Mine Vaganti…

Ferzan Özpetek filmlerini seviyorum ve her defasında sanki bunu kanıtlamak istermişçesine güzel filmler yapıyor ki, film sonlarında oldukça tatmin olmuş bir duyguyla ekran başından kalkıyorum , artık sorgulamıyorum bile sevip sevmediğimi, sonuç ortada olunca..Serseri Mayınlar gibi olamadım şu hayatta, hep sabit, hem bilindik ve tahmin edilir oldum; sanki ben durağan su, onlar suya kendilerini atan mayınlar; hayata titreşim yaydıranlar, sarsıp uyandıranlar..Ama aslında serseri mayınlar, en çok “hissedenler”; yıkıp geçse de, acısını en fazla çekenler.. Bu film, onları anlatıyor işte; bir yerde herkesin kendi içinde serseri bir mayın misali sakladıklarını gösteriyor..

Filmin konusunu daha önce dergide okumuştum, zaten o zamandan beri izlemek niyetindeyim ama kardeşim indirince birlikte izleyelim dedik.Gerçi onsuz seyrettim ama onunla film konusunda aynı beğenide birleşiyoruz yine.Roma’da yaşayan ana karakterimiz ailesinin yanına bir şirket meselesi için geri dönüyor; kısa bir süreliğine.Amacı burada herkes birlikteyken babasına eşcinsel olduğunu itiraf etmek ve bu şekilde kendini kovdurup “özgür” kalmak.Bunu yapmadan önce abisine planından bahsediyor; aslında işletme değil Edebiyat okuduğunu, yazar olmak istediğini ve başka bir erkeğe aşık olduğunu söylüyor.Abisi ise onun düşündüğünün aksine b unları büyük bir sakinlikle dinleyip bir yerde bunu yapması için onu teşvik ediyor..

Yemek akşamı, büyük bir sofranın çevresinde toplanan aile ve yakın arkadaşların içinde bizimki tam ağzını açıp itiraflarını sıralayacakken, birden abisi herkesi susturup bir hikaye anlatmak istediğini söylüyor.Bizimki ve tabi izleyen “biz” merak içinde ne oluyor diye bakınırken, abisi başka bir erkeği seven ve sırf bu belli olmasın diye sevdiğini şirketten kovup onu kendinden uzaklaştıran bir şirket patronunun hikayesini anlatıyor.Herkes şok içinde dinlerken, abisi artık dayanamadığını, gerçekten kim olduğunu saklamak istemediğini belirtince, babası onu evden kovuyor ve ardından da kriz geçirip hastanelik oluyor.Olayın ironisi ortada tabi, adam kendi itirafta bulunacakken abisi gay olduğunu açıklayıp özgürlüğünü kazanıyor ve bütün iş yükü; şirket ve aile sorunları küçük kardeşe kalıyor..

Bu kısım her ne kadar uzun anlattıysam da, her yerde bahsi geçen film tanıtım yazılarından; ama sanılmasın ki bütün filmi özetliyor.Film esasen bu hikaye üzerine kurulu olsa da, filmin tek bir baş rol oyuncusu veya tek bir hikayesi yok.Ferzan Özpetek filmlerinin güzelliği bu işte, birden fazla önem verilen karakter ve her birinin anlatılan yaşamları..Ailenin her bir üyesi; kardeşler, anne ve baba, büyük anne ve hatta hizmetçilerin bile bir hikayesi, sıradanlıktan çıkan özellikleri var.Büyükannenin geçmişle günümüz arasında gidip gelen bir öyküsü saklı arka planda.Tamamen duygulara, “sevilmeye” hitap eden bir film..Renkleri, müzikleri ve filmi izledikten sonra “herkese izlettirmeliyim” diye insanın içine işleyen o duygusuyla hala tarif edemeyeceğim kadar beğendiğim bir yapım..

Son sahnede bir Sezen Aksu şarkısı karşılıyor bizi, zaten bunun arkasından açıp deli gibi Sezen Aksu dinledim valla.Velhasıl anlatmakla olmaz izlenmesi gereken filmlerinden biri..Mutlaka seyredin diyebileceklerimden, merak edenler buradan seyredebilirler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s