Dance with the wind ~ Yeterki dans edelim…

517

Dün işe gitmeden önce, plansız bir şekilde izlemeye başladığım bir filmdir kendisi.Önceden aklımda olsa, izleyeceğim desem neden bilmiyorum sonradan dönüp bir türlü izleyemiyorum; zamansızlıktan veya ulaşamamaktan değil, link elimin altında ama bir türlü basıp izlemiyorum.Onun için filmleri bu şekilde spontan izleyeceksin ki, sonuna kadar heyecanla gidebilesin, şahsımın kulağına küpe olsun..Bu filmi daha öncende görmüştüm ama dönüp konusu nedir diye ne bir bakmışlığım var ne de bir yerde bahsedildiğini görmüşlüğüm.Arayan bulur tabi, ama aramayınca hakkında hiçbir fikrin olmadığı bir filmi izlemenin ve de sonunda mutlu olmanın heyecanı ayrı bir oluyormuş.

Film için ne tam anlamıyla komedi ne de tam anlamıyla dram diyemiyorum; sanki ikisi iç içe geçmiş, bir sonraki karenin ne olacağı hiç belli değilmiş gibi.Her an güldürüp, aynı anda ağır bir dram havasına sokabilecek bir atmosfere sahip.Oyun hamurları gibi, bir bükülüyor için eziliyor, bir doğruluyor kahkahalar havada uçuşuyor.Filmin ana konusu o güzel posterinden de görebileceğiniz gibi; “dans etmek”..Kore’de özellikle erkeklerin salon dansı yapmasına nasıl bakıldığı, bu dansı yapanların ister istemez “garip” ve “Kazanova” olarak görüldüğü ve hatta bir ileri safhada “jigolo” olarak adlandırıldıkları bir düzende; bir garip ademcik sadece dans ederek yaşadığını hissedince toplum onu nereye kadar sürükleyecek hep birlikte izliyoruz.Film, polis olan baş rol kızımıza masum bir kız imajı verilerek bir jigolonun peşine düşmesi ve onu “kadınları kandırıp paralarını aldığı” için dolandırıcılıktan suçüstü yapması için görevlendirilmesi ile başlıyor..

Bir sonraki sahnede erkek karakterimiz bütün fiyakası ile ortaya çıkıyor; bir gören kadın dönüp bir kere daha bakıyor adama, o kadar havalı ve kendinden emin dolanıyor ortada.Zaten hepimizin ilk imaj olarak onda gördüğü şey; “evet bu adam dolandırıcı olabilir” tarzında oluyor..Neyse bir şekilde bizim kızla yolları kesişip ona dansı ne kadar sevdiğini ve kendisini bir dans sanatçısı olarak gördüğünü anlatıyor.Kız tabi, “geçmişini ve yaşamını çok merak ediyorum” diyen masum kız pozlarında olduğu için, bizimkisi en başından itibaren başlıyor hikayesini anlatmaya..Bir zamanlar bir mahalle köşesinde kendi dükkanı olan, evli ve bir çocuk babası, hayattan pek de beklediği bir şey olmayan; öylesine yaşayan ama amaçsızlık içinde yok olduğunu hisseden sıradan bir adam olduğunu ama bir arkadaşının ona salon dansı öğretmesi ile hayatının bir anda nasıl değiştiğini anlatıyor bizlere; tabi biz bu arada görüntülerle olayı daha iyi kavrıyoruz..

photo1102

Özellikle geçmişini ve içine girdiği değişim sürecini anlattığı o sahneler çok komik, gülmekten öldüm resmen..İlk dans hareketinde havada esen bir rüzgar, donup duran dünya ve sanki içindeki boşluğun bir anda dolması; ve artık hayatında danstan başka bir şeyi gözü görmemesi..Bizimkisi artık gece gündüz dans hareketlerini çalışıyor, yemek yerken, sokakta yürürken, trafik lambasının yeşile geçmesini beklerken..Ve sonrasında kendisine dansı en iyi şekilde öğretecek öğretmen bulmak için evini terk etmesini izliyoruz.O dans hocalarına ayrı bir hayranlığım var bu arada; özellikle ilk hocası beni benden aldı; adamın dans ederken ki kıvraklığı karşısında bir garip izleyici olarak hala saygıyla eğilirim..Film yer yer adamın geçmişi, yer yer şimdiki zamanı göstererek ilerliyor.Adam gerçekten bir jigolo mu, kadınları dansıyla etkileyip kendine hayran bıraktıran ve sonra onların paralarını yiyen bir dolandırıcı mı yoksa gerçekten şu hayatta tek amacı dans etmek olup, şimdiye karda bir şekilde hep yanlış anlaşılmış bir dansçı mı…

İzledikçe yavaş yavaş bir fikir sahibi oluyoruz, ama son ana kadar “tamam ben her şeyi çözdüm” diyemiyoruz bir türlü.Çok çok heyecanlı bir film demiyorum ama kendi iç dinamiğini oluşturmuş, izleyeni sıkmayan ve ilgiyle takip ettirebilen mütevazi bir özelliğe sahip.Hiç bir şey olmasa bile sırf dans sahnelerini izlemek için bile görülmeye değer.Sonuç cümlem; “ ben çok beğendim” olur, insanın aklının bir köşesinde kalacak “özel” bir film, merak edenler buradan izleyebilirler, şiddetle altı vurgulu bir şekilde tavsiye edilir.

Reklamlar

3 comments

  1. yahu öyle güzel anlatıyorsunki insanın izlememesine bu yorumları okuduktan sonra imkan yok doğrusu…:) allahtan ben hemen çıkmka zorundayım dersaneye gidicem yumurta kapı durumlarındayım sınava az kaldı kpss heyecanım dorukta..o nedenle iyiki evde değilim diyorum yoksa oturup izlerim die korkum.ama arşive ekledim temmuzda izleyeceklerim arasına girdi..bu güzel anlatım için sağolasın canım..iyi günler dilerim sanaa:)

  2. @ tarih 84

    Sen böyle söyledikçe yazasım geliyor valla 🙂 Ama filmin kendisi güzel, ben ne yapabilirim ki..Hadi bakalım şu sınavların hayırlısı ile bir bitsin, kim tutar seni.Ve bana sakın KPSS’den bahsetme, bir sınav bitiyor yenisi başlıyor gibi..Her şey sınav olmuş, inşallah çok güzel bir puan alıp istediğin yeri elde edersin..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s