Antique Bakery ~ Bende orda çalışsam …

k2ck7saa7

Sonunda izledim; o kadar uzun zamandır bekliyordum ki bu anın gelmesini, böyle sabırla beklediğim ve izlemek için her yerde takip ettiğim film sayısı parmakla sayılacak kadar azdır ve bu film, benim kafamı uzun süre meşgul etmekteydi.Sırf bunun sevdasına, 10 küsur bölümlük animesini bile izlemiştim, nedir konusu, nasıl ilerliyor bir bakayım diye..La Fea izlediğinde ve yorumunu yaptığında koşar adımlarla sitesini tıklayıp bütün yorumları yalayıp yutmuştum; ve bu arada arkadaşım diye söylemiyorum çok güzel bir tanıtım yazısı var, isteyen buradan okuyabilir.Linki bulduğumda, tam izlemeye başlayacaktım ki kardeşim “ ben filmi indirdim, sana postayla gönderiyorum” dedi ve beni biraz daha beklemeye mahkum etti.

Ama iyi ki de öyle yapmış; zira görüntü kalitesi yüksek bir şekilde bu filmi izlemek insanı daha iyi hissettiriyor.Hani başka bir yerden izlesem; o renk geçişlerini, görüntü kalitesini, o pasta ve keklerin insanın iştahını kabartan görüntülerini bu kadar net bir şekilde alamazdım.Neyse efenim, dün öğlen vakitlerinde geldi posta, bende akşam oturdum ve izledim.Posterlere, resimlerine bakınca çok eğlenceli bir film olduğu anlaşılıyor ama bu renkli kabuğun altında her bir karakterin dramı saklanıyor belki de.Öylesine “gülelim eğlenelim ve mutlu olalım” diyerek bir film yapmamışlar; evet gülüyoruz, ve evet eğleniyoruz ama arada sırada ciddi bir şekilde duygulanmadan da edemiyoruz.

untitled-1

Zaten bizimkileri bir araya getiren şey patronun çocukluğunda yaşadığı ve daha sonradan unuttuğu kaçırılma deneyimi oluyor.Bütün hayatını etkileyen bu durum, onu her zaman “diğerlerini endişelendirmemeliyim, herkese kendimi uydurmalı, kimsenin yanında korkularımı, endişelerimi belli etmemeliyim” diyen bir kişilik yapısı içine sokuyor.Sırf bu özelliğinden dolayı, kime aşık olsa, kiminle ciddi bir şeyler düşünse, sonu mutlu sonla biteceğine, kendisini içkilere sürükleyen bir terk edilme sahnesi ile son buluyor.Ve geceleri, onu boğazlayan, her yerden saran kabusları yaşı ne olursa olsun, ne kadar zaman geçerse geçsin peşini bırakmıyor.Dıştan bakıldığında; yakışıklı, havalı , zengin ve bir o kadar da mutlu olan karakterimiz, film ilerledikçe gösteriyor bize bu endişelerini..

Onu kaçıran adam hakkında hatırladığı tek şey, kendisini 2 ay boyunca sadece pasta ve keklerle beslediği oluyor.Ve sırf bu kabuslardan artık kurtulmak, normal bir hayat yaşayabilmek için bir pastane açarak bir şekilde o adama ulaşmayı amaçlıyor.Bu yazı çok spoilerlı oldu farkındayım ama başladık bir kere, durduramıyorum kendimi.İş yeri ayarlandığında, sırada elemanları toplamak kalıyor.Ülkenin en iyi pasta şeflerinden biri kapısına dayandığında ve CV’sine göz attığında, adamın sıklıkla iş yeri değiştirdiğini görüyor.Sebep olarak ise karşısına “şeytani gay cazibesi” çıkıyor. Kim Jae Wok’in performansına burada bayıldığımı söylemek isterim.O kadar güzel yerleşmiş ki o karakterin içine, onu artı başka bir gözle görmek çok zor olacak benim için.Bir bakışı ile adam heteroymuş, homoseksüelmiş demeden milletin dizlerini titretebiliyor.Hele bir bar sahneleri var ki, o içeri girdiğinde hayat bir anlığına duruyor sanki..

