Breakfast on Pluto …

2005 yapımı oldukça farklı bir masal; Breakfast on Pluto..Bu filmi kardeşimin bilgisayarında keşfedene kadar varlığından haberim bile yoktu, ki böyle filmlerin kıyıda köşede kalmış olması pek de şaşırılacak bir durum değil..70’li yılların İrlanda’sında geçen film; azcık politik, bolca sevgi arayışı, kısaca bir kendini bilme ve diğerlerini boş verme hikayesi.Ana karakterimiz daha çocuk yaşlarından itibaren bu bedene ait olmadığının farkında; o erkek bedenine sıkışmış bir kadın aslında..Annesi tarafından terk edilmiş, babasını tanımayan bir çocuk.Belki onu kucaklayıp sevgiyle büyüten olmamış ama o nasıl sevileceğini, hayata nasıl renkli bakılacağını herkesten iyi biliyor..

Film, İngiltere ve İrlanda arasında gerilimli yılların yaşandığı bir zamanda, kendine “Kitten” diyen ana karakterimizin etrafında şekilleniyor..Kitten o kadar güzel bir kadın ki çoğu yerde onun Cillian Murphy olduğunu unutmak o kadar doğal geliyor insana..O da seviyor, o da kendi hayatını yaşamak istiyor.Ama daha çok kendisini terk eden annesini bulmak istiyor.Film, işte bu öykü üzerinde ilerliyor..Onun küçük kasabasını terk etmesi ve büyük dünya ile tanışıp, onun bezdirici yönleriyle mücadelesini anlatıyor.Zaten her şey onun hiç uyumayan şehir diye ayak bastığı Londra’da başlıyor..

Dikkat çekmeden yaşayacak kadar şanslı değil maalesef; çünkü dikkat çekecek kadar büyük bir albenisi var.Burada iyi insanlarla da tanışıyor kötülerle de.Ama onun sözlüğünde kötü insan diye bir şey yok; başına gelen olaylarda kötülük aramak yersiz.Yine de filmi zilerken bu kadar talihsizlik hep bir kişiyi mi bulur diye onun adına isyan etmemek elde değil.Böyle anlatınca ciddi bir filme karşı karşıyayız gibi bir izlenim sunuyor olabilir, bunda gerçeklik payı olmakla birlikte film izlerken insanı boğucu bir atmosfere sokacağına aksi yönde eğlendiriyor.O nasıl oluyor diye sormayın öyle işte..

Kitten, bir şarkıcı oluyor, oyuncak bir ayı oluyor, sihirbaz asistanı oluyor, terörist oluyor, fahişe oluyor ama Kitten herkese inat gün geçtikçe daha da güzelleşiyor.Film renkleri, müzikleri ve o naif ortamıyla izleyenlerde tatlı bir iz bırakmayı ihmal etmiyor.Herkesin sevebileceği filmlerden değil, ama içerik ne olursa olsun “gayet güzel bir film” diye övgüyle bahsettiriyor kendinden.İmkanı olanlar, denk düşenler ve daha önemlisi merak edenler izlesin diyebileceğim bir film..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s