A Single Man…

Sonunda tembelliğimle başa çıkarak izleyebildim.Daha bahsi ilk geçtiği zamanlarda aklımda olan ama sırf “izlemeliyim” diyerek kendimi şartladığım için yine kendime gıcıklık olsun diye izlemekten kaçındığım bir filmdir kendisi.Bu cümleden bende ne demek istediğimi anlamadım tabi, sadece sonunda “izledim” diyebiliyorum, o kadar.A Single Man; ismi bile havalı filmin, afişinden bahsetmiyorum bile.Kendisinin sayamayacağım kadar ödülü var, film bittiğinde seyirci olarak bir tane de ben uzattım kendilerine.Film, 60’lı yılların Amerika’sında geçiyor; şu her yerde komünist aradıkları, reklam filmin çıkmış giysilerle etrafta dolandıkları, muhafazakar toplum modelinde..

Üniversitede edebiyat profesörü olarak çalışan ana karakterimiz, bir akşam beklemediği bir telefon alıyor.16 yıldır birlikte olduğu sevgilisi bir trafik kazasında ölmüş; hatta öleli iki gün oluyor bizimkine yeni haber veriliyor.Haber veren de adamın ailesi değil, insafa gelmiş bir kuzeni o kadar.Yani adamı alıp gömseler, bizimkine kimse haber vermeyecek, o da sevdiğinin dönmesini bekleyecek..O dönemde bu tarz ilişkileri gizli yaşamının getirdiği bir sonuç, toplumdaki yerini korumak ve başkalarının dikkatini çekmemek için “görünmez” olmak zorundalar.Sen o kadar sene birlikte yaşa, o kadar sev, bağlan ama cenazesi için “sadece aile içinde” bahanesiyle yanına bile yaklaştırılma..

İşte bu film; bu adamın acısını anlatıyor..Sözlerle, davranışlarla, duruşla, bir bakışla ve hayatın renkleriyle acıyı ve kendini yeninden bulmayı.Böyle izlerken insanı saran bir atmosfer beklemiyordum, renkleriyle etkileyen, duygu durumuna göre bakış açısını yansıtan tam bir görsel şölen bulacağımı bilseydim bu filmin çok daha önceleri tüketmiştim bundan eminim.Adam, sabah kalkar, günlük işlerini yapar; hazırlanır ve üniversiteye gider.Ama bugün diğerlerinden farklı bir gün; bugün kendini öldüreceği, sevdiğinin yanına gideceği bir gün.Şahsi kasasını boşaltmaktan, silahına kurşun almaya kadar her şeyi büyük bir düzen içinde gerçekleştirir.

Ama belki de son gününü yaşamının getirdiği bakış açısıyla olayları, insanları her zamankinden farklı görüp algılamaya başlıyor..Gençlik yıllarından beri birlikte olduğu yakın arkadaşıyla, bütün gün peşine takılıp onu takip eden “görünmez” öğrencisiyle, market önünde rastlayıp tanıştığı yakışıklı İspanyol’la ve geçmişi hatırlayıp hayatına renk katan sevgilisiyle dolu dolu bir gün yaşıyor.Bu arada lafı geçmişken unutmadan söyleyeyim, ölen sevgilisi çok yakışıklı bir adam, bir de ne zaman sahnesi geçse yüzünde bir gülümsemeyle bakındığından adamın ölümüne diğerinden çok olmasın bende üzüldüm..

Zaten gideni görünce kalanın neden bu kadar mutsuz olduğu, gözleriyle “acı çekiyorum” dediği anlaşılır bir durum oluyor..Baştan sona doyurucu bir filmdi; hikayenin gidişatı, yapılan konuşmalar ve yine tekrara gidiyorum, o renk geçişlerinin yaşandığı atmosferiyle beğeni kazanmayı hak eden bir film..Tabi oyuncu seçimleri, herkesin dergilerden fırlamış gibi giyinmesi acayip gözümü boyadı o da ayrı bir mesele; filme kocaman bir artı sağlıyor..Güzeldi azizim, önerilir, merak edenler buradan seyredebilir.Resimler buradan alınmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s