çok hoş gerçekten, insana gerçeklik hissi veriyor.Ben daha çıkan filmi izlemedim ama filmde elimin altında bu akşam izlemeyi planlıyorum.Birde bu hafta benim tatil haftam, İngiliz dizileri haftası oldu böylece 😀

  3. Bayılırım karaktere yahu. Gerçi ben Doktorumuzu daha çok severim Jude LAW’dan ötürü 😀
    İlk defa duyuyorum. Yine sayende. İndirebileceğim bir yerler bulabilirim umarım. Birde altyazı.
    Seversem ölüm gibi gelir yeni sezonu beklemek -eminim seveceğim-
    Aksanları yeter değil mi 😛

  4. @ mavi

    Heheh, valla doğru noktaya parmak bastın arkadaşım, sadece aksanları bile yeter.Şu vurguları yok mu, sadece dur ve dinle dedirttiriyor.Sherlock’u oynayan aktörün de hakkını yiyemem, onu takip etmek çok zevkli.Zaten bende Watson gibi dizide çoğu yeri anlamıyorum, şimdi ne dedi bu Holmes diye bakınıyoruz.Mutlaka izle, lütfen..

  5. bu diziyi çok sevdim , yazını okudum ,izledim ve hemen bir yazı bile yazdım .gerçekten oyunculukları ile ,aksanları ile zevkle izlenilecek bir dizi olmuş .sayende haberim oldu bu diziden :=) ama devamı için merakla bekliyorum :=(

  6. @winpohu

    İzlemene çok sevindim arkadaşım, bana da çok kısa gelmişti hatta dedim bu herhalde bitmemiştir, diğer bölümlerini de indireyim ama bir öğrendim ki ancak bu kadarmış.Tadı damağımızda kaldı valla; Sherlock’u tanımak çok güzeldi..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s