Gake no ue no Ponyo ~ Küçük Denizkızı Ponyo…

Aslında bütün bu güncellemelerin tek nedeni kardeşim; o evdeyken böyle arka arkaya filmler izliyoruz, bana da yazacak konu çıkıyor.Şimdiye kadar “mutlaka izleyeceğim” dediğim ama hep bir şekilde kulak arkası kalan yapımları hazır iki kişi birlikte izlemenin zevki farklıdır diyerek aradan çıkarmaya başladık.Ve Küçük deniz kızı Ponyo; o kadar uzun zaman oldu ki “izleyeceğim” nidalarımın ardından, kendime verdiğim sözlerden ben bile utanmaya başlamıştım.Zaten izledikten sonra neler kaçırdığımın utancı da buna katlanınca kıpkırmızı bir şekilde güncelleme yapıyor olabilirim şu an..

O kadar güzeldi ki, ben bunu daha başa sarar sarar tekrar izlerim..Miyazaki hakkında kuracağım övgü dolu cümlelerimin sonuna gelmiş bulunuyorum artık.Mübarek adam, her bir kareyi elleriyle çizmiş ve ortaya nice bilgisayar destekli animasyonu kıskandıracak bir görsellik çıkarmış..Adamın doğa tutkusu her filmde ormanlarla kendini gösterirken; bu sefer denizin güzellikleri ve insanoğlunun neden olduğu “çirkinliklerle” resmedilmiş..Ve bir Ponyo var; küçük deniz kızı, evin asi ablası..İlk karelerde onu ve yüzlerce kardeşini görüyoruz; evden kaçıp kaçıp denizi keşfe çıktığı anlardan birinde tam bir balıkçı teknesi tarafından yakalanacakken kıl payı kurtuluyor ama kafasını bir şişenin içine sıkıştırmış bulunuyor çoktan..

Evi denizin hemen başlangıcından olan 5 yaşında ki Sosuke, oyuncak gemisiyle suda oynarken birden gözüne bizim Ponyo ilişiyor ve onu şişeden kurtarıp bir kovanın içine koyuyor.Daha ilk andan itibaren Ponyo’nun büyüsüne kapılan bizim ufaklık, onu bir yerde en yakın arkadaşı olarak görmeye başlıyor.Tabi o zaman hem onun hem de bizim bilmediğimiz gerçek; Ponyo’nun büyülü güçlerinin olduğu..Bir şekilde tekrar denize geri döndüğünde Sosuke’e geri dönebilmek için insan olmayı kafasına koyuyor ve istemeden de olsa doğanın ekolojisine büyük bir zarar veriyor..Tabi ben şimdi böyle kuru kuru anlatıyorum ama izlerken o görüntüler karşısında mest olmamak elde değil..

Sosuke, 5 yaşında babası denizci olan bir çocuk.Ama bizim bildiğimiz o çok bilmiş çocuklardan değil.O sadece 5 yaşında, masum bir çocuk.Ponyo’yu masumca sahiplenen; onu kaybettiğinde deli gibi ağlamaktan gözleri küçülen, annesinin teselli için eline dondurma verdiği, huzur evinde ki ninelerin gönlünü yaptığı küçük hediyelerle hoş tutan; ana okulunda öğretmenine sonsuz bir saygı duyan en sevilesi ve de sahiplenilesi karakter.Ve Ponyo; o sadece Sosuke’i çok sevdi ve vaktini onunla oynayarak geçirmek istedi o kadar..Bu iki masum çocuk Tsunami dalgalarına yol açmış, bütün şehri sular altına gömmüş de ne olmuş yani..Aslında karşımızda son derece masum bir film duruyor; sade ama zengin çizimler – cümlede anlatım bozukluğu yok, olan tamı tamına bundan ibaret- insani duygular ve izleyenin içini sıcacık tutmasını bilen bir atmosfer..

Bu konuda hayal kırıklığına uğramadığım için ne kadar seviniyorum anlatamam..Yürüyen Şato’dan sonra sıkı sıkıya sarılacağımız bir başka film daha karşımızda.Ben şimdi bu hayranlıkla yarın gider bunun posterini de satın alıp odanın baş köşesine asarım..Haa bir de eklemeden geçmeyeyim; Miyazaki’nin nerdeyse her filminde gökyüzünde salınan garip uçaklarının yerini burada okyanusun derinliklerinde suları yarıp geçen garip ulaşım aracı almış..Sonuçta; her filmde vurgular hala kendini şiddetle belli ediyor..O kadar yazdım ettim; son söz “izleyin, izleyin ve de izleyin” şeklinde olur..Buradan o görselliğe ve heyecana katılabilirsiniz..

Reklamlar

3 thoughts on “Gake no ue no Ponyo ~ Küçük Denizkızı Ponyo…

  1. doğru sen baya kuru anlatmışsın. bu anime bir harika ama sana da hak vermek lazım. insan bu animayi anlatırken laf bulamıyor. bende sadece harika diyebiliyorum. bu japon anime çizerlerinin de o acayip hayallerinde süreki iki ayrı dünyayı görüyoruz. birisi normal diğeri bu normalin içinde bilmediğimiz anormallikler.neyse HARİKA!

  2. bir sorum var Ofori .hiç Winter Sonata’yı(kore dizisidir ve izlenme rekoru kırmıştır.)ya da One Litre of Tears’ü(japon dizisi olup harikalığıyla ve ağlatışıyla bilinir.)izledin mi?

  3. @ofori, @külkedisi

    Olmayan bir şeyin bedenleştiği animelerde bay Miyazaki üslupdan öte kurguya değiniyor. Olmayan bir şey demiyelim biz ona imgeyi bayağılaştırmaktan çok olağanlaştırıyor. Nasıl yani; sıradanlıktan öte hayal gücünün yoğunluğuyla imgelenmiş miyazaki efsaneleri(animeleri) ortaya çıkıyor. Yani: insana bilmece çözdürmüyor ki böyle bir durum söz konusu bile değil imgeyi insanların anlayacağı dile getiriyor. Miyazaki dil olarakta kurgusal olarakta üstün ve yetenek sahibi bir anime üstadı. (Sadece harika kelimesinin yetmiyeceğini söylemek isterim bay miyazaki bunu kabul etmez çünkü o sadece japon kültür unsuru değil dünya kültür unsurudur aynı zamanda. Ancak izlediyseniz eğer Kiki’s Delivery Service için harika denilebilir çünkü bay miyazakinin amatör olduğu dönemlere rastlıyor.)

    Bir de anekdot aktarayım: Ponyooooooooo
    Sosukeeeeeeeeeeeee(işin espirisi laubalilik değildir)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s