Duvak – The painted veil…

Uzun zaman önce izlemek için satın aldığım ama bozuk çıktığı için izleyemediğim bu filmi; sonunda Mavi’nin anlatımını okuduktan sonra bir hevesle bulup izledim..Film güzeldi ama filme dair hissettiğim tek pişmanlık, tek başıma izlemiş olmamdan kaynaklanıyor; insanın kendi kendine yorum yapması, sonradan sağa sola bakınıp boşlukla karşılaşması hoş bir duygu değil.Bu film, bir aşk hikayesini anlatmıyor, öyle ortada romantik rüzgarlarda dolanmıyor ama anlattığı dönem itibariyle, çiftimizin ilişkisinde değişen dinamikleriyle insanı kendini kaybedip peşinde sürüklüyor rahatlıkla.

Esas kızımız, biraz şımarık, bolca bencil bir kişilikte; babasının eve davet ettiği bir bilim adamıyla gönülsüzce de olsa evleniyor ve hikaye onların bir eski zamanları bir şimdiki durumları diyerek ilerlemeye başlıyor.Adam, patoloji uzmanı ve daha ilk görüşte gerçekten aşık olduğu bu kadınla evlenmek, onunla mutlu bir yaşam sürmek istiyor.İlk kısım gerçekleşiyor ama ikincisi için aynı şeyi söylemek mümkün değil.Kızımız biraz da annesinin dırdırından uzaklaşmak için adamın teklifine evet diyor ve birlikte adamın işi gereği Çin’e gidiyorlar.

Burada tanıştığı başka bir adamla kocasını gayet rahat bir şekilde, hem de kendi evlerinde pervasızca aldatacak kadar evliliklerine saygı duyuyor bu arada.Tabi işler onun planladığı gibi gitmiyor ve kocasının durumdan haberi olunca adam ona iki seçenek sunuyor; ya onunla birlikte Çin’in ücra köşelerinde koleranın herkesi kırıp geçirdiği bir köye gitmeye razı olur ya da zina nedeniyle kendisine karşı açılacak boşanma davasına hazırlanır.Diğer adamın onu sevdiğini düşünecek kadar kör olan kızımız bir solukta sevgilisinin yanına koşuyor ama adamın zaten kendi karısından ayrılmak gibi bir niyeti olmayınca kocasıyla hastalığın hüküm sürdüğü topraklara gitmeye razı oluyor.

Aslında bu yolculuk filmin ana kısmına girişi temsil ediyor; ikisinin ilk defa baş başa kalışı, birbirlerini tanımaları; içlerinden ne geliyorsa söyledikleri, gerçekten “evli” oldukları bu yokluklar köyü onların evi oluyor bir yerde.Kadın belki de ilk defa kocasını “görüyor”, onun aslında nasıl bir insan olduğunu, neler yapabileceğini ve bu adamın kendisini ne kadar sevdiğini idrak ediyor.Adam ise, daha dün “seni sevdiğim güne lanet olsun” dediği kadına elinde olmayarak bir daha aşık oluyor..Değişen ilişkilerini izlemek, hatta kadının değişen bakış açısını izlemek çok hoştu, son sahneler ise – an benim gözümü yaşartacak kadar- duygusaldı.

Yine de tam anlamıyla muhteşemdi diyemiyorum, kusurları olan ve gözüme batan sahneleri, konuşmaları olan bir filmdi.Bunu ilk aldığımda izleseydim sanırım daha yapıcı bir yorumda bulunurdum ama maalesef zaman aşımıyla aynı şeyleri söyleyemiyorum..Yine de kendi içinde, sırf oyuncuları için bile izlenebilecek güzel bir film, merak edenler buradan seyredebilirler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s