Sunflower – Ay Çiçeğinin mutlak sonu…

Sunflower01

Şu filmi izlerken içi parçalanmayan yoktur herhalde, o kadar çok kızdım ki, o kadar çok ekrana saldırmak istedim ki anlatamam.Filmin konusu hakkında çoğu yerde bir iki şey okumuşsunuzdur, bir de ben anlatayım tam olsun diyorum.Ama hepsinden önce; konuyu, aksiyonu, hissettirdiği üzüntü ve mutluluğu bir kenara bırakırsak, sadece posterinin cazibesi bile insanı izlemeye sevk edebilir.O karda hoş posterleri var ki, dün akşamdan beri bakıp duruyorum; insanın gözlerini alması pek mümkün olmuyor..Kendim hakkında öğrendiğim bir dip not daha; filmlerde postere çok önem veriyormuşum onu öğrendim.Şu adamın gözü yaşlı haline bakın bir; insan nasıl izlemek için kandırılmaya izin vermesin ki..

Posterde ki adam, lise çağlarında tam bir serseri olup; bırakın bütün liseyi bütün kasabayı korkudan titreten bir kişiliğe sahip(miş).Miş diyorum çünkü kendisi filmin başından itibaren gördüğümüz üzere; hapse girip çıkmış ve artık asla kavga etmeyeceğine, asla içki içmeyeceğine ve de asla ağlamayacağına dair kendisine söz vermiş, sakin ve huzurlu, kimseye karışmadan, can yakmadan bir hayat sürdürmek isteyen biri haline geliyor.Elinde küçük bir not defteri, başarmak istediği her bir şeyi oraya yazıp, sonrasında yerine getirdiğinde üstünü çiziyor. “Cevizli kurabiye yiyeceğim, “sigara içeceğim”, “halk hamamına gideceğim”, “hediye alıp insanları mutlu edeceğim” gibi cümlelerle aslında ne kadar kırılgan bir bünyeye sahip olduğunu da göstermekten çekinmiyor..

Sunflower03

Hapisten çıktığı gibi lokanta işleten yaşlı bir kadının evine gidiyor; kadın ve kızıyla yaşamaya başlıyor.Bunu söylemem gerekir mi bilmiyorum ama söylemeden de edemeyeceğim; kadın lise dönemindeyken öldürdüğü adamın “annesi” oluyor.Şimdi nasıl oluyor da; oğlunu öldüren bir adamı evlatlık olarak yanına alan ve “oğlu” gibi gören bir kadın olur diyebilirsiniz; ki cevabı film içinde kendinin kendi kuracağı cümlelerde yatıyor..Burada; bir aile sahibi olmanın mutluluğunu yaşamaya başlıyor; ona sahip çıkan bir anne; huysuzluk etse de varlığı mutluluk veren tatlı bir kız kardeş..Kendine bir iş buluyor; ders çalışmaya başlıyor ki liseyi bitirip hani belki olur ya koleje gidebilsin diye..Düzgün bir hayat yaşamak istiyor, etliye sütlüye dokunmadan; içmeden, kavga etmeden..Ama kasabanın kötü karakterli insanları, bir türlü yakasından düşmüyor..

Bak şimdi nasıl sinirlenmeye başlıyorum yine..Neyse, bu ahali başta bizimkinin kasabaya geri dönüşünden kıllansa da, ondan çekinip korkmaya devam ediyorlar.Ama bir iki saldırı da bizimki bir şey yapmayınca; ileri gitmekten de geri kalmıyorlar.Bu kadar şey anlattıktan sonra sonu hakkında bir şey söylemeyeceğim artık; sadece şunu bilmek bile yeterli olabilir; “insanın hem içini yağları eriyor hem içi parçalanıyor..” O kadar güzel bir aksiyon, dövüş sahnesi izliyoruz ki kaç kere başa alıp izledim bilemiyorum.Baş rolde ki adamda kolay kolay kimse de göremeyeceğimiz o “karizma” var; bir bakışı, bir duruşu yeter milleti korkudan öldürmek için.Filmin başında; o kadar saf, hatta o kadar masum görünüyor ki insan içinden şöyle bir geçiriyor; “bu kim adam öldürmek kim, sinek bile öldüremez; çok yanlış bir oyuncu seçimi olmuş”..Ancak filmin sonunda gördüğümüz “aynı” karakter, o kadar farklı hissettiriyor ki, az önceki düşüncelerimizden dolayı utanç içinde kalıyoruz..

