Guguk Kuşu ~ Ne zaman öteceği belli olmaz…

1241463709_ver10sk8

Vakti zamanında ben liseye giderken bir gece vakti TRT 2’de izlemiştim bu filmi ilk defa.Geçenlerde film alırken kardeşim izlemediğini söyleyince “ne büyük kayıp “diyerek satın aldık ve evimize götürdük kendisini..İlk izlediğim zamanın üstünden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hala her bir karesini hatırlayabiliyorum ya; bunda tabi benim keskin hafızamın değil, filmin etkileyiciliğinin büyük bir payı olduğunu söylemek boynumuzun borcudur..Eski bir film olduğundan dolayı tahminim çoğunluğun bu filmi bildiği yönünde, ve izleyen herkesin bir şekilde sevip saygı duyduğunu düşünüyorum; veya bilmiyorum öyle olması gerektiğini de hissediyor olabilirim..

Jack Nicholson’ın genç olduğu günlerde; o yüz ifadelerini izlemek, en acı verisi sahnede sırf o mimikleri için hala eğlenmeye devam edebilmek gibi bir etki yaratıyor bu film..Kendisi çeşitli suçlardan dolayı hapse düşmüş; ama akıl hastası numarası yaparak, bir akıl hastanesine sevk edilmenin yollarını arayan kurnaz ve asi bir şahsiyet..Zaten filmin başında onun bu hastaneye getirilişi ile açılışı yapıyoruz.Doktorlara deli olduğunu inandırmak için elinden geleni yapıyor diyebiliriz; bunda ki mutlak amacı da buraya kapağı atmak ve deli damgasını yedikten sonra cezasının indirimi ile kısa sürede tekrar “merhaba özgürlük” demek.Diğer hastaların arasına katılıp, onlarla birlikte her gün yapılan toplantılarda yer almaya başladıkça eğlence izleyici için başlıyor demek..

oneflewoverthecuckoosnestscene

Film, ağırlıklı olarak komedi değil ama komedi –dram ikilisini çok güzel yedirmişler, ortaya bu bir üzgün bir mutlu potansiyeline sahip izleyici profili çıkarmışlar..Diğerleri ile arkadaş olmaya başladıkça, hastanenin sorumlu hemşiresine kaşı isyan mı çıkarmıyor; yoksa bizimkileri toplayıp hastaneden mi kaçırmıyor..Her ne kadar kendisi “akıllı” bir adam olduğundan bu “delileri” yönlendirmek, içinde bulunduğu bu durumdan sonuna kadar eğlenmek onun hakkıdır zaten, diyen bir düşünceye sahip kendisi..Bu eğlenceli durumun ne zaman ciddi bir sorun haline geldiğini anladığını söylemeyeceğim, ama o anda değişen mimikleri, sonrasında takındığı o ciddi ifadeyi hala düşünemeden edemiyorum..

Bu arada, şahsımın meslek olarak edindiği hemşirelikten olsa gerek, filmdeki hemşirenin tavrı her ne kadar “kötü” olarak yorumlansa da ve bende bazı yerlerde bu dominant karakterin gizli gaddarlığını eleştirsem de; bir yerde hala ona sahip çıkma dürtüme engel olamıyorum..Yine de son sahnelerde ölsün gitsin demedim de değil..Eğlenceli gibi görünen bir filmden ciddiyete geçiş yaşansa da aslında filmin bütününde o ciddiyet vardı, sadece ortaya çıkacağı anı beklemekteydi o kadar…İronik bir film yapalım demişler ve bunu başarmışlarda; sonuçta herkes bir şekilde özgürlüğüne kavuştu..Bu arada yazıyı bitirmeden belirtelim, bende yeni öğrendim; filmimiz 9 dalda Oscar’a aday olup, baya da bir ödül toplamış, yakışır diyorum izlemeyenlere şiddetle öneriyorum..

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s