The Joneses…

Marka insanlara güven sağlar, peki baştan sona marka olan bir aile ne yapar; yanlarındakilere ne aşılar..Bu filmi konusunu ilk okuduğum andan beri seyretmek istiyordum, sonunda oturdum ve az önce bitirdim.Meslek olarak türlü türlü seçenek vardır ama böylesiyle karşılamk her zaman nasip olmuyor.Firmalar ürünlerini satmak için reklam yaptırırlar; modacılar defile düzenler ama amaç hep yanıdır; diğerlerine göstermek ve beğendirmek.Peki bunu “reklam” kokmadan doğal bir şekilde nasıl yaptırabilirsin; işte bu aile gibi..Büyük ve güzel bir ev, son model mobilyalar, en son moda kıyafetler, muhteşem arabalar ve hepsine sahip mutlu bir aile..

Aslında filmin konusunu okumadan seyretmeye başlasaydım öğrendiğimde şaşırırdım ama bu bilgi pek de gizli değil, zira filmin ilk daikalarında da kendini belli ediyor.Anne, baba ve liseye giden iki havalı çocuk, yeni evlerine taşınıp, yeni komşular edinmeye başlarlar.Ama dışarıdan mükemmel görünen bu aile, aslında giydikleri giysileri, kullandıkları arabaları, yedikleri yemekleri ve tamamen görünümüleriyle yürüyen birer reklam elemanı.Aslında yürüyen modeller desek daha doğru olur; düşünsenize yanınıdaki komşunuz, okuldaki arkadaşınız size son moda trentleri pazarlamaya çalışan biri ve siz onlar bunu yaparken hiç farkında bile olmuyorsunuz..

Sonuçta insan açlığına hitap ediyorlar; “onda var bende de olsun..” kültürü saolsun ailemiz böylece bir sürü kar sağlıyor işlerinde.Ama tabi, bu mükemmel görünümlü ailenin pürüzleri de yok değil.Sözde evin annesi patronları, baba ise içlerinde en duygulları, yaptığı işin ahlaki yanını sorgulayanları..Havalı kızımız pek de masum sayılmaz, ve sadece işini yapan oğlumuzun ise kendine göre sırları var.Dışta mükemmel, içerde birbirine yabancı bu dört kişi, film içinde çoğu şeyi sorgulattırıyor..Aslında düşününce yaptıkları işte o kadar da hatalı değiller, sonuçta ürüne talep varsa bunu teşvik etme görevi her zaman haksız bir olgu sayılmaz..Yine de bu yürüyen reklam ailesinden oolabildiğince uzak durulmalı..

Filmi çok beğendim gerçekten, tamam öyle sürükleyici bir özelliği yok ama yine de orjinal bir konusu var; birde çok sevdiğimiz baş rol oyuncuları.David Duchovny olsun isterse çok kötü bir film olsun, ne de olsa o bizim gözümüzde değişmeyen bir Mulder..Şimdi böyle diyorum ama canlandırdığı karakterin diğeriyle hiç bir ilgisi yoktu, adamın özgünlüğü ortadaydı resmen.Yine de itiraf etmem gereken bir şey var, bütün o giysiler, ev, teknolojik aletler, arabalar; inssan “benim de olsa keşke” diyor, demedim değil..Merak edenler buradan seyredebilir, tavsiye edilir..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s