The Bow ~ Hwal

yay_afis

Geçen yaz tatilinde kardeşim bir gün eve elinde bir sürü Kore filmiyle geldi; tabi o an ona karşı olan sevgim birden katlanıverdi ama bunu belli etmeden –şımarmasın diye- teker teker izlemeye başladık.Bolca Kim Ki Duk filmini sırasıyla tükettik.Bu filmi de bir gece vakti ışıkları kapatarak izlediğimizi hatırlıyorum.Bizden başka birileri daha vardı ama tam olarak kimlerdi onu çıkaramıyorum.Zira onların film sonu yorumu “bu nasıl bir filmi böyle” şeklinde arada kalmış, hafif olumsuza kayan özellikteydi.Ancak her zaman inandığım bir şey var ki o da bir Kim Ki Duk filmi izleniyorsa filmin sonunda insan ne kadar karışık duygular yaşarsa yaşasın asla film hakkında olumsuz bir yorumda bulunmamalı, zira onun filmlerinin de belli bir etki dönemi var.

Biraz zaman geçtikten sonra dönüp tekrar filmi düşündüğümüzde “adlandıramıyorum, ifadelere dökemiyorum ama güzeldi bee” dedirtiyor insana.Gerçekten de öyle, nesini seviyorum ben bu filmin diye soruyor insan kendine, buna mantıklı veya kendisini ikna edebilecek bir cevap dahi bulamıyor ama bir şekilde o filmi sevdiğini hissediyor ama.Garip bir durum; simgesel anlatım mı bozuyor bizi, yoksa mecaz görüntüleri mi.Her filmin sonunda, af edersiniz ama bir “dumur oldum” durumu yaşıyoruz.En azından kendim adına bunu söyleyebilirim, kendime gelmem için baya bir süre geçmesi gerekiyor.Yorumsuz kalmaktan yoruma geçiş yapmak o kadar da kolay olmuyor.

Onun içindir, bu adamın filmlerini izledikten hemen sonra yoruma saldırmıyorum; hemen yazayım ve sitede bir güncelleme yaparak paylaşayım fikirlerimi demiyorum; istesem de diyemiyorum.Zira kelime kıtlığı yaşıyorum o anlarda, ne desem, nasıl ifade etsem bilemiyorum; o an insanın kafası bomboş olunca ne kadar zorlarsa zorlasın sonuçta bir şey çıkmıyor ortaya.Ve bu filmin üstünde 7-8 ay geçti nerdeyse, ben daha yeni kelimelere dökebiliyorum.6 yaşından beri gözü gibi bakıp büyüttüğü; her sabah kahvaltısını kendi elleri ile hazırladığı, her akşam yıkayıp saçlarını taradığı kızla evleneceği günü bekleyen yaşlı bir adamı ve kelimelerini kendine saklayan bu kızın hikayesini anlatıyor film..

the-bow

Sıradan bir film izleyicisi olarak, başta adama kızıyoruz tabi..Bu durumu görüp de felsefi bir yorum veya yaklaşım getirecek kadar aşmış değiliz daha, o yüzden “boyundan posundan utan be adam” diyerek ekrana tükürebiliyoruz..Zaten bütün film boyunca adama olan kızgınlığımız hiçbir sorgu işine girmeden aynı ön yargı ile devam ediyor.Adam düğün için alış veriş yapıyormuş, yıllardır düğün gibi için takvimden günleri karalıyormuş umurumuzda değil.O kendi düzeni içinde düğün gününü beklerken geçinmek için teknelerine aldıkları bir grubun içinden kızın şimdiye kadar asla ilgisini çekmediği bir şey oluyor; kendi yaşlarında bir çocuğa ilgi göstermeye başlıyor.Şimdiye kadar ona bakan bu yaşlı adamdan başka bir dünyası olmayan kızımız, kendini ister istemez bu çocuğun yanına fırlatıyor.

Çocuk aslında; başta gözümüze bir “kurtarıcı” olarak görünse de, bir kara kedi aslında..Düne kadar iyi giden ve her şeyin plana uygun yapıldığı bir düzeni bozuyor.Kız, bu yaşlı adamdan başkasının bulunmadığı dünyasında yeni bir şeyler keşfediyor ve artık özgür olmak istiyor.Hepimizin ne kadar büyük görünse de sınırlı kalmış küçücük yaşamlarında yeni şeylere ne kadar açlık duyduğumuzu ama onların peşinden gitmek isterken geçmişi, bizi bu günlere getiren şeyleri de koparıp atmaktan ne kadar korktuğumuzu anlatan bir film bence.Kız gitmek istiyor ama gidemiyor; biriyle defteri kapatmadan diğerine adım atamıyor.Sonu her zamanki gibi bir muamma aslında, diğer Kim Ki Duk filmlerinde olduğu gibi.Adam bir şiir okuyor bize; satır sayısı, hece ölçüsü, uyak , ritim ve konu derken hepsini veriyor ama “benden bu kadar yorumu sana kalmış” diyerek elini eteğini çekiyor filmin sonunda.

Her daim konu ne kadar farklı olursa olsun; insanı ve hayatın kendisini anlatıyor aslında.kim ne görmek isterse onu görüyor..

Reklamlar

9 thoughts on “The Bow ~ Hwal

  1. Ben daha bir taneyi yeni bitirdim. Sen görünce gaza geliyorum ama İspanyolca ödevim var. 1 hafta önceden. Ben son ana bıraktım her zamanki gibi 😛 Bir de üstüne blogumu güncelledim 🙂 Süper bir öğrenciyim ben 😛

  2. @ la fea

    Süpersin ne diyeyim; bende bugün öğlen çalıştım biraz, arkadaş geldi onunla sunum hazırladık.Hiç bitmiyor bu ders mevzusu valla.Ama blog olmasa insan kendine de pek zaman ayıramıyor; bak şimdi akşam akşam sizinle konuşuyorum, mutlu oluyorum.Bu arada okudum dizi tanııtmını, yorumumu da bıraktım; baya da gaza gelmiş bulunuyorum..

  3. @ kişisel depresyon anları

    Cnbc-e vermişti çok önceden, ama oradan izleyememiştim, artık nedeni neydi bende tam olarak hatırlamıyorum.Ama kardeşim satın alıp gelince artık yeri ve zamanıdır diyerek bakmıştım.Her zamanki gibi “bu neydi yaa” dedirten filmlerinden ..

  4. Kim Ki Duk severLerin pek de yabancı oLmadığı bir fiLm.Az çok tarzını biLenLeri fazLa şaşrıtmamış oLsa gerek.BoLca susarak yine çok şey anLatmış karakterLer

    SessizLik üçLemesinin son haLkası Yay türe aLışkın oLmama rağmen benim için de şaşırtıcı bir fiLmdi.Senin de bahsettiğin kararsızLıkLarı derinden hissettiriyor.Bir yandan adama kızarken , kıza engeL oLdugu, hersey bir yana kendinden cok küçük bir kıza “göz koydugu” icin ,diğer yandan sabrını takdir edip emeğinin hiç mi karşıLığı oLmadıgını düşündüm..BeLki de kücükLüğünü biLdiğimiz o kız , oğLanı görmesiyLe birden büyüyor gözümüz önünde.Önce gitmek istiyor(beLki benciLce) , sonra vefa duygusuyLa hareket ediyor.

    OyuncuLar çok başarıLıydı.DiyaLogsuz duyguyu vermek cidden beceri işi.

    Yine de Boş ev (Bin-Jip) favorimdir

  5. @ sema

    Zaten artık bu adamın filmlerine başlamadan önce hani derler ya sağ ayakla giriyorum besmelemi yapıyorum diye, ben de o mantıkla çekiyorum besmelemi; “anlayayım” diyerek başlıyorum izlemeye 🙂 İlk etapta vuruyor, boş tepkiler içine sokuyor beni ama sonradan bir çift laf edecek kıvamada getiriyor beni..

    Yine de senin de dediğin gibi benim de en favori filmim Bin Jip’tir.İlk bu filmini izlediğimden midir yoksa diğerleri arasında her daim özel olarak görünmesinden midir bilemem.Natacha Atlas’ın şarkısı hala kulaklarımdadır ..

  6. @ Emir

    Emir Bey yine almış almış başınızı gitmişsiniz; sizi durdurabilene aşk olsun..Her gün yeni bir film, bu nasıl bir hizmet aşkıdır öyle, çok sevindiriyorsunuz bizi..

  7. Boş Ev, Rüya ve Yay izlediğim Kim Ki Duk filmleri ama en beğendiğim filmi Boş Ev… Diğer filmlerini izleyeceğim. Bakalım Boş Ev yerini koruyacak mı:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s