untitled-2

Bayıldım bu karaktere; başta bizim kafe sahibi onun bu özelliğine inanmamıştı ama sonradan kaç ay boyunca sırf işe aldığı elemanlar bizimkine aşık oluyor diye; bütün temizlik işlerini kendisi yapmak zorunda kaldı.Bir de tabi filmin ilerleyen kısımlarında ortaya çıkan Fransız sevgilisi vardı ki, o adama ayrı bir hayran kaldım.Yan yana ne de güzel duruyorlardı öyle; bir de kıskandığında ortalığı yıkıp geçiyor adam.Bizim cafe sahibini çok da sinir ediyor onu söyleyeyim.Arada bir görünüp kaybolması çok hoş bir sürprizdi benim açımdan.Ve onların bu durumundan o kadar da rahatsız olmadım, filme ayrı bir hava, güzellik katıyordu.Bu arada bizim pasta şefi cafe sahibinin lise yıllarında sınıf arkadaşı.Önceden pek hatırlamıyor ama cafe sahibine lisedeyken aşkını ilan edip, yüzüne bir pasta yediği ve bin bir türlü hakaretle hayatının en kötü gününü geçirdiği ile kalıyor.Ama o günün verdiği gazla daha sonradan baktığı her erkeği titretebilecek bir cazibeye sahip oluyor.

Ve gelelim üçüncü elemanımıza; Eiji Kanda..Eski bir boksör olan bu karakterimiz, dövüşmeye devam ederse kör kalabileceği ihtimali üzerine çok sevdiği mesleğini bırakıp, bir başka ilgi alanına yöneliyor; pastalara.. Son Woo’nun yapmış olduğu pastaları yedikten sonra adeta kendinden geçiyor ve bizimkinin ayaklarına kapanarak onu çırağı olarak yanına alması için yalvarıyor.Esas patronu taktığı falan da yok bu arada; ustası ne derse onu yapıyor.Ustası gaymiş, erkekleri peşinden koştururmuş, dünya umurunda değil, adama sonsuz bir saygı ve sevgi içinde.Ona zarar verecek herkesin gözünü morartmak gibi bir görev üstleniyor.Yaşı ve boksörlük geçmişi gereği biraz asi bir karakter ama ortama çok çabuk uyum sağlıyor ve bizim kafenin çatı katında yaşıyor.

ecbba4ebb2841zb7

Son karakterimiz ise; cafe sahibinin çocukluk arkadaşı gibi bir şey.Annesi onların evinde çalıştığı dönemde erken yaşta ölünce Chikage Kobayakawa’yu bizimkinin ailesi sahipleniyor ve onu büyütüyorlar.O da bu iyiliğin karşısında bizimkini asla tek başına bırakmıyor; her yerde onun yanında oluyor.Her ne kadar cafe sahibi bundan pek hoşnut olmasa da , kardeş gibi büyümüş oluyorlar işte.Biraz saf bir karakter; ışık gözlerini rahatsız ediyor diye gece bile güneş gözlüklerini çıkarmıyor.Başta o da Son Woo’nun cazibesinden etkileniyor, el ele tutuşup yağmur altında dans bile ediyorlar ama sonradan “arkadaş” kalmayı tercih ediyorlar.Çok masum bir karakter aslında; diğer üçünü nasıl sevdiysem onu da aynı şekilde sevdim.

Renkleri, müzikleri, hikayesi ve tabi en önemlisi o pasta ve kekleriyle çok güzeldi, ağzımın suyu aktı desem doğru olur.Tabi o sırada en iyi seçenek elimdeki çekirdekti ama olsun, hiçbir şey yememektense, çekirdek o sırada saldırılabilecek en yiyecekti.Bu film tekrar tekrar izlenilir, ve kendini her seferinde daha fazla sevdirir.O kadar bekletti ama sonunda değdi diyebiliyorum; izlemek isteyenler buradan izleyebilir, herkese önerilir.

