The Blind Side…

Uzun zaman önce izlediğim, hatta çoğu kez yazmak için aklımda ilk sıralarda yer alan bir filme geldi sıra.Başladık bakalım nasıl gidecek sonu..Filmin içinde Sandra Bullcok olması, izlemem için ilk işareti yakmıştı bana ama ben bunu daha çok “gerçek bir hikayeden uyarlama” tarzında olduğundan ve bir de sonunun güzel bitmesi garanti olduğundan seyrettim; ne kadar “güzel” sebeplerden dolayı değil mi..Tabi film izlemek için entel bahanelerimizin de olması gerekmiyor..Seviyorum bu kadını; her ne kadar şimdiye kadar izlediğim filmleri hep romantik kıvamında olsa da, ergen yıllarımızı ciddi içerikli filmler izleyerek geçirmediğimizde bir gerçek..

Bu filmin gerçek kahramanları hala hayatta olup, güzel bir başarı öyküsünün mimarları olarak filmi izlerken ayrı bir saygı duydum onlara..Film, 16 yaşlarında dev gibi bir çocuğun özel okula yazdırılması ile başlıyor; ama parasını vererek falan değil, sadece okulun çocuktaki spor kabiliyetini görerek burs vermesiyle.Çocuk adına sevinirken; onun derslere sessiz sedasız girmesini, tek başına diğerlerinden ayrı takılmasını; kısacası yalnız yaşantısına ucundan bucağından şahit oluyoruz..Yağmurlu bir gecede yolda yürürken bir araba duruyor, ve ona sesleniyor; “gel seni bırakalım” diyerek..İşte burada ana karakterimiz giriyor devreye; kadın eski ve de ünlü bir sporcuyla evli; çok güzel bir evi, iyi bir işi ve 2 tane çocuğu var..

Sonradan da göreceğimiz üzere; baskın bir karakter, dediğini yaptırıyor insanlara ve ona “hayır” demek gerçekten bir meziyet.Çocuğu üstünde sadece bir t-shirtle yağmurda dolanırken gördüğünde onu evine götürmeye karar veriyor.Sonrasında tabi çocuğun kalacak bir yeri olmadığını, geceleri orada burada geçirdiğini öğreniyoruz..Çocuk çok masum bir kere; bütün film boyunca bir kere bile isteyerek yalan söylediğine hiç şahit olmadım. Duyguları hakkında çok açık davranıyor ve kadının ona kol kanat germesini “sevdiklerini sahiplenici” davranışıyla sağlıyor..Bu film az çok bir dram filmi olabilir ama baskın olan “iyimser” bir film olması..

İzlerken umutlandığımız, beklediğimiz ne varsa gerçekleşiyor; ve filmi de güzel yapan işte bu oluyor..Birde gerçek hayatta böyle filmlerde olmasını beklediğimiz olayların gerçek olduğunu bilmek aldığımız zevki ikiye katlıyor resmen…Şimdi kadın çocuğu eve alıyor; bir gece kalacak derken onun gitmesine gönlü el vermiyor ve bizimkine sahip çıkıyorlar.Zaman sonra, onu kendi aile isimlerine geçiriyorlar; her konuda desteklemeye başlıyorlar..Bizimki biraz saf, öyle derslere falan kafası basmıyor fazla; bir şeyi anlaması için ona karşı oldukça açıklayıcı olunması gerek..Lisenin futbol takımına yerleştiriliyor, ama ne kadar “kocaman” olsa da oynarken diğerlerine zarar vermemek adına, elinden geldiğince nazik davranıyor..

Sonrasında bizim annenin bir konuşması var ki; filmin en güzel sahnesi olsa gerek..Kısaca o evsiz çocuğun gün gelip Amerikan futbolunda en iyi oyuncu ödülünü alma hikayesini anlatıyor bu film..O süreci olmasa da, en azından onun bir birey olarak nasıl kendini bulduğunu, nasıl bir aile sahibi olduğunu anlatıyor.Sıcak, samimi bir film, izleyenler hiçbir şey kaybetmez, aksine çok güzel vakit geçirmiş olurlar.Kısacası çok beğendim, merak edenler buradan izleyebilirler..

Reklamlar

7 thoughts on “The Blind Side…

  1. kac gundur nerdesın desem ? hesap sormak için degıl sadece özledıgımı belırtmek ıcın ..
    ıkıde bır acaba yenı bır seyler yazmısmıdır dıye kac gundur merakla beklıyorum .ve nıhayet dıyorum .ne yazdıgın, ne hakkında yazdıgın ve nasıl yazdıgın önemlı degıl.sadece bu merak benı cıldırtıyor. aslında baskalarının ne soyledıgı ya da ne dusundugu umrunda olan bır ınsan degılımdır .kım ne yapmıs ,ne söylemiş vs..
    ama işte nedendır bılmıyorum senı merakla takıp eder oldum. sureklı acaba bugun ne yaptı,ne ızledı ya da ne dusundu … aynı roman okur gıbı bu blogu takıp edıyorum .hanı kıtabı en heyecanlı yerınde bırakırsın bı sey olmustur bır engel belkı ısın cıkmıstır bı kenara koymussundur ama aklın hep kıtapta kalmıstır acaba devamında ne oldu ya da ne olacak dıye .işte tam böle birşey bu blog benim için ve lutfen araya bu kadar uzatma

  2. @ elif

    Hani şu an yanımda olsan seni sıkıca kucaklarım valla; o kadar mutlu ettin ki beni, şu yazdıklarına ne kadar sevindim anlatamam..Bu kadar sevildiğimi bilmiyordum,, hala yazdıklarını düşünüyorum da suratımda acayip geniş bir gülümseme, ne zaman geçecek hiç bilmiyorum..Bir hoş oldum valla; içim sıcacık oldu bir anda..

    Hepsi senin sayende; çok ama çok teşekkür ederim..Sen böyle dedin ya, artık istesem de uzun aralıklarla kaybolmam ortadan..Zaten aklımda bu kadar uzun uzak duruş yoktu; iş güç derken bende bir depresyon hali baş gösterdi, ama geçti gitti şimdi..Yaa sen ne tatlı bir şeysin arkadaşım; ben bu mutlulukla bir ay deli gibi yazarım artık.Beni okuyanlar olduğunu biliyorum ama bunları duymak bambaşka bir şeymiş..

    Çok mutlu oldum ya şu sözlerine; saol arkadaşım 🙂

  3. film hakında birşeyler yazayım dedim ama bir baktım yorumlara Eliif benimduygularıma tercüman olmuş kaç gündür ilk yaptığım buraya bakmaktı yeni birşeyler bulmak sanki buraya bakınca sediğimoratk olan herşey daha bir anlam kazanıyor kendini özletme Ofori:)
    film içinse çok merak ettiğimi söylemeliyim Oscarlarda da güçlü bir aday olucak kanımca:)

  4. Valla süper oldum arkadaşım ya bu filmi izleyebileceğim bir yer vermen uzun zamandır bu fili arıyordum ve izlemek istiyordum. Özelliklede uzun zamandır ailecek bir film izleyemiyorduk ki hani konuştuk daha önce öyle her filmi tavsiye edemiyor ve izletemiyoruz neyse. Daha 2 gün önce kardeşile konuşuyorduk bu filmi oda bir “sandra bullock” hastasıdır. Oscar adayları açıkladı ya geçenlerde Cem dedi işte “inşallah sandra alır” bende dedim “ya bu kadının son filmi var ya onu çok izlemek istiyorum” oda dedi “bende” ve şimdi sayende izleyeceğiz sağolasın ya. Fragmanında bile gözlerim yaşla dolmuştu. Bu tür filmleri çok seviyorum. Ölü ozanlar derneği, günaydın viyetnam gibi filmleri hatırlattı bana nedense…

  5. Gerçekten de izlenmesi gereken bir filmdi. Bir çok ders çıkarılabilir. Gözlerim hep nemli izledim. Ofori seninde bahsettiğin gibi gerççek oluşu ise ayrı bir hüzünlendirdi ve mutlu etti. Küçük çocuk Sj ye hasta oldum 🙂 Sonuç olarak gerçekten etkileyici bir filmdi ve izleyebildiğime çok ama çok menun oldum 😉

  6. @ chibi

    Bakma sen bana, arada kaybolurum ama bir gözüm hep buralarda aslında, ama böyle söylüyorsunuz ya kelimenin tam alamıyla eriyorum resmen; acayip mutlu oluyorum o zaman..Takip edildiğimi bilmek çok güzel..Film için evet güölü bir aday diyorlar, kesin izle arkadaşım, ben şahsen bunun ödül almasını çok isterim.Geçen sene bütün aday filmleri izlemiştik kardeşimle, bu sene herhalde bir tek bunu izlediğim için hepsini bu toplasın istiyorum..Geçen sene Milk vardı mesela, ne filmdi..onu da izlemediysen şiddetle tavsiye ederim..

  7. @ sermin

    İzlemene vesile olduğum için mutlu oldum gerçekten; bende çok merak ediyordum bu filmi, bir gece vakti denk gelince dayanamadım oturdum izledim..birde zaten böyle filmler yanında birileri varken daha iyi izleniyor, ne bileyim bir bakıyorsun herkesin gözünde aynı bakış, aynı duygu.Çocuğun sahiplenilişi, ona değer verilmesi, herkesin koruması kollaması ve de karşılığında onun da onları koruması.Kaza yaptıkları sahneyi hatırlıyor musun; çocuğu korumak için onun önüne atlamış ve yaralandığı halde tek bir laf etmedi..Bayıldım o sahneye, evet saf biraz ama yine de ailesine ondan başka hiç kimse bu kadar değer veremez herhalde..

    Zaten oyunu da aileyi koru ilkesiyle öğrenmişti, tek kelimeyle sper bir film..Böyle filmler izlemek gerek arada sırada;insana kendini iyi hissettiriyorlar..

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s