Kendisine ayrı bir hayranlık beslemeye başladık; ama filmin geneline duyduğumuz hayranlık kadar olabilir mi bilemiyorum..Bunca zaman görüp es geçtiğim bu film, “ayıp bana” dedirtmeme neden oluyor; siz denk düşerseniz izlemek için ikinci defa düşünmeyin; zira “kaçırılmaması” gereken sıfatını sonuna kadar hak ediyor.Buradan izleyebilir, sonrasında benim hissettiğim o kızgınlık dolu düşüncelere katılabilirsiniz..- şahsen ben içimden küfür bile ettim-..

Reklamlar

26 comments

  1. Cık cık cık terbiyesiz 😀 Mr.Socrates’te ki adam değil mi yaw bu. En kısa zamanda izleyeceğim inş konuyu beğendim.

  2. @ collapse 17

    Ayy o muymuş; bak hiç fark ediyor muyum..Adamın tanıtımını yapmadıkça pek de tanıyacakmışım gibi durmuyor yaa.Hala milleti birbirinden ayırt edemiyorum; yazık bana..

    En kısa zamanda izleyip, nasıl bulunduğunu belirtmen dileklerimi sunarım 🙂

  3. Filmi dün izledim ve film için söylenecek çok şey var aslında ama sanki söylendiğinde filmin büyüsü kaybolacak gibi.Bir insana sevgiyle yaklaştığınızda o kişinin sevgiyle nasıl 180 derece dönüp başka bir insana dönüştüğüne şahit oluyorsunuz ve de nefretle yaklaştığınızda birden bire nasıl bir kaplana dönüştüğüne.

    @ofori

    Gerçekten filmin başında o kadar saf, hatta o masum görünüyor ki ” başına vur ağzından lokmasını al ” ama sonraki sahnelerde utançtan çok acı hissettim ben.Verdiği sözden caymamak için sarf etttiği çaba bir gecede yok oluyor ,hele o ağlaması insanın kalbini parçalıyor.
    Baş roldeki adam Kim Rae Won’nun en sevdiğim filmlerinden My Little Bridge ve de Love Story In Harvard dizisini izledim.So Ji Sub ve Gong Yoo kadar olmasa da gerçekten çok iyi oyunculuğu var 😀

  4. betterfly, sonick ortak paydamız var madem, ben de mr. socrates’i izledim ve bu adamı acayip benzettim sonick’e, tavırları bağırış çağırışları falan, sonick de oynasaydı aynı iş çıkardı ortaya bence, bir ben mi benzetiyorum, merak ettim 🙂

  5. @ruzigar

    Bir film yada dizi izlerken ”bu rolde Ji Sub oynasaydı nasıl olurdu acaba ?” veya ”Ji Sub yerine başkası oynasaydı nasıl olurdu?”diye düşürüyorum hep ama Sonic oynadığı rolleri hep hakkını vererek oynadığı için böyle fkirlerden çabucak sıyrılıveriyorum. Mr. Socrates’i izlemediğim için birşey söyleyemem,en kısa sürede izleyip yorumumu belirtirim 😀

  6. tmm canım merakla bekliyorum, bakalım sen de benzetecek misin, sonick bütü dizilerde filmlerde oynasın :p bence, beklemek zorunda kalmayız yeni filmi 😀

    ofori sen izledin mi mr. socrates’i??

  7. Valla hal ve tavırlar açısından bende benzettim ama bizim Sonick buradaki adam gibi filmin başında “saf” görünmezdi, o ne kadar masum bir rolde oynasa bile adamın bakışları yeter diyorum..Bu arada My Little Bridge’a ki adam bu adam mı? Çok şaşırdım gerçekten, benziyor ama o kadar farklı roller ki; helal olsun diyorum..

  8. cain and abel’in başında tam bir melekti, al böyle saçlarını karıştır yani 😀 masumu da güzel oynamıştı yani 🙂

  9. Az önce TRT 2 de çok güzel bir film izledim Sağa Dön Sola Dön. Başını kaçırdım ne yazık ki aslında en başından görüp es geçtim ama sonra izlemeye karar verdim. İyiki de izlemişim çok çok beğendim. Hemen yorumluyorum şu başını bir seyeredeyim internetten.