Reklamlar

12 thoughts on “Antique Bakery ~ Bende orda çalışsam …

  1. Yorumunda yorumuma yer verdiğin için teşekkür ederim 🙂 ama link yok ha ha ha :)) Valla bu film hakkında ne desem az. Renkli bir film, eğlenceli bir film ama aynı zamanda dramatik bir film. Sadece dramı gözünüze gözünüze solkmuyorlar. Her bir karakterin iç dünyasını geçmişini çok güzel anlatmışlar. Oyunculuklarda bende ortanın üzerinde. Boksör çocuğun asıl patorunu takmaması da ayrı bir komedi. Bir de ben uzakdoğu sinemasının dizilerin falan eşcinselliğe bakış açısını beğeniyorum. Olaya dünyanın sonu gelmiş gibi değil de ‘bu da böyle bir insan ne var yani’ şeklinde yaklaşıyorlar. En azında şu ana kadar izlediğim filmlerde böyle. Hatırlarsan Coffe Prince de böyleydi. Eun Chan’ın erkek ya da gay olması ihtimali kimse de ‘ayyy ireenç’ gibi bir tepki yaratmadı. Bir de filmde ki karakterler az çok geçmişleriyle ve yaşadıkları dramla barışmış ve kendilerine acımadan hayatlarına devam eden insanlar. ‘Şimdi halim ne olacak’ gibi bir ruh hali içine girdiklerini görmedim ben.

    Ahh o Fransız sevgili. (Andy Gillet) Bence çok şekerdi ve yorumlarda, filmle ilgili bilgilerde kendisine yeterince yer verilmediğini görmek üzücü. Hem yakışıklı hem yetenekli bir oyuncu. Asyalı olmadığı için dikkat çekmedi sanırım ne kadar enteresan değil mi? Genelde tam tersi olur 🙂

    Birde pastalar var tabii. Ağzımdan akan sular sel oldu resmen 🙂 Gecenin o saatinde evde yiyecek tatlı falan da yoktu. Bisküvi misküvi idare ettim ama aynı şey değil tabii. Ofori buralara yolun düşerse bir ara pasta yemeye gidelim seninle 🙂 yanında da kahve içer Gong Yoo’ yu yad ederiz.
    ( evet yine Gong Yoo seviyorum napıyim :P)

  2. @ la fea

    Ayy valla “buradan” demişim, sonra dönüp link vermemişim, iyi ki hatırlattın, yoksa öyle kalacaktı o.Hemen düzelttim ve herkesi senin güzel yorumuna yönlendirdim..O gay mevzusunu ne güzel açıklamışsın; cidden hayatın sonu, “ayy aman Allah’ım, siz ne biçim insanlarsınız” muhabbeti olmuyor hiç.Herkes tercihleri kabul etmiş, tasvip etse de etmese de kimse sesini çıkarmıyor; buda böyledir işte diyor..

    Filmi izlerken, daha zevkli bir hale getiren de bu işte.Fransız sevgilinin kıskançlık halleri; nispet yapar bakışlar ve ellenen kalçalarla insan keyifle izliyor olan biteni.Bu arada ben adamın tipine de hayran kaldım; yan yana pek bir güzel duruyorlardı.Hava alanı sahnesinde portre gibi durmuşlardı.Keşke daha çok ilgi gösterilse o adama karşı..

    Ve dran kısmı, dediğin gibi her şey dozunda.Uçlara kaçmayan eğlenceli bir film.Herkes geçmişiyle bugünlere gelmiş ama bu durum hayatlarının önüne geçmemiş.Boksör bile kör olduğumda bir yerlere yatırırlar beni artık diyerek kendi ile dalga geçebiliyor.İzlerken keşke bende öyle bir yerde çalışsaydım dedim; o kadar özendim ki anlatamam..

    Ve bizim pasta yememiz artık farz oldu; aç karnına kesinlikle izlenmez bu film.Eziyet olur resmen:)

  3. Aynen canım ya işkence resmen. Fransızı bende çok beğendim . Oldum olası beğenirim Fransızları zaten 🙂

  4. ______SPOİLER____

    Ben bir de Pastane takımının bizim Japonu histerik sevgilinin elinden kurtarmaya geldikleri sahneyi sevdim. Orada adamı döveceklerken Sun Wu sesleniyor ya ‘Ellerine dokunma onlarla hayatını kazanıyor’ diye. Yine de çok romantik ve düşünceli.

  5. @ la fea

    ———– Spoiler——

    O sahne süperdi gerçekten.Bizim fransızda ne kadar narin görünüyor ama görüntüsünün aksine çok kıskanç ve baskıcı.Animeden dolayı işin içinde şiddet olduğunu biliyordum zaten ama filmde izlemek daha farklı hissettiriyor orada.İyiki boksör yoktu orada, yoksa bırak elleri kıramğı, bacaklarda gider katur kutur..

    Ben zaten o sahneleri geri sarıp sarıp izledim aklıma geldikçe eğleniyorum valla ..

  6. @ la fea

    İngilizce alt yazı ile izledim, kardeşim bir ara çevirmeye çalışıyordu ama bana ing. alt yazı ile gönderdiği için, fazla sorgulamadım kendisini 🙂

  7. ben ise insanların hayallerine koptum.pastacının en büyük hayali nakit parayla prada pantolan alabilmek bir gay den daha özlü bir söz olamazdı ben arad dolce gabbana da der demiştim ama prada ile sınırlı kaldı.aşkımın ise hem ilgilenmeyip hemde jan batistmiddirnedir fransızın kıskandırma hareketlerine illet oluşu süpperdi.filmin sonu ise tam bir muamma.telefonda anladığım kadarıyla boksöre artık geri dön diyip duruyordu acaba oda mı fransızın sevgilisi oldu yoksam çünkü o kadın erkek ilişkilerinde çok notr dü yani bilemedim….ah ah oppam süpperdi.

  8. @ tarih

    Hehehe, evet gerçektende bizimkinin o kadar çalışıp da satın almayı düşündüğü hayali de bu olabilir zaten..Boksör Fransaya eğitimi için gitti; aynı ustası gibi bir pasta uzmanı olmak istiyordu ve oralara gidip öğrenip gelecek; zaten o da Jan’a sinir oluyordu, oralarda muhakkak döver onu..

    Bu arada kıskandırma mevzusu çok güzeldi, nasıl güldüm o sahnelerde anlatamam, tekrar dönüp dönüp izledim 🙂

  9. yahu boksöre çok güldüm ben yaşlı adam diyo yakışıklıma adamın azından sigarasını alıp üstüner atıyo dil çıkarıp böğ böğ böğ yapıyo…koptum o sahnelere ve benim yakuşuklum pastacıyı tanıtırken o şehvetli bir homo diyincede ee sonra diyorya boksör adamın umru değil yani gay miş başka şeymişl çok çok süpperdi.pastacıda ne olur bana öğret diyince neden olmasın dediğinde aşkımın şaşkın ifadesi de süpperdi…çok sevecen sıcak tavırlar vardı bu benim özel filmlerimden oldu.hele oppamın bayan garson hayali canlandırılışı sahneler süpper süpper onu terk eden kadınlara yazıklar olsun bari güzel olsalar gel oppma dedim sana ben ruhen seninim zaten bir ömür seninle yaşamak cennetten bir bahçe sahibi olmaya eş değer allah allah …koptum yahu….ilk aşkımdır kendisi e normal sanırım…

  10. @ tarih 84

    Bizimkinin kadın garson hayaline bende çok güldüm, zaten filmde şu hayalleri yok mu, hiç bir şeyi olmasa bile sırf onlara gülerdim herhalde.Her haliyle dolu dolu bir film olunca, ne kadar bahsedersek bahsedelim sanki konuşacak daha dünya kadar şey kalıyormuş gibi hissettiriyor..Bende bizimkini beğenmeyip terk eden kızlara “hıh” dedim, dönüp bir kendilerine baksınlar gerçekten 🙂

  11. dimi ama bencede çok haklıısn zaten oppam da yanında sığınacağı biri olsun onunda dertlerine kolkanat gersin istiyor gel aşkım gel benimde kpss derdime çare ol valla sınav yaklaştı bende kötüyüm bu ara işte takıp cd yi izliyorum keratayıo pek mutlu oluyorum gerçektende baya çalışılmış filme.şimdi ise oppamın yeni film hazırlığı başlamış baya sinemaya adadı kendini japon bir filmi koreliler yeniden çekeceklermiş çekim başlama tarihi yakınmış bayan oyuncu hoş değil ama olsun zaten ön planda oppamın olması yeter..bakalım nasıl olucak..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s