Sonsuza Kadar…

Uzun zamandır blogunu ihmal eden biri olarak bari bir kitap yorumuyla döneyim dedim.Gerçi bunu uzun zaman önce yapacaktım ama ; bir tembelim, iki vakit bulamadım ve üç yine “tembelim”. Şöyle dolu dolu yazdığım zamanları da özlemiyor değilim, ama bu arada pek de boş durmadım; son zamanlarda takıldığım Judith McNaught kitaplarına gömülmüş ilerliyor hayatım.Hatta artık dayanamadım gittim beş kitabını satın aldım, kuzenim ve iş arkadaşlarım olmak üzere biraz dağıttım sağa sola, artık cümle alem okuyoruz..Elime bir aldım mı bitirene kadar bırakamıyorum azizim, östrojen patlaması içindeyim galiba, seri bir şekilde ilerlemeye devam ediyorum.

Bu kitabını da yine çok beğenerek okumuştum; hatta işte yarıladım, sonraki gün uyumadım oturdum bitirdim kitabı; ki benim gibi uykusu değerli bir insan için bu edilebilecek en büyük fedakarlıklardan biri; bu bile kitabı ne kadar sevdiğimi gösterebilir.Yine masum kızımızla hayatın acı deneyimlerini yaşamış zengin ve soylu erkek karakterimizin okuyanı peşinden sürükleyen hikayelerinden biri daha; “Sonsuza kadar”..Bizim kız, Amerika’da doğup büyümüş, ailesi tarafından hem bilgili hem de özgür bir şekilde yetiştirilmiş biri.Babası doktor, yaşadıkları köyde herkes tarafından seviliyorlar, annesi ise diğerlerine biraz mesafeli olmakla birlikte, kızlarına bir soylu gibi davranmaları konusunda yeterli eğitimi vermiş bir kadın.

Bir anda, ailesi bir kazada aniden ölünce, bizim kızla, küçük kardeşi baş başa kalıyorlar dünyada.Sonradan İngiltere de yaşayan soylu bir büyükannelerinin olduğunu öğreniyorlar ve onlara durumlarını belirten bir mektup gönderiyorlar.Ancak ne var ki, büyükanne bizimkinin kardeşini kabul ederken, bizim kızı evinde istemiyor – sonradan öğreneceğimiz nedenlerden ötürü- Bizim kızda annesinin ölmeden önce ismini telaffuz ettiği başka bir soylu “amcanın” evine kabul ediliyor.Ama adamın pek de masum niyetleri olduğu söylenemez; zira amacı bizim kızla kendi oğlunu evlendirip geçmişin pişmanlıklarını üstünden atmak.Tabi bizim kızın bundan haberi yok, aynı şekilde sosyete tarafından “vahşi” diye adlandırılan damat adayının da durumundan haberi olmadığı gibi..

Adam, bunu öğrenince tam anlamıyla deliriyor zaten; önceden evlenmiş, karısının ihanetine uğramış ve bu uğurda çok sevdiği oğlunun ölümüyle yüzlemiş bu adam için, evlilik bir daha telaffuz dahi edilemez.Bizim kızda zaten arkada bıraktığı ve bir gün gelip kendisini almasını beklediği Amerika’lı nişanlısının yolunu gözlüyor bu arada.Bu ikisi aynı evi paylaşmak zorunda kalıp, birde sosyeteye nişanlı rolü yapmaya başlayınca, işler pek de düşündükleri gibi “uzak mesafe” ilerlemiyor tabi.Adamın dönüşümü, kızı kimseyle paylaşmamak için gösterdiği çaba, okurken insanı içten bir sırıtışa sürüklüyor valla..Çok beğenerek okudum ve daha aslında kitap hakkında hiçbir şeyden bahsetmedim bile.Yine de tadını kaçırmak istemiyorum ve şiddetle tavsiye ediyorum, buradan indirip online okuyabilirsiniz..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s