Little Prince / Küçük Prens

littleprince_front

Bazen filmler için o kadar güzel afişler yapıyorlar ki, hani konuyu bir kenara bırakıp sadece afişin hatrına oturup izlenir o filmler.Görsellik konusunda bu kadar elimi kolumu bağlayabiliyorlar yani.Ama bu film, işte bu bahsettiğimin konunun tersi bir etkiye sahipti benim gözümde, sırf afişi için konusunu bile okumadığım, bir şekilde hep es geçmeyi tercih ettiğim ve an itibariyle “neden bu kadar çok beklemişim ki “diyerek başımı klavyenin tuşlarına vurduğum “değerli” bir film.Ama gerçekten de konusunu vurgulayan tarzda daha güzel ve acıklı bir poster seçimine gidebilirlerdi; ki o zaman benim gibi afiş konusunda bu denli sığ düşüncelere sahip insanları izlemek için daha erken ikna edebilmiş olurlardı..Bütün suçu onların üstüne atıp –kendimi de temizledikten sonra- film hakkında bahsedelim biraz da..

Başta şunu söylemek gerekir ki Little Prince “acıklı” bir film.Öyle ortada insanın burnunu sızlatan, salya sümük ağlatan bir dram havası da esmiyor.Yine de inceden inceye veriyorlar bir şeyleri; pişmanlıklar altta yatan duygu olurken her şeye rağmen çabalamaları anlatıyor film.Bende çok güzel anlattım tabi; şu yazımdan herkes ne olup bittiğini anlar; şahsım bile kafa karışıklığı yaşadı şu an.Kendimle çekişmeleri bir kenara bırakırsak; film iş kolik bir adamın karısının ısrarla çalan telefonlarına cevap vermeyişi ile başlıyor.Daha sonra kendimizi iç karartıcı bir hastanesi sahnesinde, küçük bir çocuğun sedyesi başında buluyoruz.Adam, filmlerde seslendirme yapan ve işinde de çok iyi olan birisi; öyle ki işi dışında gözü dünyaları görmüyor.Ama o kadar tatlı bir kızı var ki; o çocuğun olduğu sahneleri ayrı bir merakla izledim.

Adam işiyle o kadar meşgul ki yıllarca ailesini ihmal etmiş, her daim karısı ile bu konu yüzünden kavgalı.Film, eşi ve kızının trafik kazası geçirmesi ve ölmesi ile ilk önemli virajını alıyor.Aynı gece kadın arabanın içinde can çekişirken son bir nefesle hala kocasını arayıp yardım istiyor ama adam karısının telefonlarına işi nedeniyle cevap vermekten kaçınıyor.Bundan sonra, adamın nasıl hissettiğini, nasıl bir vicdan azabı ve boşluk duygusu içinde olduğunu tahmin edebilirsiniz..İşi bırakıyor, kendini sadece içmeye ve uyumaya veriyor.Bir gün marketten içkileri yüklenip eve gideceği zaman, otoparkta yere çömelmiş küçük bir erkek çocuğu görüyor.Başta ilgisini çekmeyen bu çocuğun hastalanıp yere yığılması ve onu hastaneye götürmesi ile bir şekilde kendini bu çocukla ilgilenirken buluyor.Belki de asla ilgilenmediği kızının izlerini görüyordur onda veya tutunacak bir şeylerin açlığı içinde kendini çocuğa yakın hissediyordur; bilinmez..

30023_ss6

Çocuğun ciddi bir kalp hastalığı olduğunu ve son dönemlerini yaşadığını öğreniyoruz daha sonra; anne, babası tarafından terk edilmiş, kendi düzenini kurmaya çalışan teyzesi tarafından büyültmeye çalışılan; elindeki küçük köpek balığı ile dünyaya küçücük gözleriyle bakan çok ama çok tatlı bir çocuk.Zaten bu filmde seçilen çocuklara ayrı bir sevdim; hepsi bu kadar tatlı olmak zorunda mı.Resmen içim sızladı izlerken, bazı yerlerde ağlamamak için kendimi zor tuttum – malum ev halkına rezil olmamak için- .Biraz da duygusalım bu konuda, hasta çocuk olayında kendimi kaptırıp gidiyorum.Adam ve çocuğun bir araya gelişi ve birbirlerini sahiplenişi, sadece bir acıları sarma olayı değil aslında, ilerleyen zamanlarda onları bağlayan bağın daha acıklı olduğunu da öğreniyoruz..

Yok olmak isteyen bir adamla, günleri hastanede geçen yalnız bir çocuğun arkadaşlığını sunuyor bize bu film; gülüyor, eğlendiriyor ama bolca da üzmeye devam ediyor.Geriye dönüşlerle daha önce bilmediğimiz bir çok şeyi öğreniyor ama kendimizi bu filme daha çok “kaptırıyoruz”.Çok güzel bir film gerçekten, hani kıyıda köşede kalmış gibi görünüyor ama bir kere izleyince insan altın madeni bulmuş gibi hissediyor bir anda.Sıcacık duyguları var, çok hoş benzetmeleri var.Bu arada, adamın bütün film boyunca şapkayla gezmesi, çocuğun şapkası yüzünden onu bir hamburgere benzetmesi, küçük köpekbalığının büyük denizlerde yolunu bulması derken aslında görmek isteyene çok şeyler vaad edebilen bir film.Eğlendiren Kore filmlerinin yanında, “istesek suyunu çıkarmadan sizi bir güzel üzebilir de” diyebiliyor.Küçük prens umut getiriyor hayatlara..Buradan Türkçe alt yazı ile izleyebilirsiniz..

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s