Uçurtma Avcısı ~ Kite Runner…

Aslında bu filmi yeni izlemedim; hatta üstünden nerdeyse 2 sene geçmiştir.Ama ne zaman oturup şunun hakkında iki satır yazayım desem, yapamadım, elim gitmedi tuşlara..Bu filmi seviyorum ama sadece tek bir defa izlemek şartıyla; izlediğim günden beri bir daha bakmadım, gördüğümde kafamı çevirdim, gidip kitabını falan satın almadım..Sadece “Uçurtma Avcısı” güzel ve acı bir filmdir diyen kuru bir yorumla üstünü örtmeyi uygun gördüm.İzlediğimin akşamı, çok iyi hatırlıyorum bütün gece dönüp durmuş, kötü kötü rüyalar görmüştüm.Vicdanım o kadar rahatsız oldu ki, bir ara “keşke izlemeseydim” bile dedim..

Bu film iki arkadaşın hikayesini anlatıyor; Afganistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmediği dönemlerde doğup büyümüş, birlikte “kardeş” olmuş iki arkadaş.Biri Amir; şehrin önde gelen zenginlerinden birinin oğlu, diğeri ise Hasan; onların hizmetlisinin oğlu..Aralarında böyle bir fark olmasına rağmen, birlikte büyümüşler, her şeyi birlikte yapıyorlar..Film, ödüllü yazar Khaled Hosseini’nin “The Kite Runner” adlı kitabından yola çıkılarak yapılmış.Yazarın da çocukluğu Afganistan’da geçmiş, sonrasında Amerika’ya yerleşmişler..Belki de o dönemi anlatırken çocuklar üzerinden kendi çocukluğunu da anlatıyordur..

Hasan, Amir’e çok bağlı; onun için her şeyi yapabilecek bir bağlılık içinde.Amir ise, babasının onayını almak için elinden geleni yapıyor.Bu iki arkadaşın güzel geçen çocukluk yılları, filmin büyük bir bölümünü kapsamıyor maalesef; ayrılan yolları savaşla birlikte daha fazla pekişiyor.Amir ve babası ülkeyi terk ederek Amerika’ya yerleşiyor..Yıllar sonra Amir’e bir haber geliyor; “Hasan’ın oğlu Taliban’ın elinde, onun kurtarılması gerek”..Şimdi çok şeyi anlatmadan geçiyorum farkındayım; ama Amir için güvenli bir ülkeden Taliban yönetimi altındaki tehlikeli bir ülkeye gitmek demek; kendi hayatı dahil bir çok şeyi riske atmak demek belki de.Ama onun Amir’e bir borcu var ödemesi gereken..

Film, bu hikaye üzerinden bizlere aslında tam da yanı dibimizde olan; gözlerimizi kapattığımız dramı gösteriyor..Güzel bir ülkenin petrol uğruna önce Rus’lar tarafından sonrada onları kapı dışarı edilerek yönetimi eline almış Taliban tarafından cehenneme çevrilişini; bu süreçte onlarca masum insanın heba edilişini gösteriyor; Amir’in gözlerinden, Hasan’ın ve oğlunun dramından..Ve bunu izleyen bizde rahatsız olmuş bir vicdanla oturduğumuz yerde kıvranıp duruyoruz..Anlaşılacağı üzere pek de öyle iç açıcı bir film değil, ama bir kere bile izlemiş olmama rağmen izleyen herkesin içine işleyebilen bir film..

Denk geldiğiniz an mutlaka izleyin derim, geç oldu ama sonunda hakkında iki satır bir ey yazabildim..

Reklamlar

13 comments

  1. @ nilü

    Ben kitabı okumaya cesaret edemedim; kitaplar ayrıntı açısından – ve her şey senin hayal gücünle canlandığından- daha ayrıntılı..Bakalım beğenecek misin Nilü..

  2. Kitabını okuduğumda çok etkilenmiştim, filmin başını izledim, devamını izlemeye fırsat olmadı, ama güzel gibi gözüküyordu.

  3. @ öyküzen

    Bende filmi izleyip kitabı okumayanlardanım, valla özellikle okumaktan kaçınıyorum..

  4. Kitabı çok güseldi 😀 Okuken kendimi kaybettim desem yeridir 😀 Gerçekten güsel işlenmişti. Bİ arada filmini izlemek lasım 🙂 Kitabı gerçekten şahaneydi 😀

  5. @ mavi

    Ben onun yerine yine aynı yazarın “Bin muhteşem güneş” adlı kitabını okudum; onda da nasıl içim acıdı anlatamam..Yakında bunun da filmini yapacaklar diye duymuştum, kitaptan sonra daha önyargılı oluyor insan, beğenmem diye düşünüyorum ama kim bilir..Ama kitabını her daim ilk olarak okumak daha iyi oluyor, insan daha “bilerek” izliyor filmini sonrasında..

  6. her zaman önce kitap derim zaten. Çoğu zaman hakkını veremezler diye filmini izlemediğim bile olmuştur. Ama tabi ikisini de kaçırmamak tercihim (=

  7. @ fato

    Bir de filmini izle bakalım nasıl bulacaksın; tabi Amerikan kahramanlığı vardı yine ama insan esas onu görmüyor filmde; daha çok acı görüyor o kadar..

  8. 😀 Bi ara izleyim bakalım nasıl bişiymiş 😀 Duygusal filmlerde pek fazla ağlamıorum ama etkileniorum 😀 Bakalım bu ağlatcakmı 😀

  9. kitabı okudum ben. bir gecede. mahvoldum. aynı senin gibi, bir daha elime almam. filmini de seyretmeyi düşünmüyorum. romanda hiç bir şeyi aşırı dramatize etmeden, “acı”yı bütün vuruculuğuyla doğrudan vermiş yazar… filmini seyretmiş ve çok etkilenmişsen kitabını okumamanı tavsiye ederim. yüzüklerin efendisi olsun yada diğerleri, eğer kalemi kuvetli bir yazarın elinden çıkmışsa romanlar, filme çevrildiklerinde bira büyülerini kaybediyor diye düşünüyorum..

  10. @ mq

    Aynı düşüncedeyiz valla, film beni yıkıp geçtiyse kitapta kesin mahvolurum, artık beni kimse toplayamaz.Zaten Bin muhteşem güneşte de böyle hissettim, nasıl üzülerek okudum kitabı anlatamam..

  11. süper bir kitap byıldım ilk kez bi hevesle okudum filmide harika ama ben kitabı tercih ederim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s