Numb ~ Duygusuz bir film…

posterxh0

Geçen gece gözüme takılıp merak ettiğim ama filmin yarısında sızıp kaldığım bir yapım kendisi, sabah kalktığımda ancak bitirebildim.Yine de ifade yanlışlığı olmasın filmin kendisi uyutmuyor, aksine heyecanla izlettiriyor, sadece benim çok uykum vardı o kadar.Film hakkında izlemeden önce hiçbir şey okumuşluğum yoktur, bu seferlik kör atış olsun diyerek attık göle bir taş, şansımıza güzel bir film çıktı..İsmi “Duygusuz” olarak da geçiyor, ki kendisine çok da yakışır bir isim.Film, dolu dolu bir kadroya, arkasından sayfalar dolusu konuşturacak bir hikayeye veya heyecan döngüsüne sahip değil ama kısıtlı kadrosu, içe dönük senaryosu ile yine de çok güzel işler başarabilmiş bence.Bir gece vakti çok fazla ot çekerek bunun bir etkisi olduğunu düşünerek duygularını kaybetmiş bir adamın hikayesini anlatıyor..

Kendisi 30’lu yaşlarında olup, bir gece vakti birden bire bütün duygularını kaybettiğini hissediyor.Bu dünyada yaşıyor ama sanki yaptıklarını yapan o değil gibi; dışarıdan kendisini ve olanları izler gibi yaşamaya başlıyor.Film konu olarak bunu temel alırken bunun aslında bir tür hastalık olduğunu da belirtmeyi ihmal etmiyor.Okuldayken psikoloji dersinde görmüştük bunu, ama sadece tanım olarak geçmiştik.Bir insanın hiçbir şey hissetmeden, kendi yaşantısını dışardan izliyormuş gibi seyretmesi, haliyle oldukça enteresan gelmişti.Ve film, bu konu üzerinde ilerliyor..Adam sanki, bu dünyada yaşamıyormuş gibi hissediyor; ki zaten hissedebildiği tek duygu da bu..Bütün film boyunca boş gözlerle etrafa bakışınu, masum duruşlarını, yardım isteyen tavırlarını izliyoruz..

Normalde sıkıcı gelebilecek bir konuyu, çok da güzel işlemiş ve ilerletmişler.Bizimkisi elindeki bütün imkanları kullanarak doktorların, idrak uzmanlarının, psikologların kapılarını arşınlamaya başlıyor.Ve her gittiği yerde çare aramak isterken belli bir zaman sonra koşar adımlarla oralardan kaçıyor.Aslında burada diğerlerine de inceden bir gönderme var.Mesela, o kadar çok ilaç kullanıyor ki, kokteyl gibi karıştırıp öyle yutuyor hepsini.Bir çoğunun ciddi yan etkisini göz önüne alarak, “yarasın” diyerek dikiyor kafaya.Çare bulmak için yıllardır ziyaret etmediği baba evini bile deniyor ama nafile, bir panik atak krizi ile kendini acil servis kapılarında buluyor.Derken bir kız giriyor görüş alanına; seviyor kızı ama işte ruh gibi dolanıyor çevrede, bir türlü ifade edemiyor, birlikte olduklarına hala kendisini dışarıdan izleyen boş gözlerle bakıyor çevreye..

Dediğim gibi, sıkıcı olma potansiyeli yüksek gibi görünen ama bu tür psikolojik bozukluk yaşayan hastaların durumlarını, çare arayışlarını mizahı da içine katarak anlatan çok hoş ve sıcak bir film..Sırf adamın yaşadığı bütün o olaylara boş gözlerle bakışını seyretmek için bile izlenebilir bu film, bu türü sevenlere tavsiye edilir, boş vaktinizde izlenebilecek bir film; buradan izleyebilirsiniz..

Reklamlar

2 comments

  1. Matthew Perry’e “Friends” dizisinden kalma bir hayranlığım var mutlaka izlerim. En son da “Birds of America” filminde izlemiştim.

  2. @ collapse 17

    Bende diyorum bu adamı bir yerden tanıyorum, tabi Friends’i izlediğmiz zamanlarda ben lise 1’lerde falandım herhalde.Zaten bendeki hafıza ile yine iyi “tanıdık” gelmiş 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s