Battle Royale ~ Ölüm Oyunu

Battle Royal’i ne zaman izlediğimi pek hatırlamıyorum ama bir gece yarısı televizyonda izlemiştim.Tai o zamanlar benim “be yapıyor bu Japonlar” dediğim zamanlardı –ve evet öyle günlerimde oldu-Gerçekten şimdiki kafamla izlesem yine bu film için pek dillendirmesem de aynı düşüncelere girebilirim herhalde.Bir başka adıyla “Ölüm Oyunu” oldukça enteresan bir film, ama işin içinde Japon’lar varsa bunu doğal karşılamak gerektiğini acı da olsa öğrendik şimdiye kadar.Aykırı insanlar; kimsenin aklına gelmeyecek konular onlarda var..

Japonya’da artık suçun önüne geçilemediğinden ve suçun büyük bir kısmını gençler meydana getirdiğinden hükümet bunun önünü almak için dahice bir plan geliştiriyor.Her yıl kurayla seçilen bir herhangi bir lisenin herhangi bir sınıfından öğrenciler kimsenin bilmediği bir adaya kaçırılıyor ve burada hayatta kalmaları için bir oyuna dahil ediliyorlar.Hepsine yeteri kadar yiyecek ve silah verildikten sonra adaya salınıyorlar.Amaç birbirlerini öldürmek; eğer o kadar kişiden geriye bir tek sen kalırsan özgür olacak olan sensin..

Daha dün sınıf arkadaşım diye baktıkların; bugün yaşamak içinde önünde öldürülmesi gereken birer hedef halini alıyor.Burada “aklı başında” yetişkinlerde oyuna katılmayı reddedenler için “o zaman hiç zahmet etmeyin, sizi biz de öldürürüz” diyerek olaya etkin bir müdahalede bulunabiliyorlar.Nasıl “düzgün” bir film izlediğinizi işte o an tam anlamıyla fark ediveriyorsunuz.Aslında şöyle bir uzaktan bakarsak konusu gerçekten güzel; iyi işlendiği takdirde yıllar boyu adından söz ettirecek bir film olabilir ama maalesef bu etkiyi bu yapımdan alamadım..

Başta tırsmadım değil; evet kabul ediyorum az buçuk gerilmişliğim vardı ama çocuklar adaya salınıp birbirlerini öldürmeye başladıkça bütün o gerilim yerini boş gözlere bıraktı.Sanki video oyunu izler gibi, çocuklar teker teker ölmeye; yetişkinlerin oyununa dahil olmaya başlayınca geriye pekde heyecan kalmadı.İşte izleyicidir, onu da memnun etmek pek zordur, tüketici dünyasında her şey birbirine benzer bahaneleriyle yaklaşabilirim amabu konuda olabildiğince subjektif olmak istiyorum nedense.Beğenmedim, çokbeğenmek istedim ama olmadı işte..

Başta da dediğim gibi daha heyecanlı işlenseydi belki daha fazla etkisi olabilirdi ama öğrenciler birbirini öldürüyormuş, “banane” demek geldi içimden, halada acımadan diyorum.Özellikle gül gibi bir konu heba edildiğinde bunu daha fazla söylemekten kendimi alamıyorum..Kendi dönemine göre övgüleri hak edebilir ama bana pek hitap edemedi.Yine de bir bakın derim, beğenenlerin sayısı beğenmeyenlerden kat kat fazla..

Reklamlar

7 comments

  1. Takeshi Kitano süper psikopattır bu filmde. hayranıyım kendisinin… filmden aklımda kalan tek sahne filmin sonunda bi kızın sırıtmasıdır… içime dokundu rahatsız etti beni….

  2. @ kişisel depresyon anları

    Takeshi Kitano; yani günahım kadar sevmem..Ama film seni bile rahatsız edecek bir şeyler barındırdıysa ben beğenmemekte haklıymışım.zira bu tür filmler konusunda seninle geceyle gündüz kadar farklı beğenilere sahip oluyoruz..Ve ne yalan söyleyeyim, yazıyı yazarken aklıma sen geldin; mutlaka izlemişsindir ve de beğenmişsindir diye..Manyak gençlik, ne olacak işte..

  3. @ kişisel depresyon anları

    Koca yorumdan bir tek onu gör sen 😛 Manyak tabi, gençlik de manyak yetişkinlerde manyak..Şimdi böyle dedim diye bende manyak olurum ama olsun varsın 🙂

  4. İlk 10 – 15 dakikasında salonu terkettiğim tek film olma şerefine sahip bu film. Hiç bir sahnesini, hikayesini, oyuncusunu, atmosferini sevmedim. Kitano ile bi samimyetimiz yok, pek bilmem kendisini de filmlerini de. Bilmeme sebebim de adını Battle Royale ile duymuş olmamdan gelir zaten.

    Kill Bill’de salonda kalma savaşı verdim ama Battle Royale için mümkün olmadı 😀

  5. omrumde izledigim hic hafizamdan cikmayan en guzel film muhtesem kelimelerle anlatamam adini unutmustum gunlerce konusunu yazarak aradim ve sonunda buldum salonu terk eden rkadas sen galiba sevmiyorsn boyle filmleri.Bence muhtesem.

  6. @ibrahim ege

    Türü sevenler için klasik bir film tabi, bir de benim gibi kendini bilmeden izleyenler için oldukça şaşırtıcı bir deneyim.Hani şimdi şu yaşımda izlesem belki çok beğenirim, ama izlediğim zaman diliminde bana ne hissettirdiyse o tepkilerle yazdım yazıyı.Ben ayrı bir yerde, kardeşim çok sever filmi..Tat alma meselesi, hatta film şu an için Hunger Games’in atası bile sayılır..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s