  10. @ la fea

    Yaa bende gördüm o filmi, ama senin gibi pas geçip gittim; geriye de dönüşüm olmadı.Bak şimdi üzüldüm, güzel diyorsun..Nette linkini bulursan ve bana da verirsen çok sevinirim. ..

  11. @ la fea

    Bende indirmeye başlıyorum o zaman, güzel bir şey çıkacağına eminim.Sitene bakıp duruyorum tanıtım yazısı için ama bir tek başlık vardı, gerisini de bekliyorum 🙂

  12. Ya başını kaçırdım ya o yüzden bir şeyler deniyorum aynı zamanda Müzik playerı gördün mü? Neyse başlıyorum izlemeye yorumlayacağım hava kararmadan ha ha beni izlemeye devam et.

  13. @ la fea

    Valla ailecek izlemedeyiz:) Bu arada uzun zaman önce kardeşim söylemişti, bana sana iletmeyi unuttum.Dedi ki “abla la fea’nın blog görünümü ne kadar güzel olmuş, seninkini sollar geçer”..Bende iki dene geçirdim kendisine bu yorumundan sonra ama kız haklı ne diyelim 🙂

  14. Önemli olan görünümü değil arkadaşım içeriği 🙂 Eh o konuda da seni tek geçiyorum. Senin kardeşde mi okuyor benim blogu yoksa kazara mı uğradı ha ha? Bu arada şiddete karşıyız kardeşler sevilmeli korunmalı falan diyerek küçük arkadaşlarımız içinde mesaj vermiş olalım 😛

  15. @ la fea

    Yok yok okuyor valla; bakma o sessiz çoğunluktan olmayı tercih ediyor.Şimdilerde bilgisayarı bozuldu, dünyadan bihaber yaşamaya devam ediyor..Şiddet konusunda ben iki dene vurduysam o bana üç tane vurmuştur, birde nazlı ki ablası sorma, hiç çekilmiyor küsken.O yüzden dövüyoruz ama küstürmüyoruz 🙂

  16. Ha ha ha ayy bayıldım bu lafa ‘Dövüyoruz ama küstürmüyoruz’ süpersin ne diyeyim. Kardeşin beğeniyor mu bari yazıları mı 🙂 Doğru söyle 😛 Sağolsun var olsun 5 tane okuyucum olduğunu bliyorum artık eh yeterde artar bile 🙂 Bu arada daha tatil olmadı mı okul neyim?? Senin kardeşin ile olan maceralarını özledim ha ha 🙂

  17. @ la fea

    Valla okuyup okumadığını bende bilmiyorum, ama yazılardan haberi var..Gerçi artık ben yazdık ettim onu da bilemiyor yaa.Okulu haziran sonunda bitiyor, bu arada hanım yurttan ayrılıp eve çıkmış, artık iyice bağımsızlaşıyor 🙂 Ev işiyle uğraşıyordu en son, sabah aradım konuştuk kahvaltı hazırlıyordu -evde bilen hazırlamaz şaşırdım bende- Valla bende özledim gelsin, bu yaza çok işi var onun..

    Annemle babam gezecekmiş, ben işte olurum, o da evde kalıp bize yemek yapar artık 🙂 -duymasın bu dediğimi-

  18. Vayy kızkardeşini sırf size yemek yapsın diye istiyorsun demek çıkarcı abla 😛 İnsan tek başına kalınca herşeyi yapmak zorunda kalıyor. Benim kardeşimde 1 sene olmadan öğrencilik hayatına uyum sağladı. Normalde ağzına sürmediğim yemekleri yiyormuş annem ziyarete gittiğinde şok olmuş 🙂 Benim erkek kardeşim aradığımda ne istiyorsun diyor ha ha iyi senin ki konuşuyor senle yine ha ha

  19. @ la fea

    Valla pek belli etmiyorum ama istediğimde çok sert bir abla olabiliyorum.Benimki telefonda “ne istiyorsun” desin bana, bir daha telefon alamaz benden.Ailecek çok nazlıyız yani 🙂 Öğrensinler tabi; evde ablalar var her şeyi onlar yapar diye düşünmesinler..Hahaha, yaşasın kötülük..

  20. Bizim iletişimimiz böyle 😛 ben ‘ablacım ne iyi ettin de aradın’ demek istediğini düşünüyorum 😛 ama arada ayarı kaçırınca bende trip atıyorum. En küçüğümüz kendisi pek nazlanıyor dediğin gibi.

    Sana bir ön izleme Sağa Dön Sola dön tanıtımımdan

    **************

    Hong Gong-Singapur ortak yapımı bu filmin Orjinal adı Heung Joh Chow Heung Yau Chow daha önce de yayınlanmış Tv de ama ben dün tesadüf eseri gördüm. Başını kaçırdım ama izlediğim kısmı filme bayılmama yetti. Önce Kore filmi zannettim ama baktım ne oyuncuların tipi ne de mekan Koreye benzemiyor ama asıl uyanış anı filmde ki kızın çocuğa seni seviyorum falan filan gibi bir cümle söylemesi oldu. TÜRKÇE dublajlı izlediğim filmde kızın ağız hareketinden ‘sareneyo’ demediğini anladım. Görüldüğü üzere Kore sevdası insanı ‘linguist’ bile yapabiliyor. 🙂

  21. @ la fea

    Ayy alemsin valla, güldürdün beni.O ne güzel bir yorum öyle, tabi insan o kadar kore filmi izledikten sonra böyle olmadık şeylerden ayırt edebiliyor filmi..Çok tatlı bir ifade o yaa, hala gülüyorum..Bak o kadar olmuşuz artık, Korece’yi kendimize yetecek kadar çözdükten sonra artık dudak okumak bile yetiyor bize 🙂 Alemsin valla.. 🙂

  22. Herşey Kore sevdası ve Koreli yakışıklılar için 😛 ‘Oppa Sareneyo’ dedim mi bitmiştir olay ha ha ha.

  23. Araya tatil işim girince Mr.Socrates’i izleme işi rafa kalkmıştı,bugün izledim ; çok güzel ve ders alınacak bir film diye düşünüyorum.Melül melül ekrana bakarken birden Tarkan’nın şarkısını duyunca ağzım kulaklarıma vardı 😀 Sözleri olmasada sadece müziğini dinlemek bile büyük bir etki yarattı bende 😀

    @ruzigar

    Bende birazcık benzettim Sonic’e ama fazla değil,O oynasaydı eminim daha çok severdim filmi.Ofori’nin de dediği gibi” O ne kadar masum bir rolde oynasa bile adamın bakışları yeter”. Kim Rae Won’nu izlediğim dizi ve filmlerinde oynadığı karakterlerde hep ”saf ” olarak görüyorum.Saldırıya geçmek için bardağın son damlasına kadar dolmasını bekleyen tiplerde rol almış bana göre. İzlediğim dizileri arasında meğersem 2006 yapımı What Star Did You Come From da varmış ama hiç hatırlayamadım demekki orda pek saf biri değilmiş. 😀

    Son olarak filmde aklımda kalan birkaç güzel söz vardı.

    -Sen… bana öğretmedin.Beni yetiştirdin.Bir köpek gibi….

    Öldürülen mafyanın cenaze töreninde;
    -Hayatta daha fazla aşağılanamazdım.
    -Sen öğretmenimsin.Sen sahip olduğum tek öğretmensin.Bana söylemedin mi? Sana doğru yolu gösterecek bir öğretmenin olsaydı şimdi olduğun yerde olmayacaktın.Benim bir tane var.Sen varsın.Bana yardım et.Bana köpek gibi yaşamamak için bir şans ver.Benim böyle çağırılmama izin vermeyin öğretmenim….

  24. @ betterfly

    Cidden çok güzel bir filmdi; bak şimdi hatırladım da, bir daha izleme isteği kabardı içimde.Adamdaki dönüşüm süperdi ama; tam bir serseriden prensipleri olan, doğruyu yapmaya çalışan süper bir karaktere dönüştü.Deemek ki her şey bir yol göstermeye bakıyormuş dedirtti insanlara..Ben en son sahnede çok eğlendim ama; hapishanede ki babasının karşısına; yeni polis olmuş erkek kardeşi ile çıkıyordu ya, adam da onlara “siz benimle dalga mı geçiyorsunuz..” demişti; çok güldüm o sahneye..Aslında gülmekten ziyade; on numara bir filmin on numara final sahnnesinde hissedebileceğimiz o doyumu hissettim..

    Ne denir ki daha; süper bir filmdi azizim..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s