Departures ~ Okuribito…

Bu filmden o kadar çok kişi bahsetti, o kadar çok yerde gördüm, okudum ki sonunda bana da izlemek nasip oldu.İki gün önce indirip ancak dün akşam izleyebildik.Japon filmleriyle pek haşır neşir değilimdir, hatta bir iki film dışında pek bir samimiyetimizde yoktur.Ama bu filmi izledikten sonra belki dedim “diğerlerini izlemeyerek çok şey kaybediyorumdur”..O kadar güzel ve etkileyici geldi gözüme yani.Zaten bir tek ben beğenmemiş olacağım; filmin koca koca ödülleri de var.Bu Japon filmlerinde –veya özellikle bunda- duygu ortada ama diğer filmlerde olduğu gibi alalen gözler önüne serilmiyor; sanki koca bir bulut gibi duygu yoğunluğu çevrenizde geziniyor, siz hissediyorsunuz ama bunun adını net olarak koyamıyorsunuz..

Bu filmde ne vardı peki; sevgi tamam, acı tamam ama bolca saygı ve sonunda “huzur” vardı.Ana karakterimiz Tokyo’da bir orkestrada çello çalan bir müzisyen.Ekonomik nedenlerden orkestra dağılınca o da artık müzikle devam edebileceği bir gelecek görmüyor ve çellosunu satarak doğup büyüdüğü kasabaya dönüyor eşiyle birlikte.Aç parantez söylemek istiyorum; eşini oynayan aktrisi de çok severiz ailecek.Annesinden kalan eve yerleşiyor bizim ikili ve kendilerine burada bir düzen kurmaya çalışıyorlar.Adam, gazeteden iş ilanlarına bakarken bir seyahat acentesinin yüklü ücret ve deneyim şartı aramaksızın eleman aradığını öğreniyor ve gidip bir şansını denemek adına başvuruda bulunuyor..

Daha adını söyler söylemez işi alınınca; aslında bu seyahat işinin yaşayanlara değil de ölülere düzenlendiğini öğreniyor.Ama daha tam karşılık verememişken bir de patronu eline yüklü miktarda bir avans verince artık diyeceği bir laf varsa da onu bir güzel yutuyor.Ömrü hayatında hiç ölü görmemiş biri olarak ilk zamanlarda hayatının en büyük kabuslarını yaşıyor doğal olarak.Tabi bu arada eşine işin içeriğinden de bahsetmekten özenle kaçınıyor.Zira “cenaze” işi yapanlar herhalde pek iyi gözle karşılanmıyor olacaklar; durum ortaya çıkınca arkadaşı tarafından selam verilmeye dahi layık görülmeyen; karısı tarafından “ya ben ya da işin” diyerek terk edilen bir adam haline gelmesi bunun göstergesi olsa gerek..

İşin şaşırtıcı tarafı da, başta kendisi de bu işten nefret ederken sonra ne oluyor da çok sevdiği karısını kaybetmek pahasına da olsa işini tercih ediyor.Patronuyla birlikte katıldığı ilk cenaze merasiminde; bunun basit bir ölü toplayıcılığı mesleği olmadığını; aksine geride kalanlara huzur ve mutluluk sağlayan, gidenin saygı ve sevgiyle gönderilmesine sebep olan paradan önde gelen bir iş olduğunu anlaması.Aslında sadece o değil bunu anlayan; biz de onunla birlikte izledikçe etkilendik, izledikçe yaptığı işin haklılığını gördük.İnsanların bir gün öleceklerini unutup onu yaptığı iş için yargılamaları daha bir göze batar oldu.Yaptığı işi o kadar sevdi, o kadar bağlandı ki müzisyenken bulamadığı huzuru böyle bir meslekte buldu ve hatta o zamanlardan daha iyi çello çalmaya bile başladı..

Hayat akar gider; bir sonraki kısma geçerken bu kısma saygıyla veda etmek en doğrusudur diyen iş prensibiyle –bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama- bize çok güzel cenaze sahneleri gösterdiler.Ve finali, bu konuda ağzıma kara biber sürüyorum; sadece izleyin ve görün diyorum..Geride pişmanlık bırakmamak adına en güzel filmlerden biri olsa gerek.Buradan indirebilirsiniz..

Reklamlar

2 thoughts on “Departures ~ Okuribito…

  1. bu filmi her zamn izleyeceğim diyorum.ama sonra bir yorum okuyorum vaz geçiyorum.
    ne yapsam?

  2. @ külkedisi

    İzleyip kendi yorumun olsa daha iyi olur, ki bana göre izle derim..Ama sonra beğenmezsen benden bilme 😛

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s