Germinal…

Üniversitede 4. Sınıftayken saolsun bir hocamızın “önerisiyle” okumuştum bu kitabı..Arada ki ironiyi anlamışsınızdır mutlaka; kadın zorla okutturdu desem yeridir.Aslında kitap okumakla alakalı bir sorunum yok; seve seve de okurum ama birisi bana zorla bir şey okutmaya kalkıştığında hani yapacağım varsa da yapmam.Aslında bu kadar inatçı bir insan değilimdir; beni ikna etmesi kolaydır ama bir kere takıldım mı gerisi gelemiyor işte..Bu kitap, hikaye örgüsü bir yana; asıl anlatmak istediği konusu itibariyle aslında döneminin en gerçekçi kitaplarından..

Açlık ve fakirlik zamanlarında Fransa’da bir kasabada kömür işçilerinin verdikleri mücadeleyi anlatıyor.Bol çocuklu, ailenin nerdeyse bütün üyelerinin kömür madenlerinde çalıştığı bir aile hikayenin merkezinde.Hep birlikte çalışılır, kıt kanaat para kazanılır ve sonra sadece yemek ve belki yılda bir üst baş için para akar gider.Günler böyle geçerken bir gün köye yabancı bir adam gelir; “haklardan, çalışma koşullarından, burjuvanın emekçi çalışırken nasıl onların hakkı olan parayla yan gelip yattığından; ayaklanmalarından, greve gitmelerinden bahseder”..Ve böyle derken işçiler bir araya gelip greve gider..

Kitap, büyük bir başarı hikayesini; çalışanın hakkına kavuşmasını anlatmıyor maalesef.Hani belki öyle olsa; yine biz okuyanları “mutlu sona” inandırsa, belki en azından içimiz rahat etmiş olacak, kendimizi kandıracağız.Ama bir şeyi izlemek var, okumak var.En ince ayrıntısına, tasvirine kadar her şey yanı başınızda, gözlerinizin önünde olur.Bütün o duygular siz hissettikçe anlam kazanıyor;ve bu kitap insanı keşke bir şey hissedemez olsaydım deme noktasına kadar sürüklüyor.Sonuna kadar sırf ödev yetiştirme kaygısıyla okuduğumu acı bir şekilde itiraf ediyorum.

Kitaplarda acıklı şeylere gelemiyorum; özellikle bu kitapta okuyan herkes benimle aynı düşüncede olacaktır.İçerik olarak başta da dediğim gibi oldukça sağlam bir konuyu hedef almış, ve bunu anlatırken insanı rahatsız edecek kadar yalın gerçekleri kullanması neden bizde bu “rahatsızlık” hissini uyandırdığı gerçeğini açıklıyor.Bunun birde filmi var, yine TRT’de izlemiştim zamanında; her ne kadar kitap kadar insanı süründürmese de, filmi de aynı etkiyi verebiliyor.Emile Zola; bizim hocanın deyimiyle dönemin en gerçekçi yazarlarından biri.Bu kitabı sadece bir kere okudum, açıp bir daha okur muyum bilemiyorum ama kendimi de kandırmayayım; büyük ihtimalle okumam..

Hikayesine, kurgusuna, akıcılığına hiçbir lafım yok; zaten onlara laf edecek kadar bir kapasitemde yok..Ben sadece bana hitap etmediğini belirtmek istedim ama yazı aldı başını gitti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s