A Man Who Went to Mars ~ O kadar da uzak değil…

20061213151047745314

Bugünlerde o kadar çok şey izlemek veya okumak istiyorum ki, bu duyguyla nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyorum.Zira bir yandan da yorgunluk çökertiyor beni.Yine de başladığın bir filmin hemen bitmesine de gerek yok; zira misal bu filmi bitirmek baya vaktimi aldı.Her boş anımda biraz biraz izlediğimden, sabah başlayıp, sonraki günün sabahı bitirebiliyorum.Böyle yaparak filmi bir yerde katlediyor da olabilirim ama hiç izlememektense, böyle izleyip bitirmek daha cazip geliyor gözüme.Mars’a giden adamın hikayesinden bahsedeceklerini söylerken hiç beklemediğiniz şeylerle de karşılaşabilirsiniz..

Film, mistik veya bilim kurgu tadında ilerlemiyor, tamamen gerçek duyguları temel alarak kendi içinde ilerliyor.Baş rol kızımız ve oğlumuzu ilk defa çocukken görüyoruz.Kızımızın babası ölecek ve adamı kızına “ben buralarda olmayacağım, Mars’a gideceğim” diyerek bir yerde yokluğuna alıştırma yaparken görüyoruz.Bir sonraki sahne tahmin edilebileceği gibi cenaze sahnesi oluyor.Küçük kız, babasına öyle inanıyor ki, onun öldüğünü ve Mars’a gitmediğini söyleyen arkadaşlarıyla kavga ederek, inatla babasının başka bir gezegende olduğunu ve onu terk etmediğini söylüyor.Esas oğlumuz ise, daha o yaşlarda seviyor kızımızı, o üzülmesin diye elinden geleni yapıyor, hep yanında oluyor..

159033sk3

Kızımız Mars’taki babasına mektup gönderdiğinde; bizimkisi postane görevlisi ile anlaşarak o mektupları alıyor, kendisi bir cevap yazı, sanki babasından gelmiş gibi tekrar kıza gönderiyor; yeter ki mutlu olsun, yalnız olmadığını hissetsin diye.Çok güzel bir ilerleyiş gibi görünüyor değil mi; şimdi bu masalın ilerleyen kısımları için muhtemel düşünceler şu yönde olabilir; “büyürler, birbirlerini severler ve sonsuza kadar mutlu olurlar.”Açıkça söylemek gerekirse ben bu yönde düşünmedim değil, hatta kızımız şehirdeki halasının yanına taşınıp, köyünü ve çocuğu arkada bıraktığında bile ilerde yine bir araya gelecekler ve mutlu olacaklar diyen düşüncelerim daha baskındı.

Ama masumiyet büyüdükçe ölüyor klişesi kendini göstermeye başlıyor.Çocuk büyüyor ve köyünün postanesinde çalışmaya, felçli babası ve ailesi ile ilgilenmeye, arsız kardeşinin sorunları ile uğraşmaya, yıkılıp baraj yapılacak köyünün akıbeti ile ilgilenmeye başlıyor.Bu kadar sorunu arasında ne zaman düşünse içini ısıtacak, onu mutlu edebilecek çocukluk aşkını da hiç unutmuyor.Filmin, en masum ve en düzgün davranan tek karakteri kendisi; öyle ki bu adamı bu rolde izlemeye kıyamadım resmen.Hiç bir beklentisi olmadan sevdiği kızın yanında olan, dün yüzüne karşı aşağılayıcı ve kötü laflar edilse bile bugün aynı sevgiyle kıza yüzünü dönebilen nadide bir karakter.Kız ise, masumiyetini kaybeden, yalnızlık içinde ve mutlu olmayı unutan –benim açımdan sevilecek bir yanı olmayan- birisi..

Filmin nasıl ilerlediğini anlatmayacağım; ama ana fikir olarak Mars’ın o kadar uzak olmadığını, insanların uzak veya yakında olmasının mühim olmadığını, asıl önemli olanın herkesin bir anı, bir düşünce kadar yakında olduğunu vurgulamaları.Varlık içinde yokluk çeken bir karakterle, asla yalnız olmadığını bilen başka bir insanın kimi zaman artan kimi zaman azalan temposu ile ilerleyen filmi diyen kısa bir sonuç cümlesi atarsam ortaya; pek bir şey bahsetmeden kaçmış olur muyum..Buradan Türkçe alt yazı ile izleyebilirsiniz..

Reklamlar

13 comments

  1. çok rastladım bu filme ama adı işte garip geldiğinden elim gidip de indiremedim :d ama bu yazını okuduktan sonra ofori sınav sonrası için elimde bir tane daha film oldu, mutlaka izleyip birşeyler karalamak istiyorum :d
    teşekkürler 🙂

  2. @ ruzigar

    Sınavların çok başarılar dilerim; ne kadar stresli olduklarını biliyorum; umarım seninki pek can sıkıntısı yaratmadan geçer ve güzel sonuçlar alırsın..Film hakkındaki yorumunu sabırsızlıkla bekliyorum, geldiği an sitene koşacağım 🙂

  3. @ kişisel depresyon anları

    Zaten zamansızlığımızdan dolayı daha bir cazip görünüyor şu filmler; bende boş zamanlarımda çok görmüştüm ama dönüp hiç izlememiştim, şimdi dar vakitte aradan çıktı valla .Umarım yakın zamanda meşguliyetin azalır 🙂

  4. çok sağol ofori, inşallah iyi geçer de sorunsuz atlatırım bu dönemi, sonra gelsin kore dizileri filmleri, hahaha 😀

  5. @ ruzigar

    Zaten en çok rahatlama anlarında tadı çıkıyor filmlerin.Bende daracık vakitlerde izlediğim filmleri daha çok seviyorum, daha değerli geliyor gözüme 🙂

  6. ofori, nasıl bir hikayedir bu böyle, nasıl sıcak, başroldeki erkek oyuncu nasıl böyle ısıtabilir insanın içini gülüşüyle, bayıldım, harikaydı, sonuna rağmen güzeldi 🙂

  7. @ ruzigar

    Hiç kendini belli etmiyor değil mi; gerek ismi gerekse afişleri ile çok sıradan bir film gibi duruyor.Ama baş roldeki adamın gülüşünü seyretmek, adamın hayata bakış açısına hayran kalmak için bile seyredilebilir bu film..Sonu kendi içinde hüzünlü olsa da, sanki tam da beklediğimiz bir şeymiş gibi filmin finalini yaptı..Üstünden zaman geçince “ne güzel filmdi” diye kendinden söz ettirebilen filmlerden..

  8. ne tatli..
    kirmizi atki ruzgarda ucusmus..
    mektub pulu gibi..
    afisini cok sevdim..

  9. @ buyuveseker

    Bende çok beğenmiştim afişini, hatta beni kandıran da afişi oldu diyebilirim 🙂

  10. beni o kadar kandirdi ki;
    kirmizi atkimla tepelere cikicam aksam :=)
    evime döndügümde de filmi izlemeyi düsünüyorum insallah..
    beni o kadar kandirdi..

  11. bu fılm cok garıp yahu;posterınden ınsanı ıcıne cekıyorr daha ılk bakısta;ben dakıkalarca posterıne bakıp durmustum;ve fılmı de cok sevdımmm;bence ızleyıınnn;oforı cok guzell yazmıssın ya ;yorumlarını okurken bıle fılmı yenıden yasıyorum her seferınde…;sen de yengec burcu musun yoksa;bu derın ıfade ancak su burclarında olabılr sankı…..:))))))))))

  12. @ nisa-1341

    Valla süpersin, evet yengeç burcuyum; evini seven, hatta içinde bilgisayarını çok seven bir insan olarak her sene değişen ilgi alanlarımdan biri olarak bu bloga başladım; şimdilik çok güzel gidiyor, senin gibi bir sürü arkadaşım oldu, çok güzel şeyler paylaşıyoruz; bu bile mutlu olmak için yeterli..Filme gelince; kız yazık etti çozuğa diyorum başka bir şey demiyorum..( Gözü yüksekte olan kızları sevmiyoruz..)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s