Konfüçyus…

İnsanları niçin öldürüyorsunuz, biraz bekleyin zaten ölecekler..

İnsan Konfüçyus’un hayat hikayesini anlatan bir filmi izlerken ağlar mı hiç; işte ben ağladım.Aslında o kadar da dramatik bir şey yoktu ortada ama şartlar gereği bir bakmışım ağlıyorum.Şu filmi izlemeyi kafaya koymuştum ama bunu eyleme geçirene kadar baya bir zaman geçti üstünden.Nihayetinde izlemeye başladığımda, sonunu görmem de bir oldu.Milattan önce bilmem kaçıncı yıllarda, Çin’in yine parça parça olduğu zamanlardayız..Konfüçyus usta, yapmış olduğu üstün hizmetlerden ötürü adalet bakanlığına getiriliyor..

Bizde filmde, kim neymiş, nasıl koşullar altında bir yaşam sürülüyormuş , dostlar düşmanlar kimmiş onu öğreniyoruz yavaş yavaş.Bu adamın hayat öyküsünü bilmiyordum gerçekten; mevki olarak o kadar önemli bir pozisyondayken sonrasında evini yurdunu terk edip ülkeyi amaçsızca dolanan bir seyyah olmasının nedenleri; asıl zenginliğin para ve mevkide değil de, insanın düşünce yapısında olduğunun idrak etmesi ve bunu bizler gösterebilmesi derken ortaya baya baya güzel bir film çıkmış. Hatta izlerken çok etkilendiğimi de itiraf ediyorum; tamam koca Konfüçyus’un hayatı sonuçta ama yine de oldukça sıradan bir şekilde de işlenebilirdi.

Ülkesine yararları dokunan, herkesin iyiliğini isteyen, eski zararlı adetlerin kaldırılması gerektiğini savunan bir düşünür o, ama gün gelir insan oğlunun ihanetiyle karşılaşır.Hak etmediği halde, ülkesinden sürülür, bilmediği yerlerde, onu takip eden cemaatiyle dersler vermeye başlar ve koca ülkenin dilinde “her şeyi bilen adam” olarak anılmaya başlanır..şimdi böyle çok kuru oldu ifadeler biliyorum, ama anlatımdan öte muhakkak izlenilmesi gereken bir yapım..Adam resmen çile çekti, ömrü onu olgunlaştırırcasına dersler vererek akıp gitti ve o ölmeden önce yazdığı bir kitapla dünyaları değiştirdi..

Onu oynayan aktörü de gözlerinden öpmek istiyorum, zira sevincinden hüznüne kadar o duyguyu öyle bir verebildi ki, o üzüldüğünde bende üzüldüm, o güldüğünde bende güldüm..Birde dönemin entrikaları ve savaş sahnelerinin etkileyiciliği derken film tadından yenmez bir kıvama geliyor.Bu savaş sahnelerinden dolayı Çin’de film eleştirilmiş ama olsun varsın, ben adamın dehasına, yanında yetiştirdiği komutanların becerilerine hayran kaldım..Birde film içinde, günümüzde dahi anılıp söylenen sözlerine yer vermişler, o kadar manalı durmuş ki, o sözler daha fazla anlam ifade etmeye başlıyor izlerken..

Beni benden alan, ağlatan, hüzünlendiren ama bunu izledikten sonra önüme gelen herkese bahsedip durduğum bir film oldu.Ne yazık ki kimseye daha izletemedim o kadar anlatmama rağmen, belki böyle böyle birilerini ikna edip bu güzelliği keşfetmelerini sağlayabilirim.Buradan seyredebilirsiniz..

Reklamlar

6 comments

  1. Emine merhaba belki beni hatırlayamayabilirsin songül aracılıgıyla tanışmışdık ve sadece bir kere karşılaştık :))))) (songülüde hatırlayamazsan konak hastanesinden songül hemşire yogun bakımdan .))) ).neyse uzun zamandın seni buradan takip ediyorum ama hiç yorum yazmamışdım tüm yorumlarını ilgiyle takip ediyorum izledigin filmleri benim izlenecekler listesine ilave ediyorum .İnsanları niçin öldürüyorsunuz, biraz bekleyin zaten ölecekler .komiğime gitti çokcaninecemi oldu bilmiyom ama okuyunca ilk gülmek oldu ve yorum yazıyım dedim kendine iyi bak görüşürüz ….( bu yorumu geçdi mektup oldu:)))) )

  2. @ cennet

    Valla Songül dediğin an tanıdım valla, biz seninle sadece bir kere karşılaşmıştık değil mi, o zaman da ben işten fırsat bulup da iki kelime zor etmiştik.Şimdi akşam akşam bu yorumu okudum ya valla çok mutlu oldum.Ben Konak’tan ayrıldığımdan beri nerdeyse bir sene geçti, orada kalsaydım Cennet biz bağlantıyı koparmazdık gibime geliyor.Çok kafa dengiyiz..

    Ben önerip sen izliyorsan çok sevinirim, böyle böyle kendimi de bir şey sanarım valla..Neyse, benim cevap da mektup yazar gibi oldu, uzun vadede görüşmeyince böyle oluyor..Bu filmi de izle o zaman, çok seveceksin..Beni nasıl ağlattıı bir bilsen..Ben hep buralardayım 🙂

  3. gözlerim beni yanıltmıyorsa bu adam çin’in yüz akı chow yun fat olmalı (ismini yanlış yazmış olabilirim) uzak doğuyla alakam olmayan zamanlarda bile tanıdığım biriydi ki zaten hollywood’a da el atmıştır. anna and the king vardı çok sevdiğim ve defalarca izlediğim. en son -benim bildiğim- karayip korsanlarının son filminde de oynamıştı. altın çiçeğin laneti de var. var oğlu var 🙂 zaten adama bayıldığımdan hemen izleme listeme aldım resmini görünce, yorumlarını da okuyunca artık kesinlikle izlerim ve tekrar yorumlarımla dönerim.

  4. @ kimbapsushi

    Bende adamı sevdiğim için, filme daha fazla kanım kaynamış olabilir.Bir de izlerken o kadar yakın geliyor ki insana, gülmek yok söyleyeceğim, bana dedemi hatırlattı valla, o kadar yakın gördüm..Altın çiçeğin lanetini bir türlü izleyemedim ama, hatta kaç sene elimde kaldı..

  5. Film inanılmaz güzeldi, zaten Chow yun-Fat oynarda güzel olmaz mı? Dedin ya ağladım diye.. Benim de gözlerim doldu ve ağlamamak olanaksız zaten. Hele ki Lu krallığını terk ederken arkasından insanlar gelirken… Bir at çorbasının suyunu teker yudumla paylaştıktan sonraki sevinçlerini paylaşırken… Confucius Yan Hui’nin bedenine sarılırken…(Yalnız suya düşen belgelere içim gitti… =()… Kadım kabinden okla vurulduğunda Confucius’u hatırlarken… Ve bir kaç yer daha… Güldüğüm anlarda oldu tabi… İlk başta “sende o zaman onla gömülmelisin, o sensiz yaşayamayacağını söylüyordu diriyken” dedikten sonra adamın surat ifadesi süperdi.. Harbiden Confucius’a hayran olmamak elde değil! =)) Öğrencilerine öğrettikleri çok güzeldi! Paylaşıma açık ve günümüzde de kullanılmalı bence… Atlarla ayrılırken evinden yere düşmesi atın tavrını görünce gülmesine koptum (çok içten ve yersiz değildi gülmeme sebebiyet vermişti!).. Hee bir de Krallıktan giderken arkadan gelenlerde kurtardığı kölenin uyurken horlamasına “benden de sesli horlayanlar varmış” demesi çok komikti xD… Filmde tek saçma bulduğum yer. Ailesini hiç göstermemeleri hani öldü mü kaldı mı? Torunları oldu mu? İnsan yalandan karısının mezarına gider öldüyse de.. Biraz saçma geldi orası. Onun haricinde güzeldi! Yönlendirmen için tekrar teşekkürler Ofori… =)

  6. Pardon yaa “hüzünlenmiştim” demişsin xD Neden aklımda “ağlamak” kelimesi kaldı acaba? Bu arada filmde eleştirilen savaş temalarında .. ok kullanam vs de.. Abartılacak bir şey yokmuş ki! Adam savaşmamış hatta bununla ilgili bilgisi olmadığnı söylüyor. Ok kullanmaya gelincede “kendisinin öğrendiğini ve çalışkan öğrencinin öğretmene ihtiyacı olmadığını” söylüyor… Eleştirileri abartılı buldum ben! Bunu da söylemeden edemiycem